Pazar Eziyeti
Sobalı evlerde kışın insanın duş alası da gelmez. Banyoya girmek bir eziyet çıkmak ayrı bir eziyettir. İçerdeki buhardan nefes alamaz hala gelirsiniz. Kocaman, ele avuca sığmayan yeşil sabun
"Bana bir kütüphane verin; gerisini beklerim. Hatta benden önce siz beklersiniz." – **Umberto Eco**"
"Bana bir kütüphane verin; gerisini beklerim. Hatta benden önce siz beklersiniz." – **Umberto Eco**"
Sobalı evlerde kışın insanın duş alası da gelmez. Banyoya girmek bir eziyet çıkmak ayrı bir eziyettir. İçerdeki buhardan nefes alamaz hala gelirsiniz. Kocaman, ele avuca sığmayan yeşil sabun
Anlar unutulmasın diye, sarı sayfalarda çoğaltıyorum onları... Gözyaşlarımı sayfa altlarına ekleyip kurumaya bırakıyorum sonra da... (1)
kirlenmiş kentleri kirlenmeden terketmek. kaçmak! ... ama kime? nereye? niye? ne zamana kadar... küçük bir anı
Hasretlerin gecelere döküldüğü, hüzünlerin içimizde bir yerlere aktığı, sayfalarca uzaklar.
Hayatın rutininden uzaklaştığım Bozcaada'da yaşadığım kısacık günlere sığan anılar...
17 yaşındaydım, lise sondaydım. Laf olsun diye girdiğim bir sınavı kazanmam, beni Amerika'ya götürdü; hem de hiç planlamadığım halde. Ailemden 1 yıl uzakta kalıp, kendimi tanıma sürecime inanılmaz katkıları olan, dünyanın neresinden gelirse gelsin her tür
Bilmiyorum siz istediklerinizi "sirasinda" yapabildiniz mi? Ben hiç yapamadim.
Ne oluyor bana, kendimi çok kötü hissediyorum? Yoksa, yoksa!...Daha, çocuklarım çok küçük ne yaparlar bensiz, ya eşsiz bir tutkuyla sevdiğim eşim, ya hasta babam ya annem?
Elimizde ne birazcık Mavi vardı, birbirimize güvenmemizi sağlayacak,ne de birazcık Sarı; mutluluk, sıcaklık adına…Kırmızı’yı hissettim ben aşk adına; belki sen o gün farketmedin, belki de yine bir perşembeydi sevmediğin!
pembe krep elbisesinin bol büzgülü eteklerini iki yanından tutup hafif açmış, yelpaze gibi... Bence,
o katıksız ve sonsuz çocuk neşesi, koşulsuz mutluluk yani, gözlerinden eteklerine dökülmüş, oradan da aman yerlere saçılmasın diye tutuyor etek uçları
Neden sanki amaç için yazmalıyız içimizden geçen her bir yağmur damlacığı gibi kimi zaman berrak kimi zaman da toza dumana bulanmış duygularımızı?
Yinede insan; Kararı yargıçlar tarafından verilmese de, uzun yola çıkmaya hüküm giyiyor. İnsan iç denizindeki fırtınalı havalarda, ruh gemisine, kayalıklardan sızan ışığıyla yol gösterecek deniz fenerine ihtiyaç duyuyor.Ya da modern zaman kahinlerine
Bir beş dakikalığına herşeyi bir kenara bırakıp gökyüzünü, bulutları, doğayı seyredin. O kusursuz yapı içindeki bir canlı olarak, kendi kusursuzluğunuzun tadını çıkarın.
Küçüğüm ;
Tükürükle hohlayıp parlattım sözlerimi .Nasıl da saydamlaşıyorum yazdıkça .Kaytan bıyıklarımdan vazgeçerim ama yazmayı bırakmam . Bir delik açmaya mı çalıştığımı ya da açılmış bir deliği büyütmeye çalışıp çalışmadığımı anlamayacaksın . Yazıyoru
Mehmet Rauf