"Benden Selam Söyle Anadolu'ya"
Bu yazı Dido Sotiriyu'nun "Benden Selam Söyle Anadolu'ya" adlı eseri hakkında yazılmış bir incelemedir.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bu yazı Dido Sotiriyu'nun "Benden Selam Söyle Anadolu'ya" adlı eseri hakkında yazılmış bir incelemedir.
Nihat Sami Banarlı için,sadece bir edebiyat tarihçisi demek yeterli olmasa gerek.Zira o,edebiyat tarihçiliğinin yanında çok üstün meziyetlere de mâlikti.
Geçen sonbahar yakınlarınızın yanındayken Quartfoucheun dinginliği içinde kendimden geçip bir hayale vurulmuştum; şimdi uyandım. Bunu böyle bilin. Hoşça kalın.
’Hasan Hüseyin ve Güldali’nin çocukları olarak, 20 Eylül 1943 tarihinde Burdur'un Tefenni İlçesi'ne bağlı Ece Köyü'nde doğdu. İlk şiiri Nisan 1956’da, ilk yazısı 24 Ocak .........
Cezayirlilerin her şeyini aldılar
Adlarıyla birlikte ülkelerini
İlahi dilleriyle sözlerini
Beşikten mezara giden yolda
adım attıran bilgeliği
Uzun zamandır inceleme ve araştırma yazıları yazmaktayım.Bazılarını bir kaç sitede yayımlamıştım. Ancak dağınıklıktan kurtulmak ve tek bir sitede kalıca olmak için,bir arkadaşım tavsiyesi ile İz Edebiyat yazmaya karar verdim.
Bu yazımda bir Şairin binmeyen yönlerini ve Asırlara meydan okuyan yaşam felsefesini bulacaksınız.
Bu yazı
Oniki yaşından beri yaşadığı kalp rahatsızlığı nedeniyle ölüm duygusunu ve korkusunu bastırmış, yaşamla arasında oburca üretmeye dayalı bir bağ kurmuştur. İstedim ki bu müthiş adamla ilgili şeylerin kısa da olsa bir dökümünü yapabileyim.
Trabzon,tarihten bugüne kadar çok büyük şahsiyetler yetiştirmiştir.Bu şahsiyetlerin başında da Cihan Padişahı Kanunî Sultan Süleyman gelmektedir.O Trabzon’un gözbebeğidir.
Evet, insanı diğer varlıklardan farklı kılan temel unsur ondaki kalp ve kafa münasebeti, kalbi hayatı ile bir taraftan melekût âlemini imrendiren, bazen çalışma ve cehd ile bazen de ilham esintileri ile varlık âleminin sırlı koridorlarına dalan, makro ve mikro âlemin muhteşem nizamını gözler önüne serip ve bu suretle,
Sineklerin Tanrısı, üzerine birçok incelemenin yazıldığı bir kitap. Başta kitabın çevirmeni olan Mina Urgan olmak üzere birçok kişi kitabı faşizm-demokrasi ekseninde yorumluyorlar ve haksız da sayılmazlar. Fakat bana göre kitabın, benzer noktalar üzerinden gidilecek olsa da farklı bir perspektifte okunması mümkün.
Ecel gemisi, acı siren sesleriyle hayat limanına uğrayarak oradan topladığı yolcuları ebedî âleme taşıyor. Bu mahzun göç,dünyanın yaratılışından bugüne dek durmadan devam ediyor.Göçenlerden çok, arkada kalanlar yıkılıyor.
Artık kendimden sorumlu değilim; buna çok memnunum. Başkalarının elindeyim artık, kendi kendinden kurtulmuş, özgürlüğüm elimden alınmış durumdayım.
Yaşasın düzenli günler, saatler!
Ve ruhun zaferi!
Yaşasın düzen, disiplin!
Gece var nârda Nur’ u görmez gözün hiç sesi!
Gece var gündüzlerin kundakçısı geceler!
Gece var altı şarta tecavüzün iç sesi!
Gece var beş vakitin varakçısı geceler!
Ölüm bir güzel insanı daha aramızdan ayırdı. 21 Haziran 2008 tarihinde Trabzon’un önemli söz üstatlarından biri olan Hüsnü Mustafa Tomaç’ı kaybettik. Mustafa Tomaç Ağabeyin 1934 senesinde Trabzon’un Beştaş(Kanliga) köyünde başlayan hayat yolculuğu 21 Haziran 2008 tarihinde son buldu. O da her nefis gibi ölümü tattı. Bizler de günü
Kitap şu tümceyle başlar: San Salvatorenin çanları Josef Breueri daldığı düşünceden sıyırdı.
"Madame Bovary, kapağını açtığınızda geçmişin kokusunu hissettiren bir klasik. Teknoloji çağında yaşarken neden taşra hikâyelerini okuyoruz diye düşünürken, Emma'nın hayalperestliğinde kendimizi buluyoruz. Flaubert'in 150 yıl önce yarattığı bu gerçekçi roman, günümüzün filtresiz hayat hikâyelerinden daha fazla etkileyici. Çünkü Emma'nın dramı, aslında hepimizin içindeki boşluğun, hayallerin ve hayal kırıklıklarının
Zamanın nelere gebe olduğunu hiçbirimiz bilemeyiz. Bugünkü konumumuz bizi ne aşırı derecede gururlandırmalı ne de ümitsizliğe sevk etmelidir. Düşmez kalkmaz bir Allah’tır. Yarınların renginin siyah mı, beyaz mı olacağı bugünden kestirilemez. Bizler büyük bir gayretle ve iyi niyetle yarınlarımızı bugünden imar etmenin gayreti içerisinde olmalıyız. Biz elimizden geleni
Özdeksel şeylere tutkun, açgözlü bir dünyanın ortasında Poe kurtuluşu düşlerde buldu. Amerika'nın havasının kendisini boğmasına karşın Eureka'nın başlangıcına şunu yazdı:
"Bu kitabı, düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adıyorum!"
O kendi varlığıyla, başlı başına bir protestoydu ve protestosunu kendine özgü yollarla ilan etti."