Yaşanabilirmi aşk yeniden
Ve sen beni gerçekte görmeden,yüzyüze görüşemeden sevdin.Ve ben seni bir o kadar çok sevdim.Çok benimsedim. Her zaman yüreğimde sadece yürek ve sadece anlayış besledim.....
"Bugün 20 Nisan 2026, saat 03:00. Henüz bitmemiş bir romanın bitmemiş bir cümlesi gibi..." – Virginia Woolf (kurgusal)"
"Bugün 20 Nisan 2026, saat 03:00. Henüz bitmemiş bir romanın bitmemiş bir cümlesi gibi..." – Virginia Woolf (kurgusal)"
Ve sen beni gerçekte görmeden,yüzyüze görüşemeden sevdin.Ve ben seni bir o kadar çok sevdim.Çok benimsedim. Her zaman yüreğimde sadece yürek ve sadece anlayış besledim.....
Bir filmi ikinci defa seyrettiğinizde sonucun değişmediği kadar güvenin.
YZ
Çıkmak ben de istiyorum ama kırmızı başlıklı kıza elmayı yediren kötü büyücü beni de feleğin çemberinden geçireceğim diye kandırdı ve bu kuyuya attı “ demiş.
Fakir Baykurt
Bu güruhtakiler "Küfür tek millettir" ayet-i celilesinden yola çıkarak, Kur'an-ı Kerim'de ki "millet" kelimesinin din manasında kullanıldığını ileri sürerek, MİLLİYETÇİLİK ideolojisinin İSLAM' a aykırı olduğu propagandasını yaparak prim kazanmaya çalışmaktadırlar. Ve hatta daha da ileri giderek mensubiyet şuuru içinde Türk'üm demenin günah olduğu yalanını süslü laflarla insanların beynine
Karşımda siz varsınız. Yüzleşeceğiz. Kim haklı kim haksız göreceğiz. Ben hiçbir zaman haklı olmaktan hoşlanmam ama sonunda genellikle haklı çıkarım.
çocuklara inanın.onlar gerçeği saklayamaz.belki size sözlerle anlatacak bilgiye sahip değiller ama davranışlarını gözleyin ve oyunlarını anlarsınız herşeyi. onlar gerçeği oyunlarda yaşar. oyunlarıda gerçek sanırlar.
Toplum olarak, insanların kötü yönlerini ve açıklarını aramaya meyilliyiz.Şüphe,zan ve tahminlerle hareket ederiz.En ufak bir lâf duyduğumuzda bunu süsleyip abartarak gördüğümüze yayarız.Söze hep zanla başlarız.
Halının üzerinde bir mavi boncuk... Ne kadar faklı yüzleri var... Yaşadıklarına, yaşadıklarımıza bakarken gördüğün yüz onların tek açıklaması mı?...
Katili olmalıydım gecenin,ellerimde suçüstü kanamaların parmak izleriyle sağaltılmamış bir yaranın bıçağı,ama başaramadım...Kapsülü çıkarılmış tamlamaların yalınayak buluşmaları işgal ettiği terkedilmiş bir durağa yaklaştım sonra,karşılaştığım kendi yansımamdı,'yak'dedi 'bütün gemileri yak...!'Yakmayacağım işte.'Bu şehir bıçak,bu şehirdeki yokuşlar yokoluşlarımıza çıkıyor artık.Bizim çölümüz bir çift tabanca edinmeyi gerektiriyor,sen söylemiştin,eninde sonunda sökülecek bu şehrin şafakları;biliyorsun...'
Toprak kokardı yazılarım, mezarlıklarda dolaşır, karanlık hüzünlerle arkadaş olurdu yazılarımdaki kahramanlarım. Hepsi ayrı bir dertle uğraşır, karakterleri gereği tüm acılara bağışıklık kazanırlardı..
adölesan çağında çazılmış bir yazı... sanırım 'tipik' oçağı yansıtıyor :)
Yaşar Kemal