Günaydın
Tamtam sesleri kulaklarımda.Hızlı hızlı yürüyorum sık ağaçların arasında . Güneş ışığı yok.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bunun nesi olağanüstü şimdi? Olmuş bitmiş işte. Lütfen sıfatları bol keseden, düşünmeden kullanmayalım.
Adı "gelecek" ti onun
Ve "kadın" olacaktı zerafetinin adı
Gelecek zamanda bir ömür için...
Daldan dala sıçramalar... Akvaryumlar, balıklar, okyanuslar..
Maskeliler, maskesizler... Onlar ve biz; garipler...
Sözde aydınlar,yozlaşmışlıklar ve herşeye rağmen taptazeliği ile
yaşanmayı bekleyen hayat...
Bir an cep telefonumun yanıp sönen ışığına takıldı gözüm, mesaj gelmiş olmalıydı..."Cenaze evindeyim “ demişti en son, “sonra cevap vereceğim sana”…Sanırım saatlerdir boğulma hissi yaşamama sebep olan bu cümlelerdi…Mesajı okumaya başlamamla, boşluğa düşmem bir anda oldu sanki. ”Necati amca’yı kaybettik!..”
İnsanoğlu ne garip bir yaratıktır.Çevresinde bin bir türlü ibretli hadise gerçekleşir de bunlardan kendisine ders almaz. Kur’an-ı Kerim’in yüzlerce yerinde Rabbimiz:”Düşünmüyor musunuz, akıl erdirmiyor musunuz?” buyurarak bizle
yağmurun sesi kesilir de dün gibi olur, çiçeğe durmuş özlemler, hicrana düşen yürek, kanayıp duran vuslat, hayatı yoran, dürtükleyen sevda çoğalır; künyemize şivan, bahtımıza gurbet düşer. . .
Pencerenin önünde oturuyorum… Sandalye de pek rahat değil ama olsun. Evde herkes uyuyor… Sessizlik… Elimde bir fincan sıcacık kahve düşünüyorum…
Daha sonra bu hoş sesli genci unutmaya çabalayarak , sıkıntının ortasında gelen bu tesadüfe anlamlar yüklemek isteyerek ve fakat şu yaşadığı yıllar boyunca asla bu tarz sevimli tesadüflerin kendisine çatmadığını hatırlayarak işine devam etmiş.
Ben böyle değildim deniz gözlüm…Acılara yelken açardım gece gün demeden.Pembe şafaklarda kızıllığa ağıtlar yakacağımı deseler inanmaz,güler geçerdim.Oysa şimdi billur kadehlerde yudumladığım hasret boğazımda düğümleniyor.
İri güller yetiştirdiğim
Günün 12 saatını hasta başında hastahane kapılarında nasıl geçirir insan, neler yapar, neler düşünür?
Saat 01:00,eve yeni girdim.Tüm gece manasiz kelimelerle kurulu cümleler dinledim.
Suçlamıştım onu, daha doğrusu suçluluk duygusuna itmiş, kısa süreli de olsa rahatlamıştım...
Hepimiz bir ucundan tutmaya çalışıp peşinde koşturuyoruz hayatın...Ama hayat bizi kovalıyor aslında, bizim elimize kocaman bir kayıp zaman kalıyor galiba...
Atalarımız: “Yuvayı dişi kuş yapar” demiş.
Ne doğru bir söz…
Kadınlar aile kurumunun temelidir.
Aslında kadınla erkek,bir elmanın iki eşit parçasından başka bir şey değildir.
İkisi bir araya gelerek bir bütün
Sahi can derdi sadece bedeni vurunca mı baş gösterir. Yoksa içimiz yanınca da mı can derdine düşeriz? Kederde, hastalıkta sağlıkta bir arada olmaya söz verdiren evlilik törenleri de bunun için midir?
Adalet Ağaoğlu