Martıları Ağlatma Baloncu
Benim pencerem en parlak yıldıza bakar,
Nüfus cüzdanımda aşkın suretini taşırım ben
Bahçeli eski evlerde aşk masalları dinlenirken,
Yorgun bir otobüs geçer şehirden.
"Yazmak, aslında hayatın bir yazar için çok da ilginç olmadığını kabul etmenin en zarif yoludur." - Terry Pratchett"
"Yazmak, aslında hayatın bir yazar için çok da ilginç olmadığını kabul etmenin en zarif yoludur." - Terry Pratchett"
Benim pencerem en parlak yıldıza bakar,
Nüfus cüzdanımda aşkın suretini taşırım ben
Bahçeli eski evlerde aşk masalları dinlenirken,
Yorgun bir otobüs geçer şehirden.
İstediğimiz şey bizim için hayırlı değilse Allah onu vermeyebilir. Eğer başka bir şey verilmişse, hakkımızdaki hayır onda saklı demektir. Çünkü güzelden, kötülük zuhur etmez. Güzelden ancak güzellik, iyilik gelir.
uzun sessizliklerin suclusu ates rengi yapraklarda ki hayat kirintilari midir acaba? yoksa leyla' sini arayan askzedeler mi?
Kişinin gerçek sermayesini sorguluyor bu yazı, nedir insanın en önemli sermayesi sorusuna cevap arıyoruz
Bir başkasını yargılama, karşısındakinden daha üstün özelliklere sahip bulunulduğu vehmiyle yapılır. Aslında kimse kendini bir yere oturtmadan yargılamaya başlayamaz. Eleştirebilmek, insanın kendini beğenmesini gerektirir. Oysa bize ısrarla mütevazı olmamız ve herkese değer vermemiz tavsiye edilir.
Daha önce hiç, parmaklarınızla görmeyi, ellerinizle konuşmayı, bacaklarınız olmadan kırlarda koşmayı ve tüm bunlar olmadan özgür olabilme ihtimalini düşünebildik mi?
Artık üç şekerli içiyorum çayımı ve yanında çilekli, susamlı kurabiyelerim. Güneşin doğuşunu seyrediyorum hızlı geçen bir gecenin ardından, yüzümü yıkıyorum soğuğa aldırmadan, dudağımı şekilden şekile sokup ıslık çalmayı öğreniyorum, sonra bir üç şekerli çay daha...
Ve açıldı perde 1978’ de. Sahnenin girişinde kör hayat zebanileri biletleri çoktan satmıştı bile. Tıklım tıklımdı hayat. Ve tek kişilikti sahne.
Tek başıma sokaklarda yürüyorum. Tek başına olan sokaklar değil benim. Bir sürü insanın içinden geçiyorum. Hepsi bir ayrı. Hepsi gösteriş meraklısı. Hepsi görünüş manyağı olmuş. Süslü teyzeler, metro seksüel! amcalar, kafasına kurdele bağlanmış zavallı sü
Hayat dediğimiz ve gözümüzde büyüttüğümüz unsur sadece bir tramvay yolculuğu...
Şehrin yükseklerini sis bürümüş , nem havaya yapışıvermişti. Bulutlar hüznün güze ait olduğunu unutmuşçasına belleksiz bir ıslaklıkla yok oluyorlardı.
bireysel olarak yaşadıklarımız, kimi zaman da toplumsal olaylarda yürekten etkilendiklerimizden kaynaklanır. Aşağıdaki yazı böyle bir olayın özünü anlatmaktadır.
‘Dua et de buradan çıkalım.Evim burnumda tütüyor!’diye bağıran kadın,nasıl utandırdın özgürce attığım adımların sesini.
Özgürce attığım adımlar,özgürce ağlamalarım,özgürce susuşlarım günlerdir,uyumamayı tercih edişim özgürce,özgürce yok olu
Böyle "Yalancı Bahar"lar vardır hani. Biraz yüzünü gösterir, biraz tebessüm eder; ağaçlar çiçeğe durur umutla, meyve verme telaşı sarar dalları, kökler daha bir kuvvetli sarılır toprağa; heyecanla beklenir çiçeklerinin meyveye inkılabı.
Zülfü Livaneli