Tanrı'nın İnsanları Yaratmaktaki Amacı Nedir Anne? - 1 -
-Bence Tanrı'nın canı sıkıldı anne. Sonra da insanı yarattı.
"“Ay’a ilk adımı attım; ama insanlığın en büyük sıçraması hâlâ yataktan kalkabilmek.” — Neil Armstrong (kurgusal)"
"“Ay’a ilk adımı attım; ama insanlığın en büyük sıçraması hâlâ yataktan kalkabilmek.” — Neil Armstrong (kurgusal)"
-Bence Tanrı'nın canı sıkıldı anne. Sonra da insanı yarattı.
Dillerden düşmeyen şiirlerin ünlü şairi Bekir Sıtkı Erdoğan için, İstanbul Beyoğlu’nda Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde 7 Ocak 2010 Cuma günü, ESKADER ve İSTANBUL KÜLTÜR A.Ş. işbirliğiyle gerçekleştirilen tarihî bir saygı gecesi yaşandı.
Otobüs yolculuğu hakkındaki gözlem ve izlenimlerimin, estetik kaygısı gütmeden kalemimden dökülmüş hali...
Anneler gününün acı verdiği bir gündeyim.Birşey eksik hayatımda bir nefes.Ne kadar büyüsekte hep eksiğiz aslında.
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki...
Yeni okula başlamışız, yeni sevmişiz
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Üşüdüm..Yine her zamanki gibi sonbaharın ayında gelmişti bana kış. Soğuktu işte, zevk almıyordum nefes bile almaktan. Halbuki alırdım. Üşüyordum sadece ve, bu gerçeklikle işkence edermişçesine kendime, vücudumun ritmik eşliğiyle sayıklıyordum. Üşüyorum-mutsuzum-üşüyorum-mutsuzum-üşü..
Düğününde Beyza'yı uğurlayan bir amcanın duygusal anıları...
Dinçer Sümer'in tek kişilik oyununu ararken eski günler düştü aklıma. Tek kişilik bu nefis oyun 50'lerin İzmir'inde geçiyor, ilk gençlik hayallerini aşklarını anlatıyor.
Küçüktüm,dizlerim kanardı haylazlığımdan.Yaralarımsa kabuk üstüne kabuk bağlardı,ağlardım…Ama bilirdim her damlada içine akacağımı,ne olursa olsun seni yanımda bulacağımı.
Kaynardı kara kazanlarda kirlilerimiz; sonra yüreğimiz gibi tertemiz olurdu. Sabun kokardı...
Sabun kokuluydu çocukluğumuz...
...oyal zarf fabrika yemekhanesinde yediğim leziz yemeklerden dolayı işçiliği muhteşem meslek saydığım, verilen 2 krş harçlıkla yeni tesisler kurabileceğimi ve ordaki yemeklerin hepsini yiyeceğim günleri düşündüğüm hayal yıllarım...
...bu sabah kar yağarken lapa lapa, elimde kahvemle aklımdan geçtim, uzun uzun... hatırladım, güldüm, hüzünlendim. ama en son
Cümle dolaplarını açtım. Naftalin kokmaktaydı. Düş kırıklarım eski bir Anfora içerisinde köşede duruyordu."Tozlanmış" dedim, içimle dışım arası bir fısıltıyla.Eskiden ayakkabı tamircileri olurdu, sokak aralarında minicik dükkanları. Bizimde komşumuz Feride teyzenin kocası Adem amca, ayakkabı tamir eder dururdu bütün gün.İki oğlu vardı babayiğit..İkisini de okuttu nasır tutan ellerinin, kösele
Futbola dair hatırladığım ilk şey Trabzonspor taraftarı olduğumdur. Sanırım beş ya da altı yaş civarındaydım. Tabiidir ki, bu yaşlarda takım tutmanın bilinçli bir seçim olmadığı açıktı. Çevremdeki ağabeylerimden etkileniyordum. Bir de Trabzon ve İskender(o dönemin en ünlü futbolcularından birisi) isimlerinin baskın ve farklı bir söyleniş şekli olması kulağa
İstanbul hava alanına tahminimden çok erken bir saatte ulaşmıştım. Dış hatlar departmanında yaklaşık dört saat sonra gelecek yolcumu karşılamak üzere beklemeye başladım. İki günlük bir uykusuzluktan sonra göz kapaklarım tonlarca ağırlık altında kalmış gibi kendiliğinden kapanmaya başlıyor, ben uyanık kalmak için direnç gösterdikçe inadına uyku, bütün çekiciliğiyle şuur
Okullar da ders olarak okutulan, müfredat yetersizdi.
Aileler geçim sıkıntısından perişandı.
Siyasi atmosfer, hat safhadaydı!