Not: Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,
“Neden öyle güldün?” “Sen hep öyle dersin seni tanıdığım günden beri ama bir şey değişmez.” “Şans da lazım değil, mi? Doğru zaman gelecek. Yılmayacağım, En büyük illüzyon nedir biliyor musun; her şey aynı sıkıcılıkla ilerler ve yıllar sürer, böylece başaramayacağım illüzyonuna kapılırsın. Kendine olan güveni, amaca olan bağlılığını yitirirsin. Bunu kapılmayacağım. Geçen gün kümese yeni bir tavuk getirdim. Sayıları elli olsa çok iyi olacak. Ama kaz işine merak sardım, kaz işinin güzel geliri var. Kaz tiridi meşhurdur Samsun’da; duymuşsundur. Geçende üç civcivi hastalıktan kaybettim. Deli gibi uğraşıyorum; ama öldüler. Yıkıldım resmen. Öte yandan kaz dayanıklı hayvan. Karda kışta yaşar. Büyük bir kümes yapmayı kafaya koydum.” “Dilerim başarırsın.” “Yine beni küçümseyen bakışı gördüm gözlerinin içinde.” “Yapma Yusuf ya! Bugün terslik var sende.” “Sende de bir tuhaflık var. Sanki sevgilinle buluşmaya gidecekmişsin gibi süslüsün. Makyaj yapmışsın?” 17
“Tavuk gibi takılmak istemedim bugün. Sürme çektim.” Yusuf aniden yerinden “ah” diyerek kalktı, sığırlara doğru ilerledi, onlara seslendi, geri döndü, tam Zeynep’in yanında durdu, yine bağırdı; ama çok güçlü biçimde hayvanlara. Ses Zeynep’in ensesindeki tüyleri diken diken etti. Yusuf irileşmiş gözlerle Zeynep’e tam tepeden bakıyordu. Gözleri güneş gibi parlayan saçlarını örten tatlı kırmızı şapkaya kilitlendi. Usulca elini uzatırken şapkaya elleri titredi. Şapkanın kumaşını sıkıca kavrarken sanki bir şeye değil; bir düşmanın damarına dokunuyordu. Şapkayı Zeynep’ten sonsuza dek koparıp almak ister gibi sıktı. Zeynep, titreyen eli şapkanın kumaşından hissetmişti. İki eliyle şapkayı tuttu. Parmak boğumları bembeyaz oldu. “Sadece bir kez” dedi sesi, sanki yasak bir bahçenin kapısını zorluyormuş gibi boğuk ve tırmıklıydı. “Olmaz.” Yusuf, usulca şapkayı çekerken Zeynep saldı şapkayı. Yusuf, şapkayı aldı. Yerine, tam onun karşısına oturdu. Otsu, sazsı, kuru ve çarpıcı bir kokusu vardı şapkanın. Şapkayı başına taktı. Trink, çayından bir yudum içti, sigaradan bir fırt. Trink.
Yusuf, bütün dişlerini göstererek sağa sola bakıyordu. Birden başında bir soğukluk hissetti. Bir buzluk. Nefesi kesildi. Nefes almaya çalışırken göğsü kasıldı. Bataklık kokusu duydu. Başındaki şapkadan hemen kurtulmalıydı. Başını kavrayan şey ahtapot kolları gibiydi.
