Yeni Yıl, Yeni Umutlar...
Yeni yılla birlikte herkesin düşleri gerçek olsun. Barışın,sağlık ve huzurun, sevginin egemen olduğu bir dünyada NİCE GÜZEL YILLARA…
"İnsan, anlattığı hikâyeler kadar yaşar. — Gabriel García Márquez"
"İnsan, anlattığı hikâyeler kadar yaşar. — Gabriel García Márquez"
Yeni yılla birlikte herkesin düşleri gerçek olsun. Barışın,sağlık ve huzurun, sevginin egemen olduğu bir dünyada NİCE GÜZEL YILLARA…
Birgün mektubun gelir belki de sen olursun gelen, değişiklik olur; ama değişmez hiç, sen olan bir şeyleri bekleme ümidim...
Günün sorusu: Savaşın göbeğinde olan sevdalar var mıdır?, Ya da postacının sevda güvercini elinde gelişi?, Ümitler kurtulmuş olrmu
Cahilin freni yoktur. Bir mütalaa ortamında freni boşalan kamyon gibi boşalır ve aklına ne gelirse sözün neticesini düşünmeden esip gürler. Bu tutum ne kendisine, ne de ortamın erdemli sakinlerine yarar getirir.
Bir yuvarlağın çok köşesi olduğunu duymadım.Bunu araştırırsam bana araştırmacı derler.
Bir yuvarlağın çok köşesi olduğunu bildim.Bu bilgi üstünde durursam bana mutsuz derler.
Siz hep mahzun ve güzel kaldınız.
Hiç yalpa yapmadınız, hiç kıvırmadınız, halinizi hiç tartışmaya açmadınız. Yaşadığınızı var olmaya devam edeceğinizi, yaşayan ölülerin bile duyacağı bir sesle haykırdınız.
Başınızdaki bin yıllık örtüyü çıkarmadınız.
Siz hep mahzun ve güzel kaldınız.
İçlerindekine ihanet
Düşünceler gizli kapılarımı çalıyor birer birer. Ama her kapıya cevap olarak içerde oturan BELİRSİZ bakıyor...
Sen, “Filistin’in çiçeği” küçük kız. Sana sesleniyorum; daha doğrusu seslenmek istiyorum bütün çaresiz susuşlar için, bütün hissiyatıyla kahroluşlar için…
Diyeceklerim anlamsız biliyorum, ne dudağındaki buruk âminlerine yetişebilir ne de yüreğinde düğüm düğüm olmuş hıçkırıklarına karışabilir.
Yüzler vardır; hep gülen ışıltılı...Size bir aynadırlar karşınızda...Keder,hüzün, huzur ve sevinç kardeşmiş gibi durur yüzlerinde...Kucaklamak geçer içinizden; yanlarında öylece saatlerce oturmak... Susmaları dinlemektir, konuşmaları onarmak...
Siz hiç kan kırmızısı gelincikler gördünüz mü? Ben gördüm. Anadolu’nun baştan başa gelinciğe kestiği bir mevsimde gördüm üstelik. Ancak bir farkla; Anadolu’nun hiçbir yerindeki gelincikler bu kadar kan kırmızı değillerdi. Böyle can alıcı bir kırmızıya ancak Çanakkale’de rastlarsınız. Dağ, taş , ova, her yer gelinciğe kesmişken Çanakkale’de, işte