Hac ve Kurban
İnsan Hak ve Hürriyetleri İçin Bir Sığınma Evi Olan Kâbeyi, Ağlama Duvarı ve Mezbahaya Çeviren Din Aliminin Gölgesinde; Hac ve Kurban
"Türkiye'de bir yazar için en büyük tehlike, kimsenin okumadığı bir kitabın çok sayıda ödül almasıdır." - Aziz Nesin"
"Türkiye'de bir yazar için en büyük tehlike, kimsenin okumadığı bir kitabın çok sayıda ödül almasıdır." - Aziz Nesin"
İnsan Hak ve Hürriyetleri İçin Bir Sığınma Evi Olan Kâbeyi, Ağlama Duvarı ve Mezbahaya Çeviren Din Aliminin Gölgesinde; Hac ve Kurban
Kan bağışı İslam'da helal ve sevap kazandıran bir davranıştır. Kur'an-ı Kerim'de "Kim bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur" ayeti, bu eylemin değerini vurgulamaktadır. İnsan hayatını korumak Allah'ın emridir ve kan bağışı bu emri yerine getirmenin yollarından biridir. Bu önemli ibadet, hem bireysel hem de toplumsal faydalar
Bu makale, insanın yaratılışını İslami ve Yahudi-Hristiyan gelenekleri açısından inceliyor. Özellikle "kadının erkeğin kaburgasından yaratılması" gibi yaygın inanışları Kuran ve Tevrat perspektifinden ele alarak, dini metinlerdeki yaratılış anlatımlarını derinlemesine analiz ediyor.
İhlas Suresi'nin psikospiritüel boyutlarını keşfeden bu incelemede, Dr. Senai Demirci'nin "Ehad" ve "Samed" kavramlarını modern insan psikolojisiyle bağdaştıran yorumu ele alınıyor. Yazı, bu kısa surenin sadece teolojik bir metin değil, aynı zamanda insanın otantiklik ve içsel özerklik arayışına cevap veren, ruha şifa sunan bir rehber olduğunu vurguluyor. Kur'an'ın
"Kur'an'daki 'Bilenlerle bilmeyenler eşit midir?' sorusu, İslam'ın bilgiye verdiği değeri vurguluyor. İlk vahyin 'Oku!' emriyle başlaması, İslam'ın özünde bir bilgi medeniyeti olduğunu gösterir. Tarih boyunca Müslüman âlimler çok yönlü bilgi sahibi olmayı erdem kabul etmiş, İbn Sina, İbn Haldun ve Biruni gibi isimler farklı alanlarda eserler vermiştir. Günümüzde
Bu metin, İbrahim peygamberin hikâyesini anlatıyor. Mısır'dan zenginlikle ayrılan İbrahim'in "milletlerin babası" olarak müjdelenmesi, onun Tanrısı El'in (Rabb'in) kutsallığı ve İbrahim'in soyundan gelen peygamberler zinciri ele alınıyor. İnanç temelli bir millet olma kavramı ve İbrahim'in Tanrısına iman etmenin önemi vurgulanıyor. Ayrıca İbrahim'in (Avram'ın) Harran'dan Mısır'a yolculuğundan bahsediliyor.
Habil ismi, tarihteki meçhul iki(!) Ademoğlundan birine nasıl din alimlerince verilmişse; Ötzi ismi de Alplerdeki buzulda 5300 yıl saklı kalan bir cesede, bilim insanlarınca verilmiştir.
Şayet tarihte avcı (çoban) bir Habil olduysa Ötziyi de öldürmüş olma ihtimali de yüzde yüzdür. Çünkü Ötzi, bir avcının attığı ok
Dünyada, inanma sürecinde oluşan dinlerin, hayatımızdaki yerine bakmak lazım. Hangi dinler neyi anlatmaya çalışıyor, ortak yönleri nelerdir.
Bu düşündürücü yazı, "Tanrı nerede?" sorusunu Kur'an perspektifinden ele alıyor. Geleneksel "Allah mekandan münezzehtir" yaklaşımının ötesine geçerek, özellikle Ayet-el Kürsi üzerinden Tanrı'nın konumunu sorguluyor. Yazı, Tanrı'nın gökleri ve yeri kuşatan bir taht üzerinde olduğu fikrini irdeleyerek, İslami metinlerdeki bu önemli teolojik soruya farklı bir bakış açısı sunuyor.
Bu metin, insanların Tanrı anlayışının tarihsel serüvenini ele alıyor. Bilimsel bir Tanrı tanımı sunmak yerine, evrensel değil yerel, genel değil özel bir bakış açısı sunuyor. Dede Korkut'tan anonim sözlere uzanan bu düşünce yolculuğu, erken dönem insanlarının bilinmeyeni hayal ederek inançlarını nasıl şekillendirdiklerini anlatıyor. İnancın grup dinamikleri üzerindeki etkisini
Aynı gelenek ve görenekleri paylaştığımız,dinî ve içtimaî değerlerle adeta etle kemik gibi bütünleştiğimiz toprak parçasına “vatan” diyoruz.Vatan,alelâde bir toprak parçası değildir.
Şefaat kelimesinin anlamı bir şeye bir mislini daha ekleyerek çift kılmak, tek olan bir şeyi bir başka şeyle birleştirmektir.
Bilindiği üzere Hz. Meryeme, Allahu Teala bir evlat bağışlamıştır. Bu çocuğun cinsiyeti de erkektir. Tıbben de karşılığı olan bir üreme sistemiyle evlenmeden Hz. Meryemin sahip olduğu bu çocuğa(olaya) karşı hem Hz. Meryemin kendisi hem de çevresindeki insanlar(!) hayretler içerisine girmiştir. Hz. Meryem, vahiyle teskin olurken; etrafındaki insanların(!) da
İnsanı diğer varlıklardan ayıran,onun düşünme ve idrak edebilme kabiliyetidir.Bunun dışında,öteki canlılardan çok fazla bir farkımız yoktur.
Hepimiz biliyoruz ki dünya bir imtihan salonudur. Bu salonda her gün sınanıyoruz. Fakat sınanma süresi ve sınanma şekli herkes için aynı değil. Allah herkesi aynı şartlarda imtihan etmiyor. Bazılarını yoksullukla, bazılarını hastalıklarla, bazılarını felaketlerle imtihan ediyor. Yoksulluk da bir çeşit imtihandır. Kişi sadece çalışmakla zengin olamaz. Özünde çalışmak
Son sözler döküldü o güzel dudaklarından hasreti ekti tarihe özlemler koca çınarlar oldu yüreklerde
Şermin Yaşar