"“İlk kez aldatmaya kalkıştığımızda ne karmaşık bir ağ öreriz!” — Sir Walter Scott"

James Brown 15

Not: Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,

yazı resim

Not: Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,

15

Zeynep köy yolundan tepeye doğu ilerledi keyifle; ama zindandan kurtulmuş gibi. Bahçelerde çalışan, kapı önlerinde iş yapan ya da sohbet eden, kapı önlerine yayılan kimi komşuları onu lafa tutmasın diye önüne bakıp hızlı gidiyordu. Düzlüğe geldi. Ekin tarlası yanındaki ağacın yanında durup dinlendi, bu sırada aşağıya baktı. Otlaktaki Yusuf’u fark etti. Yusuf sığır güderdi, zavallıcık, dereden bidonla su almış ilerliyordu, Zeynep onu seyretti bir süre, vakti azdı; ama ona uğrasa bir çift laf etse iyi olurdu. Yusuf, çevreden topladığı odunlarla ateş yakmış, çaydanlığı koymuştu üzerine. “Bakın şu gelene, pembe etek giymiş. Çok çılgın görünüyorsun!” Güldü: “ne anlamda?” “Çok tatlısın.” Zeynep yine güldü. “Hayret, böyle laflar hiç etmezdin aptal herif.” Aptal ve ceset gibi İğrenç koksa bile olsa böyle ıssız bir yerde sohbet edilecek biri altın değerindedir. “Sarı tişörtle sen de çok yıkıcı görünüyorsun.” “Ne anlamda?” “Salak anlamında” diyecekti, demedi. “Antika anlamında.” dedi. Yusuf güldü. Yusuf, hep aynı tişörtü giyerdi, sarı tişört solmuş, yırtıkları oluşmuştu. Yusuf, hakkında birkaç kişiden şöyle duymuştu: “Ona hiç yanaşma, selam verme, görmezden gel, sapığın tekidir.” Kızın birinin kalçasını ellemiş, ötekini öpmeye çalışmış. Bir diğerini samanlıkta sıkıştırıp soymak istemiş. Kız tırmıkla saldırınca korkup kaçmış. Zeynep, bunlara inanmak istemedi, bunları anlatıp ‘böyle şeyler yaptın mı’ diye de sormadı, eğer gerçekse onunla selamı kesebilirdi, onunla bağlantısını kaybetmek istemezdi, belki de onu çekemeyenler yalan atmıştı. Ama şimdiye kadar Zeynep’e bir sarkıntılık hiç yapmamıştı. Oysa o dedikoduları duyduğundan beri hep bir yanlış davranış beklemişti ondan; ama görememişti. “Ben çekiciyim. Ona itici mi geliyorum?” diye düşünüp üzülmüştü. Sarkıntılık yapsa sorun değil; ama abartırsa sorundu. Bir genç kız olarak, dost da olsalar onun hayal dünyasında görkemli bir yerde olmak isterdi. Her genç kız beğenilmek ister. Ufak biriydi Yusuf, renkli gözleri, kuru bir kafası vardı, kurbağa gibi bakardı, yaralı görünürdü; ama çok sahici, samimi bir şey vardı onda, çok temiz kalpli biri izlenimi yaratıyordu insanda. Zeynep onun içinde barındırdığı şeyi çok sevmiş, hatta onu; “ciddi olmasa bile sevgilim olabilir” diye düşünmüştü bir süre. Hiç çaktırmıyordu, onun yanına kaçak olarak gitmeden, “gidip bakayım trajik sevgilim ne yapıyor?” diye düşünür, gülerdi. Ama bir öküzlük, kabalık vardı Yusuf’da, bir kızın hoşlanacağı türden sözler söylemez, ilgi ya da karşı tarafı taktir belirtisi göstermezdi. Erkekle konuşur gibi “lan oğlum” derdi sık sık laf ederken. İğrenç gelirdi bu sitili Zeynep’e. “Saçım nasıl olmuş?” diye çocukça beğenilme isteğiyle sorduğunda, “sıçan gibi” demişti Yusuf. Zeynep, çok sinirlenip ona taş atmış, Yusuf kayıtsızca gülmüştü. Bazı zamanlar, kimi akşamlar ona denk gelirdi, Yusuf Zeynep’in evinin önünden geçerken mesela. Genç adam tertemiz ve güzel bakardı ama kurbağa gibi. Gülünç, saf, aptal bir şey

Yorumlar

Başa Dön