Sudanlı Bir Hastam Talat Bey
Diş hekimi olarak o güne kadar hiç, bir ağız karşısında bu derece vecde kapılacağım aklıma gelmezdi.
"Yarınki gazetede intihar ettiğimi okursan, bil ki bu sadece pazarlama stratejimin bir parçasıdır." — Oscar Wilde"
"Yarınki gazetede intihar ettiğimi okursan, bil ki bu sadece pazarlama stratejimin bir parçasıdır." — Oscar Wilde"
Diş hekimi olarak o güne kadar hiç, bir ağız karşısında bu derece vecde kapılacağım aklıma gelmezdi.
Plinius’un dediği gibi Herkes kendisi için bir derstir. Kendimizi çoğu zaman anlayamıyoruz. Kurduğumuz sözcükler bazen başkaları tarafından anlaşılamıyor. Kendimizi öğrenmek hayatın kendisi olmalı. Bir şeyleri saklamak.:bu da nedir böyle. Paylaşmak varken neden saklamak. Bana zararı olan bir şey belki başkasının yararınadır.Denemek ve görmek gerek.
Genç iken hiç ölmeyeceğimi düşünürdüm. Şimdi öyle düşünememek için bir neden daha oldu.
Düşünüyorum.
Bir insan sevdiğini kaybedince sevdiğin kişinin boşluğu, hemen doldurulabiliyor mu?
Keşke olsa,,,,O zaman böyle özlem çekmezdim….
İyi ki de olmamış,belki bu kadar değerini bilemezdim,bir anlamı da kalmazdı belki.
Yeni pencereler açmak için yıktığım duvarları hatırlıyorum zaman tüneline girdiğimde.Şimdi çoktan unutulmuş aşk yaraları...
Bayramlarda, gece fener alayını görmek için yapılan tramvay gezintisi
Yağmuru seyrediyorum ellerimi iki yanağıma yaslayıpta. Kolum uyuşuyor. Bu acıyı sonsuza dek içime çekmeliyim. Benim ne içilecek şampanyalarım var kadehlerde. Ne cümle aralarında sosyete kesilecek kristal şişelerim....
Mekân değişikliğinde ferahlık var der büyüklerimiz, yaşamadan anlaşılmayan kıymetli bir atasözü Yaz boyu çam, gül, reyhan, zambak kokuları ile yeniden canlandığımı hissettim. Ayağımın toprağa değmesi sanki özümle buluşmak gibiydi. Güneşin doğuşunu ve batışını engelsiz izlemek, geceleri yıldızları doyasıya seyretmek, rüzgârın yanağını okşamasını hissetmek Şehir hayatı bizi doğal güzelliklerden
..... Buz dağında terk edilmiş çaresiz ve ürkek bir çocuktum. Gözyaşlarım yanaklarımdan aşağıya sessizce süzülürken aklımda tek şey vardı. “Babam…ona ne olmuştu…?”.......
Tek bir yıldız dahi şavkımıyor karanlığında gecelerimin.Hafızaların duldasız zulasında, ılgın kokuşlu günler biriktiriyorum bir gün dönersin umuduyla.Samimiyetsiz tebessümler dudaklarımda intihar ederken, derin bir acı, içten bir özleyiş ve sığ düşüncel
1990 yılına kadar iki kutupluydu dünya.
Bir yanda Amerika Birleşik Devletleri…
Öte yanda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği…
İki kutuplu bu dünya 1990 yılında yerini bambaşka bir oluşuma bıraktı.
Bu etkileyici metin, ayrılığın ve kaybın yarattığı boşluğu derinlemesine anlatıyor.
Gündüzleri kafamı karıştıran şeyler gece uyumamı engelleyenlerden farksız. Bazı şeylerin çoktan zamanı gelmiş de geçiyor.
Zaman geçiyorsa peki ne yapmalıyım diye düşünüyorum, dudaklarımı yiyerek…
Ve bildiğim bir şey daha hatırıma geliyor; kend
"Sevgilime Yeni İleti" başlıklı yazı gerçek hayattan alıntıdır.
Yaşanılmıştır, yaşanılasıdır...
Güneş doğardı,
Güneş batardı
İnsan yaşardı
Hayat acıydı, Hayat tatlıydı
İnsan alışırdı.
Hayatı sıfırlayıp sonsuza kadar sende yaşamak" Gönülçelen sevda... Yıldırımların aşkı... Sen deli sevda
insan ben kimim sorusunu sorar kendine ve vu sorunun cevabı belirler nasıl bir yaşam süreceğini bu yerkürenin üstünde.
Ercan Kesal