Son Saat
Üstün bir başarı ödülüsün ayrılıkta.Deliler yine etrafta,akıl yoksunlarıyla birlikte.Etraf yerle bir olmuş,ben ise diplere.Kötülük fırtınaları çok sert.Yine arkamızda anılar.
"Gerçekler, bir yazarın kaleminden çıkana kadar sadece potansiyel yalanlardır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gerçekler, bir yazarın kaleminden çıkana kadar sadece potansiyel yalanlardır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Sabah dedim, evet ezan sesiyle yırtılırken gökyüzü bende sana bağırıyorum ıssız bir odadan. Bir müzik çalıyor çok farklı olan kültürlerimizi de ortaya serercesine. Aynı olmak kadar farklı olmak da aykırı aşka oysa. Yine de bırakamıyoruz birbirimizi, ne garip….
Bir gece ansızın bir yazı yazarsınız ve o yazı belkide sizi birine çıkarır. O kişi beklediğiniz midir aceba yoksa kaderiniz mi. Muzip bir anlatımla, buyrun..
Dost sözcüğünün yakıştığı senden başka kimse yok benim için. Bazen seni kendim sanıyorum, kendimi sen... Ne güzel şey sana ‘DOSTUM’ diyebilmek
Toprak kokardı yazılarım, mezarlıklarda dolaşır, karanlık hüzünlerle arkadaş olurdu yazılarımdaki kahramanlarım. Hepsi ayrı bir dertle uğraşır, karakterleri gereği tüm acılara bağışıklık kazanırlardı..
Zamansız olduğuna inanmıştım oysa herşey gerektiği anda meydana gelirmiş...
Tanrı’nın atölyesine bakıyorum sanki. Karşımda uhrevi bir tezgah, ne kadar sivri, geçimsiz kıvrım varsa benliğimde, törpüleyip yumuşatacağım bir işlik… Onun kırgınlığı keski, onun öfkesi balyoz, onun üzüntüsü mengene, onun aşkı ateş, onun sevg
Henüz hayat arkadaşım karşıma çıkmadan önce kaleme alınmış bir iç döküştür.... ve ilk evlilik yıldönümümüze az bir zaman kala tekrar elime geçti ve beklentilerimden çok daha fazlasını bulduğumu gözlerim yaşararak düşündüm ve bu yazı ilk yıl dönününüzde be
Herşey bir kenara yığıldı artık. Sonbahar’ı kucaklayan bir yağmur dinletisinde düşlerimi tırnaklıyor bu ayrılık. Şehir suskun. Ve dışında ışıklarını yollara çizen bir ressam gibi tüketiyor bendeki beni bu yalnızlık....
Hair müzikali ile birlikte 68 kuşağı ve hippilerin bir karşılaştırmasıdır.
Ufka dayanan sırtını rüzgarlar eskitirdi. Yağmur yağarsa aniden gökyüzü palette siyaha matem katardı bir ressamın uykularına can çekişir gibi. Yazılan her şiirde amaçsızca tüketilen bir garipliğin kan kokusunu biriktirirdi ıssızlığa...
Kadın, her zaman kapalı kutu olarak görmek istemiş kendini ve öyle yansıtmaya çalışmış karşısındakine.
Senin ki sesin rüzgar, varlığın hayal, renklerin uçuk ve tebessümlerin kaçamaktı. Küçük bir hıçkırıktın gecemin sessizliğine damlayan. Sen ki yaşanılmaya çalışılan bir düş yangını.
Çek gemilerini benim sularımdan..
Bir yap-bozum olsun, eksiksiz olsun; bir yap-bozum olsun hiç dağılmasın!
Karşıda adalar, karşıda insanlar hep içiyoruz bu akşam. Tek bir şarkı çalmalı sabaha kadar, benim şarkım çalmalı Ah şimdi nasıl da içilirdi bir sigara. Lanet olsun bıraktığım güne!
Okyanusun derinliklerinde, nefes alabilme ihtimalinin imkansızlığında, tekrar bir arada olamamanın kaçınılmazlığında ve senin için yapılan her iç çekişe, haykırışa olan duyarsızlığına isyandı burada bir başıma oturuyor olmam...
Durdukça büyüyor gözleri cam kenarında yağmur camları ıslatırken. Büyüyor da yakıyor ruhunun ışıksız kalan ücralarını acı ile. Yokluğun acısı, varlığın olmamışlığı... Şimdi aklın dimağından geçenler gözlerde yol buluyor kendine. Gözler ıssız, gözler donuk. Soluksuz kalmak gibi suyun altında. Bir an suyun üstüne çıkıp nefes almak sonra dalmak tekrar
Basitti her şey adam için. Zordu kadın için hayat ama olsundu…
Oğuz Atay