Şiirler yazılmaz önce yaşanır
Peri bacalarının ıssızlığında kurmuştum düşlerimi, Chicago’nun kaldırımlarında sabahlıyordum... Bilmem anlatabiliyormuyum, sana bu mektubu yazarken, yine bir şiiri yaşıyordum.
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Peri bacalarının ıssızlığında kurmuştum düşlerimi, Chicago’nun kaldırımlarında sabahlıyordum... Bilmem anlatabiliyormuyum, sana bu mektubu yazarken, yine bir şiiri yaşıyordum.
Bir Şarkı çalıyordu...O an durup kaldı orda iki tırnak arasında sığdırabildi ancak...Yaşamı aslında o şarkıda gizliydi,şimdi o şarkıyla başlayan ama iyleşmeyen yaraların şerefine vurmak için hayatın dibine oda kelimelere can verdi işte şimdi bu yazıda atan kalp ...
Esas olan neyi veya kimi beklediğinizdir . Beklemeyi beklenir kılan , beklenenin , o boş , bazen de soğukta geçen zamanın çok üzerinde bir kıymeti olmasıdır .
hep zavallı özlemlere zavallı gözüyle mi bakmalı .. belkide zavallı biziz...
Posta Gazetesi'ndeki kosemde cok ilgi gormus bir yazi...
Kadinlar, erkeklerin de okumasini istiyordu ozellikle.
Belki okuyup da bir seyler kaparlar diye.
Kendi ihtiyaçları olduğunda seni kibarca içeri alanlar, sen aradığında seni tek tuşla meşgule alırlar. Tek "tuş olan" nedense hep sen olursun.
Nereye kadar susacak , nereye kadar kaçacaktı. Kaçtığı yerdeki kilitli kapıları ona kim açacaktı içerden. Kim yakacaktı ona ateşleri ısıtmak için yeniden buz tutmuş hislerini
Birtanem, diplerdeyim işte... Nefesimi bırakıyorum. Kalbimi bırakıyorum aşkımı ise gözyaşlarına terkedip yalnız sessiz sensiz geceye başlıyorum. Boşveriyorum sabah olmasın ....
Gülümseyerek düşündü içinden ; ‘’ Ne gerek var şimdi bu hayallere gibisinden’’ Dakikalar sonunda yanında olacak güzelden başka , hiç bir borcu kalmamıştı geri verecek aşka
Her sabahın kimilerine göre erken, kimilerine göreyse geç uyanışları vardır... Göz kapakları kendilerine gelene kadar geçen sürede gecenin bir yarısı başlamış bir düşün kırıntıları görülür. Karın boşluğundan yayılan tuhaf seslerin adıdır açlık. Özellikle
Gözlerin kapanacak ilk önce, boynun son düşüşlerdeyken beyninde son düşler kurulacak. Bu benim ilk cinayetim olacak, gömleğime taze ılık kanın bulaşacak. Karnı deşilen kayaların dipsiz kuyularına atacağım seni. Kimse çıplak bedeni bulamayacak.
Bir gece ansızın bir yazı yazarsınız ve o yazı belkide sizi birine çıkarır. O kişi beklediğiniz midir aceba yoksa kaderiniz mi. Muzip bir anlatımla, buyrun..
..Alkole batırılmış Esra cümleleri ile şişe çektiriyorsun sırtına...annen yüreğine viks sürüyor, turuncu bir ıhlamur kaynatıyor, boğazına okunmuş tülbent sarıyorlar.....Kesmiyor!....