"Sizin için dün, benim için yarındı. Ne fark eder ki, ikisi de geçecek." – Jorge Luis Borges"

Deneme > Anılar

üzgün

Sana İhtiyacım Var Dedim; Sen Gelmedin

Bir gün beni bırakıp gitme ihtimalini bile düşünmedim hiç. Sensiz geçmem sandım o boş sokaklardan , buralar sensiz değişmez sandım yanılmışım. Her elimi uzattığımda tutar çekersin sandım, yanılmışım…

Allah’im, Ben Ne Kadar Şansliyim – Yillar Sonra

Bu dokunaklı yazı, yıllar sonra bile devam eden bir aşkın samimi portresini çiziyor. Yazar, sabahın erken saatlerinde uyanıp yanındaki eşine bakarken hissettiği derin minnettarlığı anlatıyor. Zamanın pek çok şeyi değiştirmesine rağmen, eşiyle kurdukları bağın ve birbirlerine duydukları sevginin nasıl aynı kaldığını, hayatın zorluklarına birlikte göğüs germenin değerini içten

karışık

İhtimalsiz Sevmek

Varlığımdan haberdardın ama sadece o kadar, çünkü haberdar olmadığın daha önemli şeyler vardı; mesela sana olan sevgim.

nostaljik

Canım Halam ve Atilla

Gece herkes yatınca ilk iş gidip çöpten poşeti aldım. Kanlı elbiseyi çıkartıp katladım… Yatağıma dönüp halamın elbisesini göğsüme bastırdım. Ağlarken uyumuşum.

olumlu

Mavinin Gizemi

Aşkların en güzelini kalbime salan, tüm güzelliklere layık sevgili; sevmenin nedeni, niçini olmaz. Ben kapkaranlık bir gecede tüm yıldızlara açtım kollarımı birdaha kapanmamak üzere ...

nostaljik

Kesekağıdı mı Poşet mi

“Bizim çocukluğumuzda poşet mi vardı, her konuda olduğu gibi bu konuda da ne kadar büyük değişiklikler oldu, her şey ne kadar da pratikleşti.”

olumlu

Okuma Alışkanlığını Kazanmamda Annemim Rolü

Köy ilkokulunda okuduğumuz üç yılda, okumak için yeteri kadar kitap bulamıyorduk. Çoğumuzun sadece ders kitaplarımız vardı okuyacak. Birkaç tane de masal kitabımız. Okulumuzun kitaplığı yoktu. Zaten biz de okullarda kitaplık bulunması gerektiğini bilmi

üzgün

Bekliyorken...

Ve yine sadece kendime gidecek bir yolculuğun kıyısında zamanın geçmesini bekliyorken...

üzgün

Dersten İki Dakika Erken Çıkar Mısın!!!!

1986-1987 Öğretim Yılıydı. Mudurnu’nun Karataş Köyü İlkokulu’nda öğretmendim. Yalnız çalışıyordum. Beş sınıfı birden okutuyordum. Yalnız çalışmak biraz sıkıcıydı, yorucuydu. Yorucu olmasından pek şikâyetim yoktu da, yalnızlıktan bunal

nostaljik

Sokaklar Arası Gezen, Yalnızlıktı.

Boş zamanlarımı değerli bir şekilde dolduramamıştım ama balkondaki park manzarası her zaman çocukluğumun "yalnız taktaravalyesi" idi. Ege, tatilimin odak noktasıyken İzmirin kızlarını fark edemedim. Karşıyaka, bağırsam duyucaktı yunanın teki.

duygusal

Aşk Hep Böyle Acı Mıydı

Aşkı bu kadar acı verdiğini bilseydim acaba yinede sana aşık olurmuydum? Mantığım asla derken kalbim evet yinede aşık olurdum diyor sana. Ben ilk defa bu sefer kalbimi dinliyorum. Ve ben yine seni görsem yine sonunun böyle olacağını bilsemde sana aşık olurdum aşkım. aşk yolunda çekilen her acı, üzüntü

duygusal

Babam

Evimize dik olarak inen sokaktan, babamın değneğinden kuvvet alarak, buz üzerinde düşmeden yürümeye gayret ettiğini gördüm. İşte doğanın zorladığı kişilerden biri de babamdı. Normalde değnek kullanmadığı halde, karda değnek kullanıyordu. Bu görüntü beni

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku
Başa Dön