Gölgeler
“Belki” diyordu bir gölge.Bu “belki” ye katıldı diğer bir gölgenin “belki” si;onu takip etti tüm gölgelerin “belki” korosu…
"Sanırım zamanın ne kadar hızlı aktığını merak edenler, genellikle borçlarını ödemeyi unutmuş olanlardır." – Mark Twain"
"Sanırım zamanın ne kadar hızlı aktığını merak edenler, genellikle borçlarını ödemeyi unutmuş olanlardır." – Mark Twain"
“Belki” diyordu bir gölge.Bu “belki” ye katıldı diğer bir gölgenin “belki” si;onu takip etti tüm gölgelerin “belki” korosu…
Ne demiş Rus Edebiyatının zirve isimlerinden Lev Tolstoy Bir insan acı duyarsa canlıdır, başkasının acısını duyarsa insandır. Hangimiz duyuyoruz başkalarının acılarını? Zor günlerden geçiyoruz, kaç kişinin gece yatağa yattığı zaman şu devirde olan bitenlerden dolayı uykusu kaçıyor? Civan gibi evlatlarımız toprağa düşüyor. Bir dolu masum insan Akdenizin, Egenin
YZ
-Affet ki gerçek acının ne olduğunu anlasın.
-Üzüntünü büyütmeye çalışma;zaten her üzüntü yeterince büyüktür.
-Acılar hayatın heykeltraşlarıdır.Çekiç darbeleri nasıl ki kayayı yontarsa,acılar da insanı yontar ve mükemmelleştirir.
Fikret Başkaya
Ayazağa’da ,kasrın önündeki koca ıhlamur ağaçlarının altında akşam yemeğimizi yedikten sonra toplanırdık genellikle. Karargâh Bölüğünün çay ocağında demlettiğimiz bir demlik çayı içerken aldığımız hazzı sözcüklerle ifade etmek imkansız. Ihlamur kokusu, çay buğusu, yıldızlar. Tel örgüler içindeki bir mekanda biraz olsun özgürlüğün tadını alabiliyorduk.
Yalanlarınıza doydum, kusmaktan yoruldum. İğrençsiniz. Bu kadar pisliği, bu kadar yalanı nereden buluyorsunuz? Aynanın karşısında kendinize nasıl katlanabiliyorsunuz?
Ses, fiziki bir olaydır. Titreşimle oluşur ve bu titreşimi enerjiye dönüştürür.
Ses, çeşitli frekansta dalgalar ile havada yol alırken ayrı ayrı frekansta insan kulağına gelir; bazen hoş, bazen nahoş!
Nazım Hikmet yazım, 2004'de 'Gün Aşımı, kitabımda, şiir ise 1996 yılında aynı ismi taşıyan kitabımda yayınlanmıştır. Az da olsa değişiklik yapıldığı, anı eklendiği için günümüz tarihi verilmiştir.
Her insan adil ve insanca yönetimi hak ediyor. Bu doğuştan gelen bir haktır. Sistemler, ister otokratik ister teokratik ister de demokratik olsun hepsi insan üzerine kurulmuştur. Bu demek oluyor ki şayet insan olmaz ise bu yönetimler içi boş balonlara dönüşeceklerdir. Oysa ki, dünyada ve Türkiye’de ki uygulamalar esas
Erguvanlar, gözlerinize renk ziyafeti çeker , aylardan nisandır. Zaten, eskiden beri İstanbul nisana, nisan İstanbul’a pek yakışır. Nisanla ve insanla bu denli özdeşleşen,kaynaşan bir başka şehir var mıdır dünyada bilemiyorum?.. Gerçi, İstanbul’a sonbahar da yakışır. Hüznün rengi İstanbul olur yüreklerde o zaman. Yağmur toprağa biraz eğri düşer; nemli
Kuzey Irak'ta yaşananlara şaşıranlara şaşırıyorum. Bu hikaye daha önce BOP adıyla yayınlanmıştı. Şimdi yapılan beyaz perdeye aktarılması...
Hızlı, soluksuz, mağrur, arada duygusuz! Korku bir derin hayal, umut en azından faal! Kendinden önce, farklı çıkar sesin, nedendir bilinmez gerekli mi bu iyiliğin! Nasılda, derinden, soluğunda asılı kalır, kırılan bardak yerine konur. En azından yeni bir başlayıştır, yeni bir dünya, sonu belki de bu olur!
"Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz.. -Sakallı Cemal"
Ahmet Ümit