Küçük Bir Otobüs Garında Sakladım Sendeki Beni
Şimdi otobüsün camından sana akan yüreğimi geri ver desem, sende bıraktığım o uzun saçlı yosun yeşillinden bir vücut bulabilsem...
"Yarınki gazetede intihar ettiğimi okursan, bil ki bu sadece pazarlama stratejimin bir parçasıdır." — Oscar Wilde"
"Yarınki gazetede intihar ettiğimi okursan, bil ki bu sadece pazarlama stratejimin bir parçasıdır." — Oscar Wilde"
Şimdi otobüsün camından sana akan yüreğimi geri ver desem, sende bıraktığım o uzun saçlı yosun yeşillinden bir vücut bulabilsem...
Sessizlik o kadar güzelki sanki yıllarca hasretim bu sessizliğe.İnsanın benliğini alıyor. Büyülü bir iksir gibi insanın ruhunu alt üst ediyor.Başımı kaldırıyorum ve gündüzün maviliğinden geriye kalan simsiyah bir gökyüzü görüyorum
Usulca sokuluyorum köhne yerlerine anlık doyumsuzlukların geliyor sıkıca tutuyorum onları eğer yenilirsem bu şizofrenliğimde burada bitecekti.Devam etmeliydi.Evetgördüm o ayrı özgürlüğünü,asiliğini ama uzaklaşmak istemedim oradan yazmalıydım hem ‘de herşeyi.
Mazi, içimde kapanmaya yüz tutmuş bir yaranın derin izleri gibi. Kanamıyor artık, sadece sızlatıyor içimi. Daha ne kadar sevebilir daha ne kadar saklayabilirim ki seni.
İşte bu yüzden söz verip kendime, elimi tutamadığın o durakta bugün unuttum seni.
Ya benimle yaşarsın ya da ölümü koluna takarsın demiştim! Seni kabirde de sıcak tutarım yanıma uzan... Kuş kafesi, dert kümesi, hüsran kefesi... kalbimiz artık huzura mekan. Hey gidi koca dünya; bize ev sahipliği yapamadın ya utan!!!
ben sana 'ne kadar hızlı geçmekte zaman seninleyken' dememeliyim.. durmalı akrep yelkovanın boyuna takılıp. kovalamasınlar birbirlerini....
Ve Sevgili!
Sensiz, yıkık bir kentin uğultusuzluğun da haps olmuş paslı yüreğim… Razı olmuyor, yakasına yapışmış gözlerinden firara. Sövesim geliyor… Hasret yanığı kokunu benden esirgeyen namussuz rüzgara.
Aşk bu mudur?
Aşk böyle mi olmalıdır?
Nerede kaldı utancından sılanın yüzüne bakamayan aşıklar?
Nerede şimdi o en eski hatıralar?
Bir aşk daha bitti diye yazmalı gazeteler,boş bir cadde ortasında ölen iki çocuktan bahsetmeli.Faili mechul katiller aranmalı heryerde.Robot resmimizi çizmeli polisler.Ve o sahil kenarında çekindiğimiz fotoğrafa benzemeli gözlerimizdeki hüzün.
Sevdanın en güzelini yaşarken bu yüzden üzüleceğim, sevilirken, severken bu yüzden boynum bükülecek.
Fakat ne olursa olsun, utanmadan, bıkmadan, usanmadan haykıracağım sevgiyi unutanlara, sevdayı anlamayanlara...
Yitik yaşarım eğer sensizde yaşarsam. Tutunurum müziğin acılarınla savaşanlarına. Boşluğun kendinden habersiz yolculuğuna tutmuşum ışığını vuran cennetine, yoksullara selam veririm isyan eden hayatlarında ve ne olur onları ’da tanı ve karış yazarların bize öğrettiği şiirlere.
Paket yaptım hüzünlerimi, rafa kaldırdım. Ne ederlerse etsinler umrumda değil bugün.
Bu gece, gözlerimin mehtabında, gönlümün mihrabında, inleyen sevda şarkılarıyla, sevdiğimle birlikteyim...
köşeye sıkıştı ve cenin şeklini aldı bedenim... kımıldayacak halim yok. bir şizofreniyi oynuyorum nicedir!yollara çıkacak takat kalmadı güçsüz bedenimde. yolsuzum, yolluksuzum ve gittiğinden beri bende yokum...
Nurdan Gürbilek