Ben"lerin En"leri
Nereden çıkıyor bu “en”ler.Tabii ki “Ben”den!
Baksanıza “ben” denilen aslında,bir “B” ve ona eklenmiş bir “EN”….
"Günaydın! Yaşlılığa giden yolda uykusuzluk, gençlikte okuduğumuz kötü romanların intikamıdır." – Umberto Eco"
"Günaydın! Yaşlılığa giden yolda uykusuzluk, gençlikte okuduğumuz kötü romanların intikamıdır." – Umberto Eco"
Nereden çıkıyor bu “en”ler.Tabii ki “Ben”den!
Baksanıza “ben” denilen aslında,bir “B” ve ona eklenmiş bir “EN”….
Benim suskunluğum ne dilsizliktendir ne de aşktan. Benim suskunluğum sebebi hangi dilden konuşursam konuşayım bütün kulakların aynı millettenmiş gibi bana sağır kalmalarıdır. Tüm kulaklar cop olurken, sesimi duymayarak dövmekteler beni. Suskunluğum ateşten kaçanın, sopayla dövülmesi gibi. Canımı yakan her sağır ve dilsiz bakış, üzerime bir barut fıçısı gibi
-Zorluk cahili bocalatır,korkağı kaçırtır,akıllıya ise çözüm yolu aratır.
-Düş kurmayı kötü bir şeymiş gibi göstermeye çalışanlar büyük bir hata yapıyorlar.Çünkü her buluş bir insanın düş kurmasından sonra ortaya çıkmıştır.
Üniversiteyi kazanıp Denizli'ye gittiğinde evimizde inanılmaz bir boşluk oldu. Hergün defalarca telefonla görüşmemize karşın onun canlılığını ,moral verici konuşmalarını çok aradım. Ama ,onun iyi olduğunu bilmem ve iyi bir eğitim ve meslek için Denizli'de olduğunu bildiğimden mümkün olduğunca eksikliğinin bizi ne kadar etkilediğinden hiç bahsetmedim.
-İnsanlık için yaptıkların kendi soyunun yararınadır.
-Acınacak hale düşen bir insan,acınmayı hak etmiştir.
-Aşkın mezarı olmaz,çünkü aşk ölünce, uçar ve göklerde kaybolur.İstediğin kadar bekle veya ara asla geri dönmeyecektir.
Mektubunuz var bu mektup içinizden geldiği gibi olsun içinde itiraflar olsun kısacası biraz farklı ve kendinize dönük olsun sevgi dolu umut biraz da hüzün hadi ozaman mektubumuza başlayalım benim mektubumun konusu dünya...
Bir masa... Masada anlık fotoğraflar... Bir kadın ve üç adam... Devrilen ince belli bardak mı yoksa kadın yüreği mi anlamak zor. Masada ağır bir travma... Kadın çayın deminde bir silüete dönüşmekte. Kadın ince belli bir bardak mı koyu demlenmiş bir çay mı kimse bilmemekte. Ortalık bir duygu hali.
Biliyor musun, her geçen gün çığlıkları daha da artıyor içimdeki haylaz küçük kızın. İki gözü iki çeşme ağlıyor son günlerde, “Hiçbir yere gitmek istemiyorum.”diye. Sen gelince gitmek zorunda mı o?hep saklamaya çalışırdım onu herkesten; ama inan ben de istemiyorum ondan ayrılmayı
Neden senin de dudaklarının kenarında hayattan ve aşktan memnun
bir gülümseyiş yok onun gibi…
Neden her gece kapını açıyorsun sana gözyaşları getiren bu yabancı kadına?
Kopya kağıtlarını yutan bir öğrenci gibiydim. Sana söylemek istediğim tüm kelimeleri, cümleleri içime attım. Davula döndüm de gümbür gümbür sana seni sevdiğimi söyleyemedim. Tüm utangaçlıklar bendeydi. Tüm kızlar ise yüzü kızarmayanların, utanmayanların sevgilisiydi. Ben tüm acılarımı içimde biriktirdim.
Biraz özgürce düşünüyorum kuzum. Biraz rahatça. Ve bu özgürlük bıçağın sırtıymış gibi hissettiriyor bana! ya öyleyse bu sahici özgürlük mü? Kırıp döktüklerimde var, derleyip toparladıklarımda... kırıp dökende var, sarılıp sarmalayanda..