Hamamböceği
Sıcak bedeni sarmanın masum şehveti, derinliğe doğru sonsuz bir dalış, gözleri bağlı, ruhuyla gören biz, yalnız o anın kokusu, en dibine dek içe çekilen, dizeleri o an oluşan, ağızdan ç
"Yazmaktaki en zor şey, silgidir. Özellikle de kendi egonuzu silmeniz gerektiğinde." – Dorothy Parker"
"Yazmaktaki en zor şey, silgidir. Özellikle de kendi egonuzu silmeniz gerektiğinde." – Dorothy Parker"
Sıcak bedeni sarmanın masum şehveti, derinliğe doğru sonsuz bir dalış, gözleri bağlı, ruhuyla gören biz, yalnız o anın kokusu, en dibine dek içe çekilen, dizeleri o an oluşan, ağızdan ç
Kırgın mıyım?Kırgınım, hem de çokça. Büyük harflerle yazmalı, altı çizilmeli ve en kısa zamanda güneşimi bulmaya gitmeli...
Birgün mektubun gelir belki de sen olursun gelen, değişiklik olur; ama değişmez hiç, sen olan bir şeyleri bekleme ümidim...
Günün sorusu: Savaşın göbeğinde olan sevdalar var mıdır?, Ya da postacının sevda güvercini elinde gelişi?, Ümitler kurtulmuş olrmu
Gereksizlik üzerine yazıların ikincisi, belkide uzun süre devamı gelmeyecek olan serinin ikinci yazısı...
Yaşanan acılar hiç silinmiyor insanın zihninden,üzerinden aylar geçsede ve yüzlerce yalancı kahkaha atılsada üzerine. Ve yine düğümleniyor insanın boğazında... İşte böyle bir kesit kendi yaşamımdan.......
İnsanız ya, zamana ve yaşamın ritmine egemen olamıyoruz her zaman. Gün, nasıl isterse öyle yönlendiriyor bizi. Ne kadar dirensek de günün getirdiği iklime göre şekilleniyor yüreğimiz.
nokta ve virgül..size ne çağrıştırıyo? Bana da bunları çağrıştırdı.. (yazıdan) bitişim, yokoluşum değildir.bitişim geçiştir EY GÜZEL !!
bitişim, sönüşüm değildir.bitişim hasretime virgül koymaktır EY DOST !!
Çevremde farkına varır, gözlerim ışıltılıdır, hayat doluyumdur bazen…
Kimi zaman yaşayan bir ölüyümdür, etrafını görmeyen ve sadece ayakları üstünde gezen…
Uzun bir yolcululuğa çıkma zamanı gelmişti artık. Yitirdiğim zamanı kovalama ve büyük sorgulamadan geçme zamanı. Kimsesiz kalanın ben mi yoksa kelimeler mi olduğunu bilmeden, yazar eskilerinin kaç para ettiğini bilmeden öylece yalın ve kendi başına. Çünkü
O koyu mavi renk bırakınca yerini kuzguniye anlarsın gelmiştir yatma vakti.
Deniz kokan sokaklardan ayrılır balkon kapısını kapayınca İzmirli.
Benim pencerem en parlak yıldıza bakar,
Nüfus cüzdanımda aşkın suretini taşırım ben
Bahçeli eski evlerde aşk masalları dinlenirken,
Yorgun bir otobüs geçer şehirden.
"Kızım olursa adını Özlem koyacağım" dedi, dolunayda yakamozları seyre dalınan bir deniz gibi ışıl ışıl parlayan gözbebekleriyle gözlerimin içerisine bakarak...
Siz hiç kan kırmızısı gelincikler gördünüz mü? Ben gördüm. Anadolu’nun baştan başa gelinciğe kestiği bir mevsimde gördüm üstelik. Ancak bir farkla; Anadolu’nun hiçbir yerindeki gelincikler bu kadar kan kırmızı değillerdi. Böyle can alıcı bir kırmızıya ancak Çanakkale’de rastlarsınız. Dağ, taş , ova, her yer gelinciğe kesmişken Çanakkale’de, işte
M. Kemal Sayar