Turuncu...
Ankara’nın en güzel caddesinde, rengarenk şemsiyeler yağmurla dans ediyordu. Saniyeler geçiyordu, her şey turuncu rengin esiri olmuş gibiydi...
"Yarın için endişelenmek, bugün için yazılacak harika bir hikâyeyi ertelemektir." — Terry Pratchett (kurgusal)"
"Yarın için endişelenmek, bugün için yazılacak harika bir hikâyeyi ertelemektir." — Terry Pratchett (kurgusal)"
Ankara’nın en güzel caddesinde, rengarenk şemsiyeler yağmurla dans ediyordu. Saniyeler geçiyordu, her şey turuncu rengin esiri olmuş gibiydi...
„ İnsan, nereye giderse gitsin, yaşadıklarını hep beraberinde götürüyor.“ Demişti,
haksız değil ama bazı şeyler de sürekli gözönünde olmayınca, devredışı bırakmak
kolay oluyor. Bu taşınma bir gereklilikti. Yeni evimi şimdiden çok seviyorum, kimbilir
burada neler neler yaşayacağım ve yaşayıp yazacağım.
Adana ve Gaziantep'in kavurucu sıcaklarında geçen bir çocukluğun samimi anıları... Yazar, özellikle Adana'nın insanı adeta ütüleyen sıcağını ve bu sıcaklarda bir gölgenin, bir rüzgarın nasıl nimete dönüştüğünü anlatıyor. Bu yakıcı atmosferde karcıların sokakta yankılanan sesi, çocuk için bayram sevinci gibi; buzlu pekmez ve şuruplu kar, sıcakta en sade
Babasıyla anıları 9 yaşında kalmış bir kız çocuğunun babalar günü hediyesi olacak bu yazı. Unutmamaya çalıştığı birkaç çok özel anıyla, ruhuyla babasıyla konuşup gökyüzüne, oralarda olduğunu bildiği bir yere, dilekler gönderecek. Babam olduğun için teşekkür ederim diyecek.
Rüzgâr, bir reanimasyon hemşiresi edasıyla canıma can katıyordu. İçinde biriktirdiği havayı cömertçe dışarıya veriyordu. Tertemiz havayı; insanın teninde, saçında, içinde hissetmesinden güzel ne olabilirdi ki. Rüzgâr gelmiş hoş gelmiş safalar getirmiş diyordum ama biraz daha beklersem pencere ile camın macuna kıydırdığı nikahtan tek celsede boşanacağını düşünerek ayağa kalkmış
Burada insanlar emir dinlemeyi, emretmeyi, nasıl iş yapılması gerektiğini, nasıl işten kaçıldığını, toplu halde yaşamayı ve insanları sınıflandıracak tavır almayı çoktan seçmeli olarak öğreniyor.
Büyüklerin çocuklara yanlış yaklaşımı, onlarda çok derin ve onarılması olanaksız yaralar açabilir.Lütfen çocuklara sevigyle, hoşgörüyle yaklaşalım.
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki...
Yeni okula başlamışız, yeni sevmişiz
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Türkçeye , özellikle gençler tarafından, ne kötülükler yapıldığını görüyorum.
Olsun, her itilip kakılışımda, türk kanım onurlu bir teselli oldu içimde, hatta öyle büyürdü ki yüreğim kafesinden çıkarıp ay yıldızlı al bayrak misali sallayasım geldi.
Seni vurmalıyım, töremizdir sevgilim; Biliyorsun, bizde yarım kalan aşkları, hep öldürürler.
Şükrü öğretmenim! Neden erken gittiniz? Neden size gelmemi beklemediniz? Öğrenciyken söylemeye utandıklarımı söyleyecektim size.”Hocam sizi çok seviyorum.” Diyecektim.”
Toplumsal kültür; coğrafi konumdan tutun, etnik köken, tarihsel geçmişe dek uzanan geniş bir yelpazenin ürünüdür. Kültürel çeşitlilik ise dinamikleri diri tutan en önemli unsur... Geniş bir tanım içeren kültür; dini, etnik ve coğrafi özelliklerle şekillenir. Toplumların yaşadığı coğrafya üzerinde iz bırakmış uygarlıkların; mitleri, yaşam tarzları, sanat anlayışları, gelişmişlik
“Orduzu’da eski Ramazan” derken başka neler mi gelir akla.
“Kendi kendine yetmek” Kendi kendine yetmek, demek; teknolojinin henüz çıkmadığı ya da yaygın olmadığı zamanlarda bu gibi yerleşim mekânlarda insanlar, evlerinin avlusundaki çeşmelerde buz gibi su içer ve “katık” dediğimiz besinlerini de bu yerlerde muhafaza ederek soğuk
Ben anne olursam anlarım annemin değerini, ve annem her daim hatırında tutar beni unutturmaz yanındaki değerimi..