Mülteci Aşk
Sonunu düşünmeden kendimizi kıyasıya eleştirmeye başladığımız zaman, en güçlü ve en zayıf anlarımızı bir arada yaşadığız anlardır. Ya kendimizi yok edeceğiz, yada varlığımızın anlamını.
"“Bazı insanlar hiç delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalı.” — Charles Bukowski"
"“Bazı insanlar hiç delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalı.” — Charles Bukowski"
Sonunu düşünmeden kendimizi kıyasıya eleştirmeye başladığımız zaman, en güçlü ve en zayıf anlarımızı bir arada yaşadığız anlardır. Ya kendimizi yok edeceğiz, yada varlığımızın anlamını.
Geldim işte. Kapına son kez merhaba demek için geldim. Yüzüme örtülecek bir kapıyı, nefretle bakacak iki gözbebeğini göze alarak, cesaretimi yüreğime katarak geldim....
Kendi içimde bir yaşam denklemi kuruyorum. Fakat denklemdeki belirsiz öğe X, her çözümde farklı bir değer olarak ortaya çıkıyor...
Hayatımın yollarda geçen yarısına, şimdi dönüp baktığımda, yolların birikip sokak olduklarını görüp keyifleniyorum. Binlerce sokak ismi taşıyor olmanın kendine has renkliliği, kendi çıkmazlarına yenik bir kalbin içinde gökkuşağı çeviremese de, minik gamze
Neden aşklar hep sonbahar tadında yaşanır bilinmez. İlk yağmurun sevinciyle sokağa çıkılıp doyasıya ıslanmaktır ya işte öyle başlar aşklar…
Zaman her saniye ile birlikte ölür, sonra tekrar dirilir. Her ölüm yeni bir diriliştir.Ya hüzünlü yahut da tebessüm örülü.
Gün gelir bir ağaca takılı kalır yüreğim, sonbahar geldiğinde savrulup gitmek için rüzgarla..gün gelir bir çocuğun gözlerindeki ışık, hayata bağlar beni.
Hüznün boyası olur muydu?ama odanın duvarlarından hüzün akıyordu.Hüzünlü gözler boyamıştı,vefasız sineleri anarak.Duvarın her hücresine saplanmış gözler gördüm,bazılarıysa öyle tanıdık ki.
Küpün içinde ne varsa, dibinden sızdırdığı da odur. Küpün dibindeki çatlaktan sızan sirke ise, içindekini merak etmeye gerek kalmaz, sirkediri.İçindeki bal olaydı, sızanda bal olurdu.
Mektuplar…Asla vazgeçemediğim bir anlatım biçimi. Zarfa koyup gönderilecek bir adres olmadan, babama yazıyorum , size belki de, ama herkesden önce kendime sanırım..
Iki kisi, masada oturuyor. Daha yeni isirilmis ekmeklerden. Caylar
karistirilmis. Bir tabakta soyulmamis iki yumurta. Once biri, sonra digeri
uzaniyor yumurtalara, gozler bakisip gulumsuyor, yumurta tutan eller
yaklasiyor birbirine, bir yumurtali el sa
Mektuplar…Asla vazgeçemediğim bir anlatım biçimi. Zarfa koyup gönderilecek bir adres olmadan, babama yazıyorum , size belki de, ama herkesden önce kendime sanırım..
"melez,düşünceler bulvarında sıkışıp kalmışlar"bana ne yardımı olucak?
Şuh bir kahkaha duydu..ona baktı..sigara içiyordu..kendine güvenen bir ifade vardı yüzünde..alaycı bir şekilde kıvrılmıştı dudakları..küçümseyen bir bakış vardı gözlerinde sanki..güçlüydü bu kadın..öfke dolu bakışlar yüzüne gözlerine kitlenmişti..bakışlar
Arzuhalim sanadır! Zemzemlerin anası gözlerini çevir. Islak bir nazarın düşsün denizleri çalınmış ülkemin topraklarına. Uzat bereketin fışkırdığı ellerini ; her yüreğinde çöl yarası taşıyan emsin parmaklarını...Zira sensizlikten kesildi bu yağmur. Göky
Hatırlıyorsun değil mi ? Benimle üç defa oyun oynamıştın . Birincide; Beni birazcık denedin? rakibin değildim. Olmakta zaten niyetim değildi.. Fakat bende denedim ilk defa ve seninle. Sen ilk oyununu oynarken benle. Ben daha saf ve daha temiz duygularla d
Biz bilebildiğimiz, asırlarca izlediğimiz boş hayallerin kahramanlarını inceleyelim; gerisi yorum, insaf, izan! Dünya sanal bir alem; ama çok gerçek...