Hasretinden Prangalarımı Kustum
https://www.youtube.com/watch?v=y9dS-idGbhU
"Anlayarak dinlemek"
"Şiir, güçlü duyguların kendiliğinden taşmasıdır. — William Wordsworth"
"Şiir, güçlü duyguların kendiliğinden taşmasıdır. — William Wordsworth"
https://www.youtube.com/watch?v=y9dS-idGbhU
"Anlayarak dinlemek"
Anlar olur, doğru kelimeyi bulamaz insan, halini anlatamaz, senden anlamanı bekler. Gizemi çözecek bir ipucu arar durursun, sonra tahminlerde bulunursun. O an, bil ki, gerçeğin yolunda, lakin çok uzağında olursun.
Bil ki, insan halin bu; çaresiz, çareler arayıp duran. Kendini kilitlediğin zindanda esirsin.
Özgürlüğün
Uzun yıllar önce öğrendim ki gözlerini kapatırsan sadece kendini göreceksin. Kulaklarını tıkarsan sadece kendi bencil sızlanmalarını duyacaksın. Yüreğini unutursan insanlığını kaybedeceksin.
Uzun yıllar önce yaşanacak tek duygunun Aşk olduğuna inandım. Çünkü Aşk kelimelerle değil yürekle gerçek olur. Çünkü Aşk, yaradılışın anlamı, erdemlerin kaynağı. Ve böyle bir
Sokrat: Bir tane de Montaigneden anlatayım: Diogenes, lahanalarını derede yıkarken yanından geçen Aristipposa Lahana ile yaşamasını bilseydin, bir zalime dalkavukluk etmezdin demiş. (O dönemde Aristippos devrin hükümdarının yağcısı olduğundan ömrü saraylarda geçiyor. Bu gariban da dere kenarında bir fıçı içinde yaşamaya çalışıyor.) Aristippos da ona İnsanlar arasında yaşamasını
Sevgili okurlarımız maddiyatla örülü dünyada, bu maddiyata önem vermeyenlerin sessizliğine ses olan şiirlerle duyarsızlığı, düş gücünü ortaya çıkarmak için, monolog röportajımıza uzun bir aradan sonra kaldığımız yerden devam edelim, tekrardan hoş geldiniz
Aslında en çok canımızı yakan gerçekleşmeyen hayaller değil, sürekli bir boyunduruktan yada nasıl desem Sartereın Bulantı
romanında bahsettiği bir iç sıkıntısından kurtulamayışımız. Ruhuna hükmeden acımasız bir güç insanlığınla ilgili ne varsa silip süpürüyor.
Küçücük bir çocukken, kötü havalarda bahçeye çıkamaz, annemle birlikte komşu kadınların toplantılarında zorunlu olarak bulunurdum. Onlar, “Bunlar çocuk nasılsa anlamaz” diye ya da kendi aramızda oyuna daldığımızı düşündüklerinden, yanımızda her konuyu konuşurlardı. “Ah, vah… Nasıl yaptın kız?... Canın yanmadı mı?... Eee sonra ne yaptın?... Canlı mıydı?... Kıpırdadı mı?...
hayatımızda yaptıklarımızın bir anlamı olması için onların bir referans noktasına sahip olması gerekir diye düşünüyorum..
İki konser kapıp dünyalığı çıkarmak için muktedirin elini ayağını öpüyorsun. Muteber sanatçısın.
Para için, güç için, o zavallı çirkin başına bir şey gelmesin diye kalemini, beynini, ruhunu satıyorsun. Muteber yazarsın, gazetecisin.
Men dakka dukka..
Çalma kapımı çalarlar kapını.. deyiminin arapça karşılığı..
Yunanistan ekonomik iflasını verdi..
Portekiz,İspanya,İtalya gibi ülkeler sırada bekliyorlar..
Can dostum 8 saniyeye gidelim dediği zaman hakkında hiçbir fikrim yoktu. Anlatmaya başladı. Bir cümlesini bile dinlemedim. Bu filmi hakkında hiçbir şey bilmeden izlemek istiyorum dedim. Hayatı önyargısız ve beklentisiz yaşama,duyumsama isteğimi bu film izlemek için de tercih ettim. Ve film öyle bir çarptı ki beni, can dostumun
Bu ülkede edebiyat artık sanat için veya toplum için yapılmıyor. Egoları tatmin için, kinler, hırslar, intikam için, toplumu kirletmek, bozmak, ufalamak, ayrıştırmak, dejenere etmek ve karşı-devrim için yapılıyor. Postmodern ünlü romancımıza (!) verilen Nobel ödülündeki ölçüt de bu kıstaslara göre belirlendi.
23 Nisan bayramlarında, makam koltuklarında oturtulup, bir günlük yürütme beklediğimiz bu çocukların hakları, daha sonra nedense, bir daha hatırlanamayan, kötü diziler gibi oluyorlar. Ülkemizin, taraf olduğu, Çocuk Hakları Sözleşmesi, 02.09.1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Diyeceksiniz ki “ne şişirme”, “öyle densiz şey mi olur”, “ne ayıp şey bu” gibisinde ne derseniz deyin, haklısınız, ben de şaşırıyorum/şaşırdım da ama velâkin…
Bu saatten sonra söylenecek/yazılacak hiçbir şey kalmadı.
Ben, memleketimin savcısına, hâkimine/adaletine inanırım.
Eminim adalet yerini bulacaktır…
merhamet; insanoğlunun huzur, mutluluk ve yapmış olduğu iyilikleri gönül bahçesine aşıladığı çiçeklerden meydana gelen duygu yoğunluğundan ibarettir.