Sizi Biran Düşünürken!
Çok nadiren denediğim bu tür çalışmalar, ancak zihnimi zorladığı vakitler bir iki kelam etmeyi, sizinle paylaşmayı, lüzum ettirdiğinden olsa gerekir.
"“Bir insanın karakterini anlamak için ona biraz iktidar verin.” — Guy de Maupassant"
"“Bir insanın karakterini anlamak için ona biraz iktidar verin.” — Guy de Maupassant"
Çok nadiren denediğim bu tür çalışmalar, ancak zihnimi zorladığı vakitler bir iki kelam etmeyi, sizinle paylaşmayı, lüzum ettirdiğinden olsa gerekir.
Elinizin altında evirip çevirip bir kenara koyduğunuz sayısız kitap orada masanın üstünde, raftaki yerinde okunmayı bekliyordur. Bir gün başka bir nedenle-içine koyduğunuz bir fotoğraf, telefon numarasını kaydettiğiniz bir kâğıt, belki üç beş cümlelik bir not için- aralanır.
Ve kokusu.. insanın her yerine sinen.. ağır.. yaşamayan bir koku.. yaşattığı sanılan.. oysa en güzeli bir tebessümdü ilaçların.. yürek güçlü olmalıydı.. insan yüreğinden tutunuyordu yaşama..
'Yıllar geçmiş, hissettirmeden, sinsice kayıp gitmişler..' Olur ya bazen bu duygu fena yakar içini, yatağın soğukluğu acıtır ya canını hani, işte öyle bir gece yine....
Kilometreler bir bir artar, hedefe yavaş yavaş yaklaşırken...Yollar menzile varır, başlangıçlar geride kalırken...Bir yolculuk başlar içimde geçmişime, bir sapaktan dönerim geleceğime...
Çocukluğumla kucaklaşırım gözlerim asfalt yolun sıcak buharında
Küçük tezgahımla oturuyordum yine sokaklarda. Her zamanki mallarım vardı önümde; düşüncelerim, hayallerim, nefretim, sevincim ve de hepsinin sindiği yüreğim.
Üçüncü hafta hava genelde boz bulanık. Ne yapılır ki bu havada evde oturup uyku modundan başka? Yine böyle bir günde pazara gidiyorum ama yok artık kesmiyor “en iyisi yeni yerler keşfedeyim” diyerek başlıyorum bilmediğim sokakları arşınlamaya. Ben sokaklarda dolaşırken sanırım yağmur beni kıskanıyor yada yalnız olmama gönlü razı
Hatıra veya anı. Objelerin, seslerin ve renklerin aklımda uyandırdığı intiba. Diyalog gibi kendimle konuşmalarım ve hesaplaşmam. Zamana karşı ne yapmalıyım neden yapmalıyım?
Yatılı okula alışmama yardımcı olan arkadaşlarımdan biri Ayseldi, diğeri Nurşen.
"... Fotoğrafı çeken kişinin bakış açısı ve karar anının yanında, o fotoğrafa sosyal bilimlerle ve özellikle yazı bilimi ile, anlam kazandırmak, fotoğrafın daha kolay, başka izleyenlere ulaşmasını sağlar. Fotoğraf ne kadar güçlü olursa olsun, o fotoğrafın alt yazısında, bir takım kelimelere ihtiyaç duyulur...."
Seni özledim İstanbul ! Çocukluğumun ağırlığıyla özledim seni. Dedemle birlikte Beşiktaş iskelesinden o koca vapurlarına binip Kadıköy' e gitmelerimizi özledim en çok. Ah, İstanbul ! Hatırlıyor musun o vapur yolculuklarını ? Denizinin kokusunu, rengini, adını bilmediğim geveze beyaz kuşlarını,o koca vapurlarını, yine o koca vapurlarının sanki insanı içine
Okumanın yeri ve zamanı olduğunu düşünmüyorum.Okumak isteyen herkes şartlarını yaratır, bahaneleri yoktur okumamak için.Bir kitabı bir günde okumak şart değildir zaten, mühim olan birşey okumaya çalışmak.Sonu ne zaman gelse de...
Sorun değil , başlandı mı biter zaten...
1986-1987 Öğretim Yılıydı. Mudurnu’nun Karataş Köyü İlkokulu’nda öğretmendim. Yalnız çalışıyordum. Beş sınıfı birden okutuyordum. Yalnız çalışmak biraz sıkıcıydı, yorucuydu. Yorucu olmasından pek şikâyetim yoktu da, yalnızlıktan bunal
Bazen hiç düşünmeden yaptığımız küçük bir yardım girişimi, karşılıksız uzatabildiğimiz ellerimiz nice canların kurtulmasına, yaralı ve çaresiz yüreklere umut tohumlarının serpilmesine, hayata büyük bir şevk ve inançla sarılmalara vesile olmaktadır...
Baban kahveden dönerken bize leblebi alırdı. Her akşam korku dolu masallar, her akşam korkudan fal taşı gibi açılmış gözler, her akşam leblebi, kuru üzüm ve badem. Boş kozalaklar yanardı teneke sobada. Her akşam kötü kalpli cadı öldüğünde gece biterdi
Küçük kağıt parçalarından birini aldım veya örselenmiş olanı böldüm. Yazdım; H-Ü-Z-Ü-N. Ve elim bilinçsizce koydu soru işaretini peşi sıra. Kâğıdın ardını çevirip bekledim. Neydi Hüzün? Umutsuzluk, üzüntü, bekleyiş?