Hayatın Tadı
Belki de bu yüzden, belli bir yaşa kadar hayatımızda hiçbir şeyin tam olmadığını düşünüyoruz; belli bir yaştan sonra da hayatımızda hep bir şeylerin eksik olduğunu fark ediyoruz.
"Hayat çok kısa, sanat uzun. Sanatın ömrünü uzatmak için yeterince şarap içtim, sıra sizde." - Oscar Wilde"
"Hayat çok kısa, sanat uzun. Sanatın ömrünü uzatmak için yeterince şarap içtim, sıra sizde." - Oscar Wilde"
Belki de bu yüzden, belli bir yaşa kadar hayatımızda hiçbir şeyin tam olmadığını düşünüyoruz; belli bir yaştan sonra da hayatımızda hep bir şeylerin eksik olduğunu fark ediyoruz.
“Sakin olun” Diyor biri ..Sakin olamıyor insan..”.. üç gün değil mi? Gitmek yazgıya yazılı..” Yazgı hastane köşesi mi be deli!
1.5 metrekarede yaratılabilecek en büyük Ortadoğu gerginliği benimkiydi sanırım.
Güneş batarken, sen karşılaştığınız sabahı anlatıyorsun, zamana aldanıyorsun aslında bilmeden, istemeden aldatılıyorsun…
„ İnsan, nereye giderse gitsin, yaşadıklarını hep beraberinde götürüyor.“ Demişti,
haksız değil ama bazı şeyler de sürekli gözönünde olmayınca, devredışı bırakmak
kolay oluyor. Bu taşınma bir gereklilikti. Yeni evimi şimdiden çok seviyorum, kimbilir
burada neler neler yaşayacağım ve yaşayıp yazacağım.
Dediki;
-Herşeyin zamanı var ..Gençliğinde yaşlılığında..
Sukut idim.Ne çekişirdim ne kavga..Evimdede öyleydi..Benim sözüm olmasın önemli değil onun sözü olsun ...Yeterki kötülük olmasın ..Kaç torun kaç gelin geçti elimden kimseyi incittiğim yoktur..Bu yüzden ak günümde kara günümde dostum çoktur..
Gördün evlat..Bir hasta oldum
Kaç postacı gelişinde umut bağladın anne?
Kaç postacı çalmadan geçtiğin de kapını
Kaç umuduna kerpeten atıldı ?
Söz vermiş, Hoca’yı hasta yatağında gördüğümde ağlamayacaktım…
Ellerine sarıldım, öptüm…
O ki, Hoca, -bu güne kadar- elini kimselere öptürtmemiştir.
Ama bu kez mani olacak güçte değildi…
Boynuna sarıldım…
Düğününde Beyza'yı uğurlayan bir amcanın duygusal anıları...
Kur’an ahlakını yaşayan kişinin adalet anlayışında kişisel çıkarlar, dostluklar, arkadaşlıklar, akrabalıklar, insanların fiziksel farklılıkları asla etkili olmaz. Kararları yalnızca haktan ve doğrulardan yanadır. Kur’an ahlakının tam olarak yaşandığı toplumlarda gerçek adalet ve güvenin hakim olacağı çok açıktır.
Urfa’ya bu benim üçüncü gidişim…
Her gidişte bir başka duygu yaşadım ve bir başka haz aldım. Sıcağı olmasaydı, ‘orada, Makam-ı İbrahim’e yakın bir yerde yaşasaydım’ diyecektim ama kasıp kavuran o sıcağı görünce gayri ihtiyari Urfa’da/El- Ruha’da yaşamaktan vazgeçiyorum.
Şanlı Urfa’da gezip gördüklerimi bir tarihçi
Olsun, her itilip kakılışımda, türk kanım onurlu bir teselli oldu içimde, hatta öyle büyürdü ki yüreğim kafesinden çıkarıp ay yıldızlı al bayrak misali sallayasım geldi.
“Türkiye’de, 1980 ihtilaliyle 210 bin dava açıldı. 1683 bin insan fişlendi. 650 bin insan gözlem altına alındı. 23 bin dernek kapatıldı. 50 insan idam edildi. 420 bin insan işkenceden can verdi. Malatya’mızda, bir gece operasyonu ile evinden alınan bir öğretmen, işkenceyle öldürülerek teslim edildi... 50 polis, 50 subay
Başbuğum yokluğunda sabrımız tartılıyor… Çile yüklü ömrünü yüz akıyla bitirip ebediyet âlemine göçüp giden başbuğum. Siyasi çıkar gözetmeden, samimiyetin ve alçak gönüllüğünle, ağır yükler altına girerek, siyaset hayatında gönüllere taht kuran başbuğum, evlatların seni her gecen gün daha çok özlüyor ve bu özlem bitmeyecek. Ömrünü Türk milletine adamış,
Fikret Başkaya