Kahramanlar Yalnız Yaşarmış, Yalnız Başına Kahraman Olurmuş.
Kahramanlar Yalnız Yaşarmış, Yalnız Başına Kahraman Olurmuş.
"Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş baltadır. — Franz Kafka"
"Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş baltadır. — Franz Kafka"
Kahramanlar Yalnız Yaşarmış, Yalnız Başına Kahraman Olurmuş.
Bilenler vardır, bildiğini zannedenler vardır, bilmeyip de biliyormuş gibi yapanlar vardır ve bir de asla bilemeyecek olanlar vardır.
Bazen en çok istenilenler, uzun süre gerçekleşmeyenler olur. Bir konu ne kadar çok zihni meşgul ediyor, davranışları yönlendiriyor, yaşamın akışında rol oynuyorsa o kadar gerginlik ve stres yaratabiliyor. Üzerinde fazla durmayıp sadece gerekenleri yapmak, uzun süreli beklentilerin olumlu sonuçlanmasını sağlayabiliyor.
Canlının yapı taşlarını, canlılığa ilişkin şifreleri, genleri vs. değerlendirmek, araştırmak durumundayız. Bir örümcek ile insan arasındaki yapısal benzerlikler ve ayrılıkları tartışmak durumundayız. Çizmeyi aşmak gibi bir gayretim olmayacaktır. Doğanın bir parçası olan insanın, doğanın diğer parçaları ile ilgisi tartışılmalıdır.
terbiye; insan için aile içerisinde başlayan, okul hayatı ve sonrasında devam eden bir eğitim şeklidir.
Bilgi, her zaman kaygan bir zemine sahipdir. Eğer güçlü bir duruşunuz yoksa, bilgi her zaman sizi kullanmaya, kendisinin esiri yapmaya çalışır. Egonuza hitap ederek, kendisini efendi ilan etmesi kolaylaşır. Erdemli, biri bilginin kölesi olmaz. Ve kendini bilgiye kullandırmaz. Zayıf karakterliler bilginin oyuncağı olur.
Atatürk'ü birkaç defa çok yakından gören, onun kitaplarıya ilk derslerini alan bir kişi olarak, zaman içinde sorgulanan 'Atatürk Diktatör mü' sorusunu cevaplamak istedim. Aslında oligarşi yaratan demokrasiden,
dürüst, saygıdeğer diktatör neden olmasın. Saygılar.
“Kalkmış güzelim sabaha açmış penceresini,
Dalga köpüğü Trabzon evlerinden biri,
Silkelemiş düşlerini pencereden,
Bakmış evinin ayak ucunda,
İnce bir örtü mavi deniz…”Ceyhun Atıf Kansu)
Sen gittin gideli, hurufat içinde en çok “elif” sana benzer “vav” bana. Güzel “he” ağlar ayrılığımıza. Dolaştığın yerler, ayaklarını öper iştiyakla benim bağrım kavrulur. Hasretin ateşle harmanlanır ruhumda.
Hayat dediğimiz bu şey nedir? Yemek, içmek, barınmak ve üremek. Daha Türkçesi var olmak. En basit ve kaba haliyle hayat var olmak. Lakin bu kadar da basit değil insan hayatı. Biz bitki ya da hayvan değiliz. Bundan biraz daha ötedeyiz. Öyleyse nedir bu hayat.
Allah’ın sınırları içinde yaşayanlarla, insanların koyduğu kurallara göre yaşayanlar arasında yaşamlarının her anında derin ayrılıklar vardır. Kur’an, bu önemli farklılığı, “Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde bulunan kimse, kötü ameli kendisine ’süslü ve çekici gösterilmiş’ ve kendi heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir? (Muhammed Suresi, 14)