Oruç Babadan Aforizmalar - 39
Çıkarcılığı eleştirirken bile, kendi çıkarlarını korumaya çalışan insanlar var.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Çıkarcılığı eleştirirken bile, kendi çıkarlarını korumaya çalışan insanlar var.
Ağlama gözlerim ne olur. Sen bir kez ağlarsan ben bin parçaya bölünürüm. Gözyaşı olurum, bir karlı dağ olurum. Sel olur, çığ olur düşerim gözlerimden. Parçalanır bir intihar bombacısı gibi vücudum. Gözlerim ağlama ne olur. Onu göremediğim zamanlarda dakikalara, saniyelere, saliselere bölünürüm. Ey gözlerim bir kez ağlarsan, ben her
Benim suskunluğum ne dilsizliktendir ne de aşktan. Benim suskunluğum sebebi hangi dilden konuşursam konuşayım bütün kulakların aynı millettenmiş gibi bana sağır kalmalarıdır. Tüm kulaklar cop olurken, sesimi duymayarak dövmekteler beni. Suskunluğum ateşten kaçanın, sopayla dövülmesi gibi. Canımı yakan her sağır ve dilsiz bakış, üzerime bir barut fıçısı gibi
Ego kolay tatmin olmayan bir canavardır. Artık doydu dediğiniz anda daha büyük bir iştahla saldırıya geçer.
Yüzümde düşüp kalkmanın kan izleri. Yüzümde adını bile bilmediğim insanların hayatıma girip çıkarken bıraktığı ayak izleri. Ben bu şehrin halkını yüzümdeki ayak numaralarından tanımaktayım. Ben bu şehrin insanını bir tükürük gibi yüzüme fırlatılmasından, bir tekme gibi, bir tokat gibi yüzüme vurulmasından tanımaktayım. Biri seni üzüyorsa başkasını mutlu ediyordur
Sevgini en son ne zaman dillendirdin? Bir gün önce mi, bir ay önce mi, yoksa bir yıl önce mi? Bir ricam var: Lütfen bu yazıyı okumayı bırak ve hemen şimdi sevdiğine, annene, babana, kardeşine, bir akrabana ya da herhangi bir insana sevgini ilet! Bunu yapamazsan bir çiçeğe, bir
Seçimin akmaktan yanaysa eğer, başka acılar da çağıracaktır seni…
Bombalanan bir toprakla, yanan börtü böcekle, bitki ve insanla birlikte yanacaksın. Senin de kolun bacağın kopacak, beynin parçalanacak, darma dağınık olacaksın öleceksin.
Ateşe verilen insanların derileriyle birlikte kavrulacak derin, saçların tutuşacak, cayır cayır yanacaksın.
Mektubunuz var bu mektup içinizden geldiği gibi olsun içinde itiraflar olsun kısacası biraz farklı ve kendinize dönük olsun sevgi dolu umut biraz da hüzün hadi ozaman mektubumuza başlayalım benim mektubumun konusu dünya...
Facebook’u açıyorum. Uzun süreli gözlemlerden sonra face geyiklerini öğrendim galiba. Bir süre, sanal sanal zaman geçirmek iyi geliyor. İyi geliyorsa, gülüyorsam kırk yılda bir, hoşbuldum valla... Yalnızlıklar yurduna hoşbuldum... “Hoşbuldum anasını satiiim !” değil tabi... Satmasam iyi olur ama Sophie’nin seçimi gibi bir seçim yapacaksam, babasını satmayı yeğlerim
alışmak, üretmek ve kazanmak adına bize söylenenlerin yalan olduğunu biliyorum. Sabahın köründen akşamın karanlığına kadar ağır işlerde çalışan insanların her fırsatta yorgun bedenlerini biraz olsun dinlendirebilmek için uyumaktan başka çareleri mi var?
Keşke bir sabah uyanır uyanmaz bütün alışkanlıklarımı, tekdüzeliği ve sorumluluklarımı geride bırakıp uzaklara gidebilecek cesareti kendimde bulabilseydim. Neresi olduğu hiç önemli değil. Gücümün yettiği kadarına, bilet param beni ne kadar uzağa götürebilirse oraya gidebilseydim. İçimde hep gitmediğim ve hiç bilmediğim uzak insanları tanıma özlemim kalacak. Ve yeniden başlayabilmenin
Bazen düşünüyorum da; hiç mi yazmasam…
Yazmasam belki daha hayırlı olacak ama…
Ama o zaman da boş dönen bir değirmenin taşları gibi kendi kendimi öğütüp dururum.
Kim bilir, bel ki de kendi kendime zarar vermemek için yazıyorum…
Şebnem İşigüzel