Aysema'ya Mektuplar I
“Kalbimi meşgul eden,zerafetiyle beni cezbeden güzel,sensizliğe alışamadım.”
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
“Kalbimi meşgul eden,zerafetiyle beni cezbeden güzel,sensizliğe alışamadım.”
Ben yazardım, o olmazdı. Arada gözüm yatağa kayardı. Yokluğu kâbusumdu. Gömerdim kafamı satırlara, kâbuslarım düşerdi kelimelere. Kedinden yazılırdı başlıklar "Anladım"
Emin Dayı, babamın en yakın arkadaşlarından biriydi..
İkisi nin buluşmasını anlatan bir yazı.
1941 yılı biterken, uçsuz bucaksız sovyet topraklarındaki savaşın kısa sürede sonlanmayacağı artık anlaşılmıştı.
Aşk, kaç elif miktarı uzundu unuttum. Fecrin alnında ateş vardı, hasret büyüyordu tenimde.
Yağmurun uğramadığı kentleri göz yaşlarımla sulamayı başardım. Ama çocukluğumun hayalleri hep yetim kaldı...
Unuttum nisyan ile malüldüm!
“Bizim çocukluğumuzda poşet mi vardı, her konuda olduğu gibi bu konuda da ne kadar büyük değişiklikler oldu, her şey ne kadar da pratikleşti.”
Hayatı sıfırlayıp sonsuza kadar sende yaşamak" Gönülçelen sevda... Yıldırımların aşkı... Sen deli sevda
Özgür olduğunuz halde tutsak oldunuz mu ? Ben oldum.Hemde çoğu defa.Öldüm ,dirildim tekrar öldüm.Her dostumdan,çevremdekilerden ailemden birer kurşun yedim.Tam kalbime isabet.Ama ölemedim.Çünkü ölmeyide beceremedim.
Güneş doğardı,
Güneş batardı
İnsan yaşardı
Hayat acıydı, Hayat tatlıydı
İnsan alışırdı.
Kokular hayatım boyunca benim için çok özel oldular... Nefes alma ilgili ufak tefek problemlerim olsa da koku alma ile ilgili hiçbir sorunum yok. Koku herşeyden önce geliyor. Görmek, duymak, özellikle de dokunmak çok önemli. Ama koku, bambaşka.
Anne k
buz mavisi.bu kadar güzel bir mavinin bir insanın gözlerine ait olması büyüleyiciydi.otuz metre yükseklikten güney pasifik denizine atlama isteği uyanıyordu içimde.başka hiç bir şeye bakmak bu kadar güzel gelmeyecek diye düşünüyordum.
180 derecede kaynar bir doksanlık adamın kefeni.
ve kafanı 180 derece çevirmeyi öğrenirsen
bir baykuş gibi
ölümün ölçüsünü görürsün.
180 metrede boğar "küçükadanın" denizi
Diş hekimi olarak o güne kadar hiç, bir ağız karşısında bu derece vecde kapılacağım aklıma gelmezdi.