Süzgü
Günden güne yozlaşan dilimize, bir de teknolojinin çelmesi eklenince ki telefon ve internette yapılan kısaltmalarla dilimiz enikonu kan kaybetmeye başladı.
"Beni eleştirenler, eğer yeterince zeki olsalardı, zaten benim yazdıklarımı okumazlardı." - Oscar Wilde"
"Beni eleştirenler, eğer yeterince zeki olsalardı, zaten benim yazdıklarımı okumazlardı." - Oscar Wilde"
Günden güne yozlaşan dilimize, bir de teknolojinin çelmesi eklenince ki telefon ve internette yapılan kısaltmalarla dilimiz enikonu kan kaybetmeye başladı.
Adam çıkmış hukuktan söz ediyor.
Foyaları ortaya çıktı.Hukuka sarılıyor.
Türkçesi varken yabancı olan kelimenin kullanılmasına günümüzde oldukça sık rastlanıyor ve bu oldukça hızlı bir şekilde de yayılıyor. Peki, neden Türkçesi varken yabancı olan kelimeyi kullanıyoruz?
Nurdan Gürbilek
"Ben-ben-ben, ben-ben-ben" diye düşünerek yaşayan insan, çoğu kez sorumsuz sonuç değil, sorumsuz nedendir…
Ve şimdilerde ben; ne zaman bir kalabalığa veya bir ortama girsem, hep özlediğim o yüzleri arıyorum.
Hani, içinde riya olmayan,
Yalansız ve doğal olan,
Yüzlerimizi aydınlatacak olan, o organik gülüşleri arıyor gözlerim
Mona Lisa gülücüklerini değil
İnsanların önemli bölümü kaybetmedikleri eşeklerini yeniden bulmanın sevinciyle yetinmeyip, coştukça coşmuştu.
Evet ben bunları bilirim.
Bakıp da göremezler.
Görüp de bakamazlar.
http://cemologyonuncukoy.blogspot.com/
İsa ve Pavlus, birçok düşünür ve dinbilimcinin iddia ettiği gibi bozulmuş Yahudiliği ıslah etmeye çalışan veya Musa şeriatını aslına dönüştürme çabası içinde olan kişiler değildi. Tam tersi Yahudi şeriatını, dinsel kanunları, Yahudi ırkçılığını ve dinsel ayrımcılığını geçersiz kılmaya çalışıyorlardı.
Açlık Oyunları adlı üç kitaplık bir serinin perdedeki yansıması , The Hunger Games; Capitol şehri etrafında toplanmış 12 bölgeden her yıl bir erkek ve bir kızın Açlık Oyunları adında yarışmaya katıldıkları bir dünyayı anlatıyor. Açlık Oyunları dediğimiz şey ise ölümüne mücadele edilen bir kavga. Kişisel fikrim bir kitabı
Örnek 2: Helikopterler kuzeye doğru yönlenmeye başlayınca artık kara onlardan fazla uzak değildi. (S. 272)
Kaza ve kader düşüncesi tamamen siyasal kökenliydi. Kaza ve kaderi savunanlar, insanda özgür istem ve seçme gücünü yadsıyanlar, savaşları ve dökülen kanları Allah’a havale ederek işin içinden çıkanlar yönetici konumunda olanlardı. Böylece feodal mutlu azınlık kimseye hesap vermiyor, keyif ve zenginlik içinde yaşıyor, işledikleri yolsuzluklar, iğrenç cinayet ve
Ortadoğu,ABD,dünya barışı ve geleceğimiz üzerine eleştirel bir yaklaşım...
Şermin Yaşar