Atatürkün Tarih ve Uluslararası İlişkiler Konularındaki Sözleri
Dış politika bir toplumun içyapısı ile sıkı sıkıya ilgilidir. Çünkü iç yapısına dayanmayan dış siyasetler daima mahkûm kalırlar. Afyon, 23. 03. 1923
"Yazarlar, tanrı olamayan ama yine de kendi evrenlerini yaratmaya çalışan zavallı ölümlülerdir." - Terry Pratchett"
"Yazarlar, tanrı olamayan ama yine de kendi evrenlerini yaratmaya çalışan zavallı ölümlülerdir." - Terry Pratchett"
Dış politika bir toplumun içyapısı ile sıkı sıkıya ilgilidir. Çünkü iç yapısına dayanmayan dış siyasetler daima mahkûm kalırlar. Afyon, 23. 03. 1923
25 milyon insan canına mal olan Cihan Harbi, yalnız bir şey kazandırdı: Milliyet bilinci! Her milletin hür olması artık cihan adaletinin bir esası olacaktır! Birçok milletler böylelikle esirlikten kurtulmuştur. İhtimaldir bir gün dünya Türkleri ve garip Türklüğümüz de özgürlüğüne bu vesile ile kavuşacaktır!
YZ
Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. 07.071927, Dolmabahçe Sarayı, İstanbul Öğretmenler Heyetine Demeç.
Serkan Karaismailoğlu
En güzel çocuk kim de? Böyle bir soru da çok saçma, en güzel çocuk herkesin kendi çocuğu, üstüne daha laf söylenecek bir söz yok. En güzel gocuk kim de peki? Onu da kim yaptıysa onda... En gıcık kim de hadi bunu da bilin bakalım? Benim arkadaşım vardı palavracı
Şair, resmi özgeçmişi dışında kendisini Sıradan bir şair, hayat boyu öğrenci, İdealist bir öğretmen olmaya gayret eden bir birey olarak tanımlıyor.
Şair, şiirlerinde genellikle aşk temasını işlediğini, bunun yanında toplumsal içerikli şiirlere de yer verdiğini belirtiyor:
Efendim müteradif yani eş manalı kelimeler ne kadar çok bilirse insan dili de o kadar gelişir ve zenginleşir.
Müteradifler, birbirinin aynı ya da ikizi kelimeler değillerdir. Bu kelimelerin aralarında ince bir çizgi vardır ve bu ince çizgi bize farklı duygular ifade ettirirler.
Birkaç yüz metre sonra ağaçlar arasından çitlerle yapılmış, belki de kerpiç olan yan yana birkaç evin önüne geliyoruz. Dışarıda 3 genç sohbet ediyor. Hepsi de yağız, çekik gözlü. Bakınca Bunlar Yozculardan dememek elde değil. Yüzleri kendilerini ele veriyor çünkü.
Duruyoruz. Ben kendimi tanıtıyorum. Gençlerde bir sevinç
İnsan öfkesinin kökenlerini, kardeş kıskançlığı örneği üzerinden inceleyen ve kendini gerçekleştirme sürecindeki engelleri tartışan düşündürücü bir metin. Psikolojik semptomların altında yatan varoluşsal sıkışmışlığı ele alırken, kişisel gelişimin önündeki en büyük engelin yine kişinin kendisi olduğunu vurguluyor.
Erken Cumhuriyet Döneminde Batılılaşma Adına Öz Musikimize yapılan müdahaleler...
Yani rahipler de tıpkı amigdala gibi bize "ölümden sonra hesap ta versen, sonuçta yaşayacaksın", diyordu. Dış dünyanın kolektif özneli üretimine karşın egemence kişi sahipli özel mülkiyetçi öznelerin akıl karıştıran sizi etkileyip büyüleyen yüzlerce niceleyicileri vardı.
Aslında bu okuma alışkanlığı, sosyologlar, psikologlar, dilbilimciler tarafından sosyal bir deney ve geniş çaplı araştırma gerektiren bir konu. Benimki naçizane küçük bir öneriden ibaret olacak.
Bilinç nedir? Bildiğinin farkında olmak mı? Hayvanlar benliklerinin farkında mıdırlar? Ben dediğimiz şey neden bu kadar muamma? Ruh diye birşey var mıdır yoksa beyinde birtakım elektrik sinyallerinin yönettiği ve hormonlar sayesinde hissedebilen çok hücreli organizmalar mıyız?
Halid Ziya Uşaklıgil