Bir Carrefour Akşamı
Bir Carrefour hatırası tadında... Fakat çok daha fazlası var baktığında...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bir Carrefour hatırası tadında... Fakat çok daha fazlası var baktığında...
CV'ler her zaman doğru, yalansız ve abartısız olmak zorundadır... Olmadığınız, başaramadığınız özellikleri yazarsanız öz geçmişinize, bir gün gelir gerçek anlaşılırsa, mahcup olursunuz mutlaka... İngilizceyi çok iyi, bir İngiliz ile her konuyu konuşacak kadar değilde, lise de öğrendiğiniz kadar biliyorsanız, öz geçmişinize, İngilizceyi iyi derecede biliyorum yazmamalısınız...
insanlar neden ciddiyetsizliği elden bırakmamak için birbiri ile yarışıyorlar?
Ruhunuzda fırtınalar koparken, o gecenin sessizliği az da olsa huzur verir insanın ruhunun derinliklerine... Hele bir de ince ince tatlı bir müzik, alır sizi götürür kim bilir nerelere... Ay dolunay olmuş ya da hilal, ne fark eder? Işığını salıyor ya hem dünyaya hem de ruhumuza...
Çok eskilerden hatırladığım bir ilkokul şarkısıdır eminim ilkokul sıralarında birçoğunuzda söylemişsinizdir, şöyle sözleri ''Ordaa bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür. tralalalala laaa tralalalal laaaa'' diye devam eder gider. Belki bu ülkenin birçok yerini daha görme fırsatımız olamadıysa da,
Önceki yazımda sınırsızlık kavramından bahsetmiştim. Bunu sonsuzluk kavramı ile eşanlamlı kullanmıştım. Ama üzerinde biraz düşününce ve eski bir kitabı tekrar okuyunca farkettimki aynı şey değiller.
Tvde sinema kanallarını gezerken tesadüfen rastladım Heidi filmine..
Bizim çocukluk-gençlik dönemimizin çizgi filmini sinemaya uyarlanmış olarak
İzledim..
İzledim çünkü o filmlerde kalan ve artık ulaşılması hayal olan duyguları
ve mutlu sonları, o muazzam sevinçleri yeniden hatırlamak, onlara olan özlemlerimi
"Var mıyım? Ben dediğim ne? Gerçekte iradem var mı yoksa şartların zorunlu olarak kontrol ettiği organik bir makina mıyım? Olasılıklar rastgele meydana geliyorsa doğal olanın ahlakından bahsedilebilir mi?"
Unutmak istediklerim bir yana, hatırlayamadıklarım beynime saplanmış kocaman bir soru işareti. Sahi, yaşanmış olanlar neydi?
Fikirler, kadük/kısır kalır mı
yahut kelimeler küser, senden kaçarlar mı ?
evet demek içimden gelmese de demek zorundayım.
Dijital kölelikten bahsediliyor,
son zamanlarda hepimizin ortak gündemi, tartışıyoruz..
insanlara engel olmak yerine neden engellerin kaldırılması yolunda yürümeyi tercih etmiyoruz?
Ahh kahve sen nasıl Habeşî bir dilbersin söyler misin? Ahh seni gidi kara içecek! Nedir sendeki bu sır?
Ayak kelimesini duyduğunuzda aklınıza ne geliyor?
800 kişinin katıldığı bir araştırmada katılımcıların %86sı akıllarına ilk olarak el, ayak parmağı, bacak sözcüklerinin geldiğini ifade etmiş. Diğer yandan 800 kişiden sadece birer kişi kar, şapka, köpek, fizik sözcüklerini düşünmüş. Yani bu kişilere ayak sözcüğü fizik, kar, şapka sözcüklerini
Artık bunların hiçbiri de değil diyorsanız da, ben işimi erteliyorum ama bu sebeplerin hiçbiri benim ertelememin sebebi değil diyorsanız, lütfen yorumlara bırakıverin de biz de bu yazımızı kuvvetlendirelim.
Sanki büyük bir suç işlemişim gibi, sanki insanların gelecekleriyle ben oynamışım gibi, sanki benim yüzümden bu durumdalarmış gibi ters ters bakışlara maruz kaldım. Alışığım İnsanları değiştiremiyorsun. Ne ben değiştim, ne de onlar... Canları sağ olsun.
Doğan Cüceloğlu