"Yolcudur Abbas, Bağlasan Durmaz. ""
Elleri kelepçeli atlar, endişeli ruhlarla volta atıyor karanlık sokağımda.
"Bir şiir asla bitmez, yalnızca terk edilir. — Paul Valéry"
"Bir şiir asla bitmez, yalnızca terk edilir. — Paul Valéry"
Elleri kelepçeli atlar, endişeli ruhlarla volta atıyor karanlık sokağımda.
Hayat uzun gelebilir. Oysa hiç de öyle değil. Zaman denilen kör yılan sokup duruyor dilini geçmişten geleceğe dair. Koparıyorum o dili, atıp gidiyorum saymadığım zaman için. Yeni bir sayfa çevirdim, okuyorum ve şimdi varım. Meydan okuyorum hayata, geçmişimde kalan ne varsa. Değmeyen yaşamları yük etmişim sırtıma. Önce onlar
Yaşam sıradan. Görünmez sınırları var, adaletsiz. Adalet Ütopya'da hapsolmuş. Adaletin ismi var sadece,
sıkça tekrarlanan.
"Sabah lokmalarını hayal et gelecekteki, Sen beni nasıl sevdiysen, seveceğim seni.."
Hayat öyle kısa ki... düşlerle bezenen bir uyku. Başımı yastığa koyar koymaz daldığım veya sabahın erken saatlerine kadar beni bekleten uyku... Ve ben,
nefes almanın mucizevi sarhoşluğunda şükrediyorum, kalabalığın ortasında Aşk'a dair yalnızlığıma.
Her gün sigara içmeye çıkmaya alıştığım yangın merdiveni bugün hışırtısız. Yılbaşı partisinden kalma kırmızı bir balon atermitlerin arasına sıkışmış günlerdir orada rüzgarla dans ederek gelgitlerini sürdürüyordu. Bugün orada olmadığını gördüm. Çok sevdiğim bir eşyayı kaybetmişcesine üzüldüm. Patlamış olsa gerek diye düşündüm belki de kurtarmak istiyordu kendini patlamadan bir
İzedebiyat’ın bu iki değerli kalemi, edebiyat tarihimizde sanırım bir ilki gerçekleştiriyorlar. En değerli varlıklarını; beyinlerinden, yüreklerinden damıttıkları yapıtlarını kuşanıp yürüyorlar barikatlara...İnadına, inadına, inadına...
Yarın olmadan…
Gök yüzünde uçan kuşları sayabilir,ne kadar az
kalmışlar diye üzülebiliriz.
Yarın olmadan…
Aç açık kalmış bir komşumuza iki somun ekmek
Dualar Felaketimiz olabilir ama diğer dünyevi işlerde yaptığımız hileleri kendi çıkarlarımıza uyduğu için görmezden geldiğimiz gibi dualar noktasındaki sorunu da görmekte zorlanıyoruz...
Evlilik öncesi her buluşmalarına uzun bir bakım sonrası giden erkek ve kadın, nikahın ertesi günü, sabah birbirlerini gördüklerinde ilk şaşkınlıklarını yaşarlar.
babalarının üzerinde yeni ve zamanına göre gösterişli bir takım elbise vardır. bu elbise o zamanın beylerinden birinin dikkatini çeker ve o elbiseyi almak istediğini yakınlarına söyler, işte bunu duyarlar. O gece hiç uyumazlar
Yunus Emre nin dediği gibi, bir ben var ki benden içeri. Bazen o dışarda ben içerde, bazen ben dışarda o içerde. Ben, beni seviyor birbirlerine iyi ki varsın diyor. Çünkü biliyor, ben bende, bende ben olmazsa ben olamam. Benler bir arada bazen başka benler de çalıyor kapıyı, benlerimiz
Ne çok şey gizleriz içimizde ve bunca gizlenmiş sırlarla birlikte yaşamak ağır gelivermiştir günün birinde. Sımsıkı kapattığınız kapılarınız sert bir rüzgârla ardına kadar açılıverir. Nasıl açılmış olursa olsun, bir süre açık kalmalıdır. Ve ışık dolmalıdır ruhumuza. Bahar havasını çekmeliyiz içimize, ağırlıklardan kurtulmalıyız.
Bütün kadim dinlerim sırt dönmüştü inançlarıma. Bütün dinleri ve Tanrıları öptükten sonra Tanrısızlığı seçtim, inançlarımı yok ettim tüm dinlere. Hiç azalmadı lanetim, hoyratça hırpalandığım aşk suskunluğu gibi ruhumu terk etmeye kıyamadılar belki de.