Fütursuzca Zırvalamak Bu Olsa Gerek
Düşündükçe düş-lüyorum. Düşledikçe düş-üşüyorum. Düştükçe üşüyorum.
"Yazar olmak kolaydır; tek yapmanız gereken, masanızda oturup kanamak." - Ernest Hemingway"
"Yazar olmak kolaydır; tek yapmanız gereken, masanızda oturup kanamak." - Ernest Hemingway"
Düşündükçe düş-lüyorum. Düşledikçe düş-üşüyorum. Düştükçe üşüyorum.
Sancılı saatlerin içinden cımbızla çekip almaktır şefkati... Sevmektir canınızdan kopan canı... Sevmek sadece sevmek... İçinizden çağlayan sevgi pınarında yıkamaktır güzel varlığı... Kollarının arasına almaktır sıcacık küçük bedeni... Şarkıyı andıran ilk çığlıkları duymaktır boşlukta... Cennetin kokusunu içine çekmektir... Öpmektir titrek sallanan minicik elleri... Doyurmaktır aralanan pembe dudakları... Ve bağrına
Şu an hayattayız belki ama yarın, haftaya, önümüzdeki yıl bu dünyada olup olmayacağımızı asla bilemeyiz. İşte bu nedenle, hayata hep yi tarafından bakmalı,
................ kimi zaman, an gelir soylenmesi gereken… susarsin, sonrada bildik pismanliklar gelir ardi ardina. bir bakmisinki hayat keskelerden, tirnak icinde kalmis ah' lardan ibaret...
Nedir beni pes ettiren.
Nedir benim içimdeki devi küstüren.
Nerede ütopyalarım , nerede mutluluk hayallerim.
Oturan boğa ayağa kalkmak yerine sırt üstü uzanıyor derin uykuya.
''yeni yeni sayfalar açmak istediniz hep hayata, peki yeni bir sayfanız kaldı mı? Yoksa arkasını boş bulduğunuz bir karalanmış kağıt mı yeniden başlıyorum dediğiniz?''
şöyle bir geçmişi geleceğini yorumlamak isterseniz bu denemenin size yardımcı olacağını umud ediyorum...
ak’ı karalara boğmadan; kuzuyu kurda yem etmeden çıkalım yola. Yola çıkmamak için iyi bir nedeniniz yoksa, çıkmak için çok iyi bir nedeniniz var demektir. Hadi gün başladı, yürümek gerek, çünkü gerekçen çok büyük...
Şişli minibüs duraklarının olduğu köşede yaklaşık 20 dakika bekleme rağmen, boş bir taksi edinemedim. Böyle zamanlarda taksilerin durmadan geçtiği çok oluyor ki; en nefret ettiğim durum bu.
neden sonsuz bir inatlaşma içindeyizdir ki yaşamla? oysa onca guzel şeyi bize hiç hesap sormadan veren kac sey vardır?! gozlerimizi kaldırmak vakti ayak izlerimizden... ve bakmak vakti ayak basabileceğimiz yıllanmış güneş yanığı yollara!
Zaman, anın değeri bilindiği sürece anlam kazanır. Geri gelmeyecek olan anlarımızı en iyi şekilde yaşayabilmek dileğiyle...
Herkesin birilerinden sürekli olarak birşeyler kaçırdığı, nezaketin-saygının neredeyse hiçe sayıldığı bir dönemde insanlar; tüm nazikliklerini, tüm bastırılmış duygularını yüzüstüne çıkarırcasına salata tabağında kalan tek domatesi yemeğin sonuna doğru birbirlerine sunarlar.
"...ve asıl muhteşem olan; o mercimek kadar şeyin kalbi atıyordu gözümün önünde! İşte o an benim için mücadele başladı, o kalbin durmaması için her şeyi yapacaktım; ne pahasına olursa olsun…"
İnsan yasayacaklarinin, hissedeceklerinin dozajini bilemeden karar veriyor cocuk yapmaya. Cok zor diyorlar, cok guzel diyorlar, yeri baska seyle dolmaz diyorlar, kisacasi herkes bir seyler diyor.Hepsi dogru soylenenlerin inan ki yanlisi yok. Ama eksigi cok. Bu hic dogum yapmamis birine dogum sancisini anlatmaya benziyor.
sanal bir alemde sanal bir insana sanal bir şekilde aşıktım bu kalbim iki kişiyi sevebilirmiydi? bunun iç hesaplaşmasını beynim ve yüreğim yaparken beni bile hayrete düşüren iki taşın arasında kalmışlığımdı
Ahmet Ümit