Vefasızlık
Kaç postacı gelişinde umut bağladın anne?
Kaç postacı çalmadan geçtiğin de kapını
Kaç umuduna kerpeten atıldı ?
"Tanrılar bizi güldürmek için var, tıpkı okuyucular gibi. Ama en azından tanrılar bazen susar." - Terry Pratchett"
"Tanrılar bizi güldürmek için var, tıpkı okuyucular gibi. Ama en azından tanrılar bazen susar." - Terry Pratchett"
Kaç postacı gelişinde umut bağladın anne?
Kaç postacı çalmadan geçtiğin de kapını
Kaç umuduna kerpeten atıldı ?
Tuhaf otel adları, kötü olduğu belli yollar, sanki bu yollara girilmez ancak yanlışlıkla düşülür gibi…
Otobüsün camından anneme, kardeşlerime baktım. Onları sanki bir daha hiç göremeyecekmişim gibi geliyordu. Henüz üç-dört yaşında olan kardeşim bile ağlıyordu.”Gözüme çöp kaçtı.” diye de bir bahane bulmuştu.
Ben anne olursam anlarım annemin değerini, ve annem her daim hatırında tutar beni unutturmaz yanındaki değerimi..
Kur’an ahlakını yaşayan kişinin adalet anlayışında kişisel çıkarlar, dostluklar, arkadaşlıklar, akrabalıklar, insanların fiziksel farklılıkları asla etkili olmaz. Kararları yalnızca haktan ve doğrulardan yanadır. Kur’an ahlakının tam olarak yaşandığı toplumlarda gerçek adalet ve güvenin hakim olacağı çok açıktır.
Fümeden bozma bir ağıt yayılıyor kente,/ tüyü bitmemiş, yetim bir hüzün/ ve anadan üryan bir yalnızlık./ şair öldü. / gidenlere seyirci kalmaktır asıl acı!
Asıl şimdi acı!
Dede, eski günlerine dönüp öğrenciliğini de anlatmaya başlıyor; 2 yıl öğretmen okulunda okuduktan sonra Vefa Lisesi'ne geçmiş oradan mezun olmuş, orada da öğretmenlik yapmış. Sonra müdür yardımcılığı yapmış. Orada bir “asaletim geldi, asil müdür yardımcısı oldum yani” gibi bir sohbet de geçiyor ama ben bu “asalet” kelimesine takıldığımdan
“Türkiye’de, 1980 ihtilaliyle 210 bin dava açıldı. 1683 bin insan fişlendi. 650 bin insan gözlem altına alındı. 23 bin dernek kapatıldı. 50 insan idam edildi. 420 bin insan işkenceden can verdi. Malatya’mızda, bir gece operasyonu ile evinden alınan bir öğretmen, işkenceyle öldürülerek teslim edildi... 50 polis, 50 subay
Erol Mütercimler’in bir kitabının adı “Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemal”di. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk, bir rehberdir, bir önderdir Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan tüm yurttaşlar için. Benim özel hayatımda fikirleriyle bana rehberlik eden kişi ise (fikrimin rehberi) sevgili öğretmenim Fikri Gürler’dir.
Kızlar oralı değildiler,nede olsa onları anlatan bir efsane yoktu ve amazonlar oldukça uzaktı bizim tarihimize, o yüzden olsa gerek ki onlar ayaktaşı karşılaşmaları yaparlardı sınıflar arası ve ataerkil toplum senaryolarında hiçbir zaman bir figürandan öteye geçemeyecek olmalarını o zamandan kabullenmişlerdi.
Ben de mi bir gariplik var,benim çevremde mi?
Yoksa herkeste mi aynı hastalık var,anlayamadım…
Ama yaşadıklarımdan sonra bende oluşan, sevgi yoksunu bir toplumda yaşadığımız kanısıydı…
Ama bir dakika… Kim bilir? Belki de ben sevilmeyi bilmiyorumdur.
İyisi mi yazıyı okuyup siz
Ah o karakışlarda küçücük evlerin saçaklarından sarkan buzların tadını en pembe en parlak şekerler vermezdi o zamanlar. Artık ne sarkan buzlar var nede küçücük evlerden eser sokağımızda...
Yalan sever misiniz?
Ben sevmem! “Küçük yalanların bile hayatımda hiç yeri yok” dersem daha ilk baştan iki yalanı ardı ardına sıralamış bir yalancı olurum bile.
Hayatımda zaman zaman varolsalar bile yalan sevmem. Yalan sevenlerdenseniz şim
Bir kere hasret girmesin yüreğe;bir bulaştı mı izi kalır ve gönül her gidenin peşinden hasret gelecek sanır.
Bir hasret taşıyorsan yürekte o yürekten daha hayır bekleme.Evvel diz çöktürür sonra yerlerde süründürür zamanla karışırsın toz toprağa,topladığın herşey dağılır bir kenara.
Bizi ilk unuttuğun,göz göze vedalaşamadığımız son gece için ağlıyorum.
07 Ocak 2002 Pazartesi.
Hani yaz derdin ya,işte yazıyorum dedem,bin bir acı içinde,bin bir zorluk peşinde,seni yazıyorum.
Okuyamayacaksın ama en azından hisset.Seni çok özlüyorum.