Gündoğumu Sohbetleri
Güneş doğardı,
Güneş batardı
İnsan yaşardı
Hayat acıydı, Hayat tatlıydı
İnsan alışırdı.
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
"Kitap, yaşamın gürültüsünde bir pusuladır. — Stephen King"
Güneş doğardı,
Güneş batardı
İnsan yaşardı
Hayat acıydı, Hayat tatlıydı
İnsan alışırdı.
Şehri tepeden gören bir yerde okul. O sıcakta yokuşu tırmanmak ne zor geldi bana.
Hiç böyle bir sıcak görmemiştim. Okulun bulunduğu semt göçlerle oluşmuş. Evler tek göz oda, içeride bir kaç koyun, anne, baba ve 9-10 çocuk...
Anlatılmaz bir şey görülmesi lazım. Sokaktan pis
Seni tanımadan önce belki de herşeyi bir kez yaşamak üzere yaratıldığımı düşünüyordum.
Bir kez gülmek,
Bir kez dehşetle sarsılmak,
Bir kez korkmak,
Bin kez ağlamak!
180 derecede kaynar bir doksanlık adamın kefeni.
ve kafanı 180 derece çevirmeyi öğrenirsen
bir baykuş gibi
ölümün ölçüsünü görürsün.
180 metrede boğar "küçükadanın" denizi
Ve yine sadece kendime gidecek bir yolculuğun kıyısında zamanın geçmesini bekliyorken...
Kıskanıyorum seni en dişi duygularım ile.Kimsenin sevmediği gibi sevmek kimsenin görmediği gibi görmek istiyorum seni. Öyle güzelsin ki herkes sende mutlu, herkes sende uyuşmuş. Herkes bedeninde poyraz duyguları bırakmış. Bakiresin sen hala
Sevgi ;çok basit anlaşılan ama her nedense başkası tarafından şüphe dolu nesnelerle zor bir döneme sokulan kavram halini aldığında güçlük çekilen zaman aralıkları içinde gözyaşı döktüren, hayal kırklıklarının bütünleşmiş ifadesidir...
Selam sana... Bin bir çile ve zahmetlerle yoğrulmuş. Al kana bulanmış ve gözyaşı sulanmış. İzanlarımızın muhakemesinde buluşmuş. Toprağının her bir metresi şehitlerin kemikleriyle süslenmiş. Hüzünlerin alevlerinde çığlık olarak kopan mahşerin kanları duygularımızı incitmiş bulunan. Hicran alevlerine sokulan korlarla kalb odamızı yakmış olan. ÇANAKKALE...
Haftanın ortalarına doğru daha az ders çalışmaya, daha çok keyif yapmaya başladık. Günde altı yedi öğün yemek yiyor, -bunu güya sağlıklı olmak adına yapıyor-, geç vakitlere kadar uyuyor, birde gün içinde öğle uykusu denen şeyi deniyorduk.
Yeni pencereler açmak için yıktığım duvarları hatırlıyorum zaman tüneline girdiğimde.Şimdi çoktan unutulmuş aşk yaraları...
Gündüzleri kafamı karıştıran şeyler gece uyumamı engelleyenlerden farksız. Bazı şeylerin çoktan zamanı gelmiş de geçiyor.
Zaman geçiyorsa peki ne yapmalıyım diye düşünüyorum, dudaklarımı yiyerek…
Ve bildiğim bir şey daha hatırıma geliyor; kend
Ben ve benim gibi olanların kendini bulduğu bir hikaye ama gerçek.
...Ben, yani öğrencilik yaşamı boyunca sesi çıkmayan, zayıf bile gelse asla kopya çekmeyen, pısırık kız, gider okulun külyutmazının dersinden kopya çeker. Olacak şey mi?..Oldu işte...