Sanatseverler İş Başında
Ülkemizde sanat, geçmiş senelere kıyasla daha iyi bir noktada. Fazla karamsar bakmayı kesip, biraz etrafımıza bakarsak bunu görmek çok güç değil.
"En iyi edebiyat, okuyucunun 'Bunu ben de yazabilirdim!' diye düşündüğü, ama asla yazamadığı edebiyattır." - Oscar Wilde"
"En iyi edebiyat, okuyucunun 'Bunu ben de yazabilirdim!' diye düşündüğü, ama asla yazamadığı edebiyattır." - Oscar Wilde"
Ülkemizde sanat, geçmiş senelere kıyasla daha iyi bir noktada. Fazla karamsar bakmayı kesip, biraz etrafımıza bakarsak bunu görmek çok güç değil.
olayların arka planı...
Sizlere bu yazıda Atatürk ve onu sevmeyenleri anlatacağım.
Falih Rıfkı Atay
Bunu yapmakla bir nevi, Hz. Âdem’den beri insanlığın ortak bir düşmanı olan şeytan ve onun temsil ettiği kötülük ile aramıza mesafe koymuş oluyoruz. Kötülüğe karşı iç dünyamızda bir direnç geliştirerek, dayanışma içerisinde buna karşı ortaklaşa bir tavır alıyoruz. Yaratılışımızın doğal bir sonucu olarak bizi her tür varlıktan ayıran,
Amerikalı yazar John Steinbeckin Pulitzer ödüllü, 1929 ve sonrasındaki Büyük Bunalım (Great Depression) yıllarını fon alan oylumlu, iç burkan romanından uyarlanan The Grapes of Wrath (1940, Gazap Üzümleri); metne (text) genel olarak sâdık kalsa da nihaî sonu itibariyle iyimser (optimist) vizyonunu koruyan ve bu bağlamda da bireyin varlığına,
um ! ma ! söyleyeceklerin düğümlenmiştir ellerine ama uzanırsın buluta...
İslam dini özünde Antik Yunan’dan daha fazla demokrasi barındırmaktadır. Bunu Peygamberin söz, davranış ve uygulamalarında gördüğümüz gibi dört halife döneminde de görürüz. Bilindiği gibi bugünkü demokratik uygulamalar benzeri o gün halifeler bir çeşit seçimle iş başına gelmişlerdir.
Tevrat'ın Yaradılış bölümünden alıntılarla, Tanrı'nın (El/Rab) Avram'a ve soyuna toprak vaadi üzerine eleştirel bir analiz. Metin, vaat edilen topraklar ve Tanrı'nın insanlarla iletişim biçimi hakkında sorgulayıcı bir bakış açısı sunuyor. Arzı mevut (vadedilmiş toprak) fikrinin kökenleri ve Tanrı'nın vaatlerinin doğası üzerine düşündürücü bir inceleme.
Günlük hayatta herkes bir şeyler konuşur ya da konuşmak ister. Herkesin anlatacağı bir şeyler vardır. Yani bu bir şeylerin içinde bir de başımıza aydın kesilen entel düşünürlere şu sıralar televizyonda tahammül dahi edilmiyor. Oturdukları yerden binlerce insanın gözünün içine baka baka nasıl da boş konuşuyorlar anlamak mümkün değil!
anlayana ask olsun!?
Bu metin, mülkiyet kavramının temel çelişkilerini ve tarihsel bağlamda iktidar ilişkilerini sorguluyor. Mülk sahiplerinin eşitlikçi bir düzeni nasıl reddettiğini ve köleci sistemin temellerini açıklıyor. Aynı zamanda kutsal metinlerdeki Awram (İbrahim) hikayesindeki mülkiyet aktarımlarının tutarsızlıklarına dikkat çekerek, dini anlatılardaki anlam boşluklarını ve bunların nasıl doldurulduğunu eleştirel bir bakışla ele
Şermin Yaşar