"“Bazen söylediklerimin tek bir kelimesini bile anlamayacak kadar zekiyim.” — Oscar Wilde"

James Brown 2

Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,

yazı resim

Not: Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,

2

Esinti silkeliyor mısır tarlasını. Korkuluğun ensesinde geziyor. Çevresindeki hareketlilikle hafif hafif sallanıyor. Çocuklar yaklaştı tarlaya usul usul. En ufak bir ses olsa fırlayıp kaçacaklar. Herkes bu sesi korkuluğun yaptığını sanacak. Çekinerek yaklaştı son kalanlar ve yan yana dizildiler. Gözler korkuluğa sabitlenmiş, soluklar tutulmuştu. Mısır tarlasında irili ufaklı gölgeler oluşmuştu, sallanan mısırların gölgeleri iç içeydi. Bazısı çok uzun, bazısı kısa, bazısının koçanı çok püsküllüydü, altın sarısı püsküller. Renkleri kahveye dönmüştü bazısının. Kokusu aromatikti ve hiçbir şeye benzemiyordu. Çok tatlı koku çocukların burunlarını sarmıştı. Esinti bıçak gibi kesildi aniden. Mısır tarlası sessizliğe gömüldü. “Anasını siktiğim! Kıpırdadı! Görmediniz mi? Diğeri ona şamar indirdi: Götlük yapma! Bunu bir daha yaparsan aramıza almayız seni!” “Ne vuruyorsun ya! Çok canımı yaktın.!?” Biraz ağladı. “Ben gidiyorum” dedi, bizim incirlerden asla yiyemezsiniz artık!” Kalktı. “Gel adam gibi dur, sıkıntı çıkarma.” “Alayınız korkak! Bir korkuluktan korkuyorsunuz. Anlattığınız hikayelerin hiçbirinden korkmadım.” “Gel o zaman, kaçma, gel yanımıza. Bir fikrim var. Korkuluğun yanına kim gider şimdi? Şamar yiyen geri döndü: “Alayınız korkaksınız. Ben giderim. Peki ödül ne? “Benim bisikletle on tur atacaksın. Buradan çeşmeye kadar.” “Elli tur. Kabul edersen?” “Elli tur çok; inek herif.” Bir diğeri: Ya kabul et. Gidemeyecek adım gibi eminim. Kesin altına eder. O aramıza yeni katıldı. Bilmiyor meseleyi. Başına bir şey gelirse biz karışmayız. Biz burada yoktuk. Bizi dedene ailene şikayet etmek yok. Edersen de seni sileriz. Ama istersen gitme. Başına bir şey gelmesin.” “Artık geri dönüş yok. Söz ağzımdan çıktı bir kere.” “Buradan bakıyoruz. Korkuluğun tam önüne gideceksin. Ona dokunacaksın. Ve bize el sallayacaksın. Ondan bir parça getireceksin.” “Parça getirmesin. Bu uğursuzluk olur.” “Tamam; ondan parça getirmesin. Ama ona dokunacaksın. Ve bize el sallayacaksın.” Çocuk hızlı hızlı yürümeye başladı. Bir diğer çocuk: “Dikkat et; nefesini tutmuş seni bekliyor. Buraya tek parça halinde gelsen iyi olacak.” Gülüşüyorlar. Çocuk mısır tarlasına yaklaştıkça huzursuz hissetmeye başladı. Endişeli değildi ama canı sıkılmıştı. Bisikletle elli tur atacağını düşününce çok olumlu hissetmeye başladı, sevinçle girdi tarlaya. Arada iki eliyle mısırları yana çekil yol açıyordu kendine. Örümcek ağları. Yüzü gözü örümcek ağı. Ellerinde yaprakların tırtık hissi. Toz. Toz ciğerlerine doldu.

https://izedebiyat.com/yapit/kacis-james-brown

https://izedebiyat.com/yapit/kacis-james-brown-3 https://izedebiyat.com/yapit/kacis-james-brown-4 https://izedebiyat.com/yapit/kacis-james-brown-5

Yorumlar

Başa Dön