"Bu kadar çok hayranım varken, neden hala bu kadar yalnızım? Ah, evet, çünkü hepsi ölü." - Edgar Allan Poe"

Deneme

Birde Çokluk,ya da Çokda Birlik

Ve gene demiştin ki “Yağan yağmurun damlaları arasında,içtiğin suda,yediğin bir meyvede çıkacağım karşına.Sinekleri öldürme sakın,bırak karıncalar işgal etsinler evini,fareler tiksindirmesin seni,yılandan-çıyandan korkma,yiyecek vermen için miyavlayarak yalvaran bir kediye kızma ne olur,biraz okşa sev onu,çünkü buna çok ihtiyacım var çook!”

Kalabaliktaki Yalnizlik

Her sey isiklarin kapanmasiyla baslamisti. Bedenimdeki alkol umursamazligimi iyice arttirmis, bakislarim donuklasmisti. Ice cekilen sigara ise yuzleri az cok secmeme yardimci olmustu.

yazı resimYZ

Modern Kızların Gönül Oyunu

İnsanı yıkayan en temiz suyun kendi teri olduğuna inanmış olacak ki, uzun zamandan beri vücuduna başka su değdirmemeye özen gösterdiği ilk bakışta anlaşılıyordu. Kırçıl saçları öyle yapağılaşmış ki görseniz içiniz acır İri yapılı, badem gözlü, yüzü çopurlaşmış, buğday rengi yüzünü kapatan 5 aylık sakalı, ağzına doğru sarkan intizamsız

KİTAP İZLERİ

Ezbere Yaşayanlar: Vazgeçemediğimiz Alışkanlıklarımızın Kökenleri

Emrah Safa Gürkan

"Ezbere Yaşayanlar": Modern Bireyin Konforlu Yanılgılarına Zihinsel Bir Baskın Emrah Safa Gürkan'ın kaleminden, "biricik" olduğumuz yanılgısına neşter vuran, disiplinler arası bir entelektüel serüven. Herkesin kendini
İncelemeyi Oku

Oruç Baba"dan Aforizmalar - 23

-Affet ki gerçek acının ne olduğunu anlasın.
-Üzüntünü büyütmeye çalışma;zaten her üzüntü yeterince büyüktür.
-Acılar hayatın heykeltraşlarıdır.Çekiç darbeleri nasıl ki kayayı yontarsa,acılar da insanı yontar ve mükemmelleştirir.

Kurumuş Ağacı Yeşertmek

Edebiyat marangozluktan farklı bir iş değildir. demişti Gabriel Garcia Marquez; 1981de, Meksiko Citynin görülmeye değer, renk renk çiçekleriyle dolu eski ve şirin semti San Angel Inndeki evinin hemen arkasındaki ofisinde, Paris Review dergisinden Peter H. Stonea verdiği o uzun söyleşide. (Yazarın Odası, Timaş, Çev: Öznur Ayman)

Eyvah!.. Postmodern Tanrıça Angelina Yine Geldi. Ateş ve Kan Kokusu Mudur Burnumu Yakan?..

Ateş ve kan kokusu mudur burnumu yakan?...
Ve biz... Sen, ben, o... Ateşin dumanları arşa yükselmeden henüz, etnik, dinsel, mezhepsel ayrımlarla çatışacak, kısır ideolojik tartışmalarla boğuşup duracak mıyız?...
İzin verecek miyiz çocuklarımızın kan gölünde boğulmasına?...
İzin verecek miyiz topraklarımızın ekmek diler gibi

Ayrık Otları

Seni okşayan ellerin yanında sanki bileti kesilen garip bir yolcuyum. Seni severlerken başka gözler ve eller korkular, kaygılar otobüsünün içindeyim. Kimdir bu üçüncü kişiler? Sen ve ben aralığında özgür bir ülke bırakırken, kimdir o ülkelere girip talan edenler? Bir elin parmaklarının diğer elin parmaklarının içine girmesi gibi kimdir

Kara Patoz

Siz kara patozun ne olduğunu bilir misiniz?
İlla ki bilenleriniz vardır.
Ki eski topraklardansanız kesin bilirsiniz, ‘kara patoz’un ne olduğunu.
Biçerdöver henüz çıkmadan, memleketimin insanı bu kara patozdan kullanırdı tahıl ve nohutları ayıklamak, sap-saman elde etmek için.

Kimse Yetişemezsin Hızımıza

Mutluluk sensin, mutsuzluk da. Su şırıltısı da sensin, boğulmak da sensin. Bir çocuk sevinci yaşarım yanında. Her daim can diye dolaşırsın damarımda. Ey sevgili beni lüks arabalar içinde görmek istersin. Dersin ki bu araba bile sana yakışmaz, sana jip almalıyım. Kafanı sen benle bozarsın, ben seninle. Ey sevgili

Kalem ve Kelam

Yazının icadıyla başlayan bir serüven onlarınki. Kalemin gücü, kelamın gücüyle birleşince, kılıcı alt etmiş. Kadim devirlerden beri, söz sultanlarının, cihan sultanlarına galebe çalması da buna bağlı bir durum olsa gerek. Avazenin cihana salınmasıyla kubbede bir hoş seda bırakması da kelamın söyleniş biçimine bağlı, üslup ve tarz meselesi. Sözün

KİTAP İZLERİ

Puslu Kıtalar Atlası

İhsan Oktay Anar

Bir Düşün Atlasında Gezinmek: İhsan Oktay Anar'ın Başyapıtı İhsan Oktay Anar’ın 1995 yılında yayımlanan ve yayımlandığı andan itibaren modern Türk edebiyatının kült eserlerinden biri haline
İncelemeyi Oku
Başa Dön