Baba...
Bana bir masal anlat baba…içinde denizle balıklar,yağmurla kar olsun….anlatırken tut elimi uykuya dalıp gitsem bile bırakıp gitme sakın beni…..
"Tanrılar bizi güldürmek için var, tıpkı okuyucular gibi. Ama en azından tanrılar bazen susar." - Terry Pratchett"
"Tanrılar bizi güldürmek için var, tıpkı okuyucular gibi. Ama en azından tanrılar bazen susar." - Terry Pratchett"
Yutkundu, yanıt vermek ne kadar zordu, aslında ağlamak istiyordu ama akıtamazdı yaşlarını
erkek adam ağlamazdı hele asker adam hiç ağlamazdı....
Yüzünde acı bir gülümseme belirdi, kısık bir sesle
“ bugün benim doğum günüm” diyebildi....
Millî kültür ve sanatımızın günümüzdeki önemli temsicilerinden birisi olan Mimar Turgut Cansever' in vefatı sebebiyle kaleme alındı. Cansever' in sadece mimarlıkla değil , tasavvuf , felsefe , sosyoloji ile olan âlakasının dışında aynı zamanda Geleneksel Türk Musikisi ile de de ilgilendiği , "ney" sazını , ressam-neyzen Halil Dikmen'
Evimize dik olarak inen sokaktan, babamın değneğinden kuvvet alarak, buz üzerinde düşmeden yürümeye gayret ettiğini gördüm. İşte doğanın zorladığı kişilerden biri de babamdı. Normalde değnek kullanmadığı halde, karda değnek kullanıyordu. Bu görüntü beni
"Tıraş bıçağı ile eline uzun gelen ama bembeyaz teninde, görülemeyen sakallarını keserdi.
Eğer eline uzun gelmiş olan bıyıkları var ise, "singer" markasını taşıyan, en azından altmış yıllık makası ile, parmak uçları ile yoklayarak, bulur ve keserdi."
Nasıl bir büyüymüş bu Allah’ım. Gitmeden insan anlayamıyor ama bir kez de görünce, artık göz O’ndan daha değerli bir şey bilmiyor. Gitmeden bilinmiyor Rabbim ama dönünce de hasretine dayanılmıyor.
Bir insanın dünyada görebileceği en güzel yer Kâbe. Görmüş ve gördüğüne kara bir sevdayla bağlanmış tüm sevdalılara...
Gece herkes yatınca ilk iş gidip çöpten poşeti aldım. Kanlı elbiseyi çıkartıp katladım… Yatağıma dönüp halamın elbisesini göğsüme bastırdım. Ağlarken uyumuşum.
Aklıma Murathan’ın öyküsü geliyor. Boyacıköy’de Kanlı Bir Aşk Cinayeti” Film yapacaktım güya. Senaryosunu nereye koydum ki?..
Sarı sarı yaprakların döküldüğü bir mevside,sonbaharda doğan bir bebekmişm ben.
Bilmem ,ondan mıdır sonbaharı böylesine çok sevmemin nedeni?Kimbilir...
Bizim emektar çayhaneye oturuyorum, anneannemle de buraya otururdum, şimdi çocuklarımla da buraya otururum her zaman.
Milli Bayramlarda kürsüye çıkıp şiir okumak, bana göre dünyalara bedeldi. Bu bana öyle güzel,öyle onurlu bir etkinlik olarak gelirdi ki; kürsüye çıkıp şiir okumak için ne isteseler vermeye hazırdım. Alacaktım elime mikrofonu; yüzlerce insanın karşısı
özlemle dolar bazen yürekler... kimi zaman yaşananlara kimi zaman toprağın kokusuna....
Yaklaşık 2 yıl önce, hayatıma bir kadın girdi. Başta hiç anlaşamayacağımızı düşünmüştüm ama çok iyi anlaştık ve anlaşıyoruz.
“Bizim çocukluğumuzda poşet mi vardı, her konuda olduğu gibi bu konuda da ne kadar büyük değişiklikler oldu, her şey ne kadar da pratikleşti.”
Acırım ömrüme geçen zamana
Seneler karıştı toza dumana
Gelsin diye haber saldım her yana
Geri gelmez yıllar ben nasıl edem