Müzik Film - Hair
Hair müzikali ile birlikte 68 kuşağı ve hippilerin bir karşılaştırmasıdır.
"Tanrı'ya şükür ki dünya yuvarlak; böylece her zaman bir 'köşe dönme' ihtimali var, değil mi?" – Oscar Wilde"
"Tanrı'ya şükür ki dünya yuvarlak; böylece her zaman bir 'köşe dönme' ihtimali var, değil mi?" – Oscar Wilde"
Hair müzikali ile birlikte 68 kuşağı ve hippilerin bir karşılaştırmasıdır.
Bir gece ansızın bir yazı yazarsınız ve o yazı belkide sizi birine çıkarır. O kişi beklediğiniz midir aceba yoksa kaderiniz mi. Muzip bir anlatımla, buyrun..
Henüz hayat arkadaşım karşıma çıkmadan önce kaleme alınmış bir iç döküştür.... ve ilk evlilik yıldönümümüze az bir zaman kala tekrar elime geçti ve beklentilerimden çok daha fazlasını bulduğumu gözlerim yaşararak düşündüm ve bu yazı ilk yıl dönününüzde be
Ufka dayanan sırtını rüzgarlar eskitirdi. Yağmur yağarsa aniden gökyüzü palette siyaha matem katardı bir ressamın uykularına can çekişir gibi. Yazılan her şiirde amaçsızca tüketilen bir garipliğin kan kokusunu biriktirirdi ıssızlığa...
Zamansız olduğuna inanmıştım oysa herşey gerektiği anda meydana gelirmiş...
Tanrı’nın atölyesine bakıyorum sanki. Karşımda uhrevi bir tezgah, ne kadar sivri, geçimsiz kıvrım varsa benliğimde, törpüleyip yumuşatacağım bir işlik… Onun kırgınlığı keski, onun öfkesi balyoz, onun üzüntüsü mengene, onun aşkı ateş, onun sevg
Sabah dedim, evet ezan sesiyle yırtılırken gökyüzü bende sana bağırıyorum ıssız bir odadan. Bir müzik çalıyor çok farklı olan kültürlerimizi de ortaya serercesine. Aynı olmak kadar farklı olmak da aykırı aşka oysa. Yine de bırakamıyoruz birbirimizi, ne garip….
Sahnede eski Sezen Aksu şarkılarını bekleyen hazin duruşlu,buruk kalpli kadınlar ve tek güzel şeyi sakalları olan erkeklerle dolmuştu.Bol yıldızlı bir geceydi gerçekten.Yağmurluydu hava,senin ''ağlıyor'' dediğin bir hava vardı.Ve ışıklar durdu,garip ürperdiden sonra o şarkı başladı...
Kadın, her zaman kapalı kutu olarak görmek istemiş kendini ve öyle yansıtmaya çalışmış karşısındakine.
Senin ki sesin rüzgar, varlığın hayal, renklerin uçuk ve tebessümlerin kaçamaktı. Küçük bir hıçkırıktın gecemin sessizliğine damlayan. Sen ki yaşanılmaya çalışılan bir düş yangını.
Çek gemilerini benim sularımdan..
Karşıda adalar, karşıda insanlar hep içiyoruz bu akşam. Tek bir şarkı çalmalı sabaha kadar, benim şarkım çalmalı Ah şimdi nasıl da içilirdi bir sigara. Lanet olsun bıraktığım güne!
Bir yap-bozum olsun, eksiksiz olsun; bir yap-bozum olsun hiç dağılmasın!
Okyanusun derinliklerinde, nefes alabilme ihtimalinin imkansızlığında, tekrar bir arada olamamanın kaçınılmazlığında ve senin için yapılan her iç çekişe, haykırışa olan duyarsızlığına isyandı burada bir başıma oturuyor olmam...
Durdukça büyüyor gözleri cam kenarında yağmur camları ıslatırken. Büyüyor da yakıyor ruhunun ışıksız kalan ücralarını acı ile. Yokluğun acısı, varlığın olmamışlığı... Şimdi aklın dimağından geçenler gözlerde yol buluyor kendine. Gözler ıssız, gözler donuk. Soluksuz kalmak gibi suyun altında. Bir an suyun üstüne çıkıp nefes almak sonra dalmak tekrar
İlişki diye bişey yoktur aslında. Modern çağda ilişki denen şey bir tarafın ilgisini ve beğenisini karşıdakine itiraf edebilme safhasıyla başlayıp sonra ballandıra ballandıra nalatıp karşısındakini kandırmasıyla güçlenip ve taraflardan birinin diğerine..
Basitti her şey adam için. Zordu kadın için hayat ama olsundu…
Adalet Ağaoğlu