Nereye mi Gidiyoruz?
Şimdi ben size birkaç gazete başlığı yazayım; siz karar verin Türkiye’ nin nereye doğru gittiğine.
"Okumak, zihnin kanatlarını açmaktır. — Helen Hayes"
"Okumak, zihnin kanatlarını açmaktır. — Helen Hayes"
Şimdi ben size birkaç gazete başlığı yazayım; siz karar verin Türkiye’ nin nereye doğru gittiğine.
Açık dediğin kapıdan girebilmem için bir köpek belki de bir kedi olmam gerekiyor.Sahibine sadık bir köpek mi yoksa nankör bir kedi mi?Hangisi olmam gerektiğini söyle hiç olmazsa…
Öldüğümüz an imzamızı da atmış oluruz yaşam mektubumuzun altına. Sizce kime yazılmıştır mektup ?
Bagirmalar, silah sesleri ve beraberinde gelen sessizlik kendini gostermisti. Anlamistim, sabah olmustu yine. Vatikan ve papaligin yikilmasindan sadece iki hafta gecmis, beraberinde tum Dunyada once ibadet yerleri daha sonra hukumetler birer birer silahli saldirilara ugramis ve patlatilmaya baslamisti.
Yeneceğim demiyorum, yalnızca korkularımın korktuğu taarruzun davetiyesini veriyorum.
Seninle sevişmemi mi yoksa nü resmini yapmamı mı istersin? Seni öpücüklerle sevmemi mi yoksa tuallere çıplak resmini çizmemi mi daha çok istersin? Saçlarını okşamamı mı istersin yoksa onlara gül takma mı istersin? Sana veda ederken gözlerine bakma mı yoksa gözlerimi yumarak gitmemi mi, söyle hayatta hiçbir isteği gerçekleşmemiş
18 ülkeden Malatya’ya gelen bu çocuklar, yalnız Türkçe değil Anadolu’muzun bir gerçeği ve mozaiği olan Türkçenin yanı sıra Kürtçe gibi başka dillerde de okudular.
Öreğin kara kuru bir Afrikalının Şemmame’yi okurken, şalvarlı bir grup Iraklı çocukların oyun havasıyla eşlik etmesi ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde sergilenen değişik
Bilmem diyebilmek cesaret ister....
Birilerini baz almayın. Özgünlüğü tercih edin. Karanlıklardaki ışık, ışıl ışıl parlayan ışıklarda ise gölge olmaya özen gösterin
Ne yazık ki Ortaçağ karanlığını yaşıyoruz günümüzde...
Kesmiyor, durgun sulardaki fazladan bakış, seni her yere dağıtır bulunmaz akış! Dediğin her şey doğru, belli belki yolun başı sonu. Bilinmez dağılan yanlış sancı, arşın üzerinde bir ok kalmıştı! Yanlış aslında, bir eleştiri gerekir, aldanmaktan kurtulmak için, sevmek için, aramak için! İçin için.. Yağmura giden yok, ıslanan susuz
Haziranın tatlı telaşı, yaz gibi sardı bizi. Bizde yaz gibi bir an önce ısınmak, bir an önce ıslanmak, bir an önce çimlerde debelenmek, bir an önce üzüm asmalarının, mısır tarlalarının içinde kovalamaç oynamak ve sonunda yorgun yapraklar gibi sararmak için can atıyoruz.