Atatürk'ü Anmak
Atatürk'ün millete hizmet ve politika üzerine nükteleri üzerinden siyaset dersleri.
"İnsan, ancak sevdiği şeylerle büyür. — Johann Wolfgang von Goethe"
"İnsan, ancak sevdiği şeylerle büyür. — Johann Wolfgang von Goethe"
Atatürk'ün millete hizmet ve politika üzerine nükteleri üzerinden siyaset dersleri.
Tek bir yıldız dahi şavkımıyor karanlığında gecelerimin.Hafızaların duldasız zulasında, ılgın kokuşlu günler biriktiriyorum bir gün dönersin umuduyla.Samimiyetsiz tebessümler dudaklarımda intihar ederken, derin bir acı, içten bir özleyiş ve sığ düşüncel
Haftanın ortalarına doğru daha az ders çalışmaya, daha çok keyif yapmaya başladık. Günde altı yedi öğün yemek yiyor, -bunu güya sağlıklı olmak adına yapıyor-, geç vakitlere kadar uyuyor, birde gün içinde öğle uykusu denen şeyi deniyorduk.
...Ben, yani öğrencilik yaşamı boyunca sesi çıkmayan, zayıf bile gelse asla kopya çekmeyen, pısırık kız, gider okulun külyutmazının dersinden kopya çeker. Olacak şey mi?..Oldu işte...
Şehri tepeden gören bir yerde okul. O sıcakta yokuşu tırmanmak ne zor geldi bana.
Hiç böyle bir sıcak görmemiştim. Okulun bulunduğu semt göçlerle oluşmuş. Evler tek göz oda, içeride bir kaç koyun, anne, baba ve 9-10 çocuk...
Anlatılmaz bir şey görülmesi lazım. Sokaktan pis
Anlar unutulmasın diye, sarı sayfalarda çoğaltıyorum onları... Gözyaşlarımı sayfa altlarına ekleyip kurumaya bırakıyorum sonra da... (2)
Sıradan bir günün, insanın kendi içindeki duygu gelgitleri, sevgi paylaşımları, sevdiklerini kapsayarak, ruh halini kapsayacak bir biçimde anlatılması.Rutin bir iş günü içerisinde yaşanan duygu gelgitleri...
Bayramlarda, gece fener alayını görmek için yapılan tramvay gezintisi
Ne yağmuru bahane edebilirim,
Ne uzaklığa vurabilirim çaresizliğimi
Bahaneler değil benim sessiz ve yalnız bir akşamı kendimle paylaşmamın nedeni.
Yeni pencereler açmak için yıktığım duvarları hatırlıyorum zaman tüneline girdiğimde.Şimdi çoktan unutulmuş aşk yaraları...
Anlar unutulmasın diye, sarı sayfalarda çoğaltıyorum onları... Gözyaşlarımı sayfa altlarına ekleyip kurumaya bırakıyorum sonra da... (3)
Çocukluğumuz geleceğimizdir. Bu yazımda çocukluğumda yaşadığım bir anımdan bahsediyorum. Hayatımın bazı anlarında bu anının canlandığını ve sanki tekrar tekrar yaşanıyormuşcasına etkin olduğunu vurguluyorum...
Hayatın rutininden uzaklaştığım Bozcaada'da yaşadığım kısacık günlere sığan anılar...
Duyguların hibe olunuyordu farkında değildin
Sana kalansa sızlı suzlu sıfatlardan başkası değildi....
Ne oluyor bana, kendimi çok kötü hissediyorum? Yoksa, yoksa!...Daha, çocuklarım çok küçük ne yaparlar bensiz, ya eşsiz bir tutkuyla sevdiğim eşim, ya hasta babam ya annem?
Korkularımı, rüyalarımı karanlık çöllerde bırakıp
Umutlarımı özlemlerimi sevinçlerimi
Avuçlarıma sıkıştırıp, insanlara elimi uzattım
hayaller gerçekler güller ve dikenler.. hepsi bu varolma savaşının içindeydi sanki.
Kırık tahtındaki Efendi' nin, hakimiyetindeki katibe tutturduğu bir güncedir bu.
Ne zamanın farkındaydık ne de mevsimlerin dönüşünden, o zamanlar pembe dizilerimiz vardı birde Susam Sokağımız, elektrikler gittiğinde elektriği olan komşulara giderdik annelerimizle pembe dizinin o heyecanlı bölümünü kaçırmamak için.