Niyetin Ciddiyse Evet De...
Arada, kağıdı kimselere göstermeden açıp okudum. ‘’Seni seviyorum ve niyetim ciddi’’ diyordu. ‘’Sen de ciddiysen EVET de’’...
"Tanrılar bizi güldürmek için var, tıpkı okuyucular gibi. Ama en azından tanrılar bazen susar." - Terry Pratchett"
"Tanrılar bizi güldürmek için var, tıpkı okuyucular gibi. Ama en azından tanrılar bazen susar." - Terry Pratchett"
Arada, kağıdı kimselere göstermeden açıp okudum. ‘’Seni seviyorum ve niyetim ciddi’’ diyordu. ‘’Sen de ciddiysen EVET de’’...
17 yaşındaydım, lise sondaydım. Laf olsun diye girdiğim bir sınavı kazanmam, beni Amerika'ya götürdü; hem de hiç planlamadığım halde. Ailemden 1 yıl uzakta kalıp, kendimi tanıma sürecime inanılmaz katkıları olan, dünyanın neresinden gelirse gelsin her tür
Sobalı evlerde kışın insanın duş alası da gelmez. Banyoya girmek bir eziyet çıkmak ayrı bir eziyettir. İçerdeki buhardan nefes alamaz hala gelirsiniz. Kocaman, ele avuca sığmayan yeşil sabun
pembe krep elbisesinin bol büzgülü eteklerini iki yanından tutup hafif açmış, yelpaze gibi... Bence,
o katıksız ve sonsuz çocuk neşesi, koşulsuz mutluluk yani, gözlerinden eteklerine dökülmüş, oradan da aman yerlere saçılmasın diye tutuyor etek uçları
Bütün bu sorular İslam inancı açısından sorulabilecek sorular ve cevapları da Kur'an-ı Kerim'de en net şekliyle yer almaktadır. Her ne kadar bazı uyarıcı ilahiyatçılarımız "Tevhid inancını zedelemiyorsa reenkarnasyon olabilir" gibi hem nalına hem mıhına bir ifade ile konuya yaklaşsa da, esasen ilahiyatçıların tamamında bu konuda görüş birliği vardır
Küçüğüm ;
Tükürükle hohlayıp parlattım sözlerimi .Nasıl da saydamlaşıyorum yazdıkça .Kaytan bıyıklarımdan vazgeçerim ama yazmayı bırakmam . Bir delik açmaya mı çalıştığımı ya da açılmış bir deliği büyütmeye çalışıp çalışmadığımı anlamayacaksın . Yazıyoru
27 Aralığın ilk saatlerinde uzun süren sancıların ve acıların sonunda doğum masasının başucuna koydu Doktor Zeliha Hanım seni. Al bakalım bebeğini dedi. O an kalbim yerinden fırlayacaktı. Bu cümleyi mecazi anlamda kullanmıyorum. Gerçekten kalbim yerinden fırlayacaktı. Hoş geldin bebeğim diyebildim o heyecanla.
papatya falında hep aynı sonucu bulmak için uğraşıp duran bir insançocuğuyum ben:)
Raslantısal bir mucizeyle başlayan hiçte gereksiz olmayan koca bir mutluluktu gözlerimdeki gerçeklik. Büyük kahverengi gözlerdeki yabancı olmayan o bakış ıslak mıydı yoksa gerçekliğin verdiği ağırlıkla hafif buğulanmış mıydı? Aynada gördüğüm zavallı bir kızın garip bir bulmacasıydı sadece cevap. Uzak diyarlara gidipte geriye dönülemeyen yolculukların başlangıcındaki garip karın ağrısı
Baba
Bana bir masal anlat baba…içinde denizle balıklar,yağmurla kar olsun….anlatırken tut elimi uykuya dalıp gitsem bile bırakıp gitme sakın beni…..Diyor şarkıda…
Biliyormusunuz? Akşamları deniz kıyısında; gezerken vapurlar, ışıl ışıl geçiyorlar ya. Hani, ışıkları suya vuruyor, allı yeşilli.. Ben ilk günler, onların da benim için geçtiklerini sanıyordum.
17 yaşındaydım, lise sondaydım. Laf olsun diye girdiğim bir sınavı kazanmam, beni Amerika'ya götürdü; hem de hiç planlamadığım halde. Ailemden 1 yıl uzakta kalıp, kendimi tanıma sürecime inanılmaz katkıları olan, dünyanın neresinden gelirse gelsin her tür
Ama şimdilik hapis olmak zorunda orda. İnsanların emanete hiç saygısı kalmamış.Bir gün belki geri vermek zorunda kalırım diye düşünmeden o kadar hoyratça kullanılmış ki…Kanamayan tek bir yer kalmamış.Biraz onarayım,besleyeyim.Sonra birkaç yüzyıl uyuyayım…Belki,belki uyandığımda insanlar değişmiş olur.Sevmeseler bile belki sevgiye saygı duymayı öğrenmiş olurlar.Kim bilir.
Bir uyuyayım
"Hatta bir akşam kendi kendine “Madem kirlenecektin çocuk neden o kadar saf kalmaya çalıştın?” diye sorarken, peçetedeki balığı görmüş bu çocuk, balık ağlıyormuş… “Neden ağlar peçetedeki balık?” deyivermiş o anda...