Çocukça Bayramlar
Ne bayramlardı eski bayramlar, deriz. Dillerde pelesenk olmuş basit bir söz mü bu? Hayır, yürekten söylediğimiz bir hayıflanmadır.
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
"Yazmak, aslında ölümü oyalamaktır, ta ki o da sıkılıp gitmeye karar verene kadar." – Franz Kafka"
Ne bayramlardı eski bayramlar, deriz. Dillerde pelesenk olmuş basit bir söz mü bu? Hayır, yürekten söylediğimiz bir hayıflanmadır.
Eminönü vapur iskelesinin önünde, öğle saatleri miydi bilmem. 1-2 gün önce sanırım:
O bana baktı, anladım; ben de ona baktım, korkularını sileyim diye. Doğru mu yaptım, yanlış mı; bilemiyorum. Ama ona bir bedel ödenecekse sonunda, başından en büyük riski almasını öğrettim.
Kitap sevgimin nasıl başladığını artık tüm arkadaşlarım, dostlarım ve öğrencilerim biliyor. Çünkü fırsat buldukça öğrencilerime bunu anlatarak onlara kitap sevgisini aşılamaya çalışıyorum.
Tohumunu onlar atıyor zamanın, ben izliyorum, golgesinde dinleniyorum asla bana kalmayacak cennetlerin…
Okullar da ders olarak okutulan, müfredat yetersizdi.
Aileler geçim sıkıntısından perişandı.
Siyasi atmosfer, hat safhadaydı!
Burası Ankara Mamak. Duvarlar sağır, duvarlar dilsiz. Vicdanlar hakeza. Ne pencereden ışık vurur, ne saçaları rüzgâr savurur." Bahar inmiş diyorlar Ankara'nın sisli yamaçlarına." peh! Burada hep zemheri, geldiğimiz günden beri. Birinin, sıcak sudan soğuk suya değmezken elleri. Bize çok görürler yağız yeri. Her taraf duvar ne yâr ne
Bir ders teneffüsüydü. Mikail, eli yüzü kıp kırmızı kanlar içinde okul duvarı dibinde ağlayıp duruyordu. Hemen onu lavaboya götürüp kanlarını ve tozlarını yıka-dım. Fena yaralanmıştı, saatlerce sızlanıp ağladı
Erol Mütercimler’in bir kitabının adı “Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemal”di. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk, bir rehberdir, bir önderdir Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan tüm yurttaşlar için. Benim özel hayatımda fikirleriyle bana rehberlik eden kişi ise (fikrimin rehberi) sevgili öğretmenim Fikri Gürler’dir.
insanın kendini ifade etmekte kullandığı daha iyi bir künye var mı acaba terliklerden daha iyi
Dede, eski günlerine dönüp öğrenciliğini de anlatmaya başlıyor; 2 yıl öğretmen okulunda okuduktan sonra Vefa Lisesi'ne geçmiş oradan mezun olmuş, orada da öğretmenlik yapmış. Sonra müdür yardımcılığı yapmış. Orada bir “asaletim geldi, asil müdür yardımcısı oldum yani” gibi bir sohbet de geçiyor ama ben bu “asalet” kelimesine takıldığımdan
Birlik, beraberlik ve ümmet olma bilinciyle bir araya getirilen iftar yemeği...
Bir kere hasret girmesin yüreğe;bir bulaştı mı izi kalır ve gönül her gidenin peşinden hasret gelecek sanır.
Bir hasret taşıyorsan yürekte o yürekten daha hayır bekleme.Evvel diz çöktürür sonra yerlerde süründürür zamanla karışırsın toz toprağa,topladığın herşey dağılır bir kenara.
Adana ve Gaziantep'in kavurucu sıcaklarında geçen bir çocukluğun samimi anıları... Yazar, özellikle Adana'nın insanı adeta ütüleyen sıcağını ve bu sıcaklarda bir gölgenin, bir rüzgarın nasıl nimete dönüştüğünü anlatıyor. Bu yakıcı atmosferde karcıların sokakta yankılanan sesi, çocuk için bayram sevinci gibi; buzlu pekmez ve şuruplu kar, sıcakta en sade
Merhaba;mutluluk var mıydı acaba?Ohh! çok güzel,bu dolaştığım kaçıncı dükkan hatırlamıyorum ayaklarıma karasular indi adeta, o kadar yoruldum ki anlatamam.Yok hayır kiloyla alacak kadar param yok sadece bir-iki tane verirseniz kafi.
Peyami Safa