"“Gençlik, gençler üzerinde heba edilir.” — George Bernard Shaw"

James Brown 5

Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,

yazı resim

Not: Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,

5

Köy yolunda iki kafadar ilerliyordu, ikisi de bu yemyeşil ve inanılmaz sakin yörede ilk kez bulunuyordu, iri yarı olan tarladaki korkuluğu fark etti. T biçiminde ağaç dallarından ve tahtadan dandik bir korkuluktu bu, iri adam köye ilk girişte selam bir insan ya da hayvan bulamamış ama korkuluğu fark etmişti, onu önce tarlada çalışan biri sanmıştı, onunla sohbet edecekti, onu inceleyince üzülerek korkuluk olduğunu fark etti, yılmadı, uzun yolu yokuşu alt ettiği için mutluydu, coşku hissediyordu, çevresine aşkla ve çocuksu ruhuyla baktığında tek gördüğü anlamlı şey korkuluktu. Yanındaki ufak tefek olan sordu: “Nereye?” Yanıt vermedi. Dikenleri çalıları aştı, uzun bir yürüyüşten sonra, uzun, kalın gövdeli mısırların arasına daldı coşkuyla.

Korkuluğun yanına vardı. Güneşte yanmaktan siyahlığı biraz biraz griye dönmüştü korkuluğun. “Selam dostum! Nasıl geçiyor günlerin? Sabahtan akşama kadar görev yapmaktan beynin pişiyor olmalı.” İri yarı adam, başındaki eski püskü kırmızı fötr şapkayı çıkarıp korkuluğun başına koydu. Korkuluğun saçları saman, mır sapları, saz ve uzun sarı otlardandı, saçları aslan yelesi gibi ensesinden aşağı uzanıyordu, yüzü eski bir un çuvalındandı, geniş çeneli bir yüzdü. Gözleri yoktu. Beyaz çuvaldan yüzü zamanla kirlenmiş, eskimiş, yer ye kararmıştı, yüzünün bir kısmı çok siyahlaşmış, öteki yanı daha parlak beyazdı, bu ala bir surattı. Saçları çok sahici, güzel görünüyordu, bunu yapan saç kısımlarında kuaför gibi çalışmış, yüzü ise dandikti. Raptiyelerle çakılmış tahtaya ve içerden ot konulmuş, bombeli. Ve korkuluk samanlık gibi kokuyor, bildiğiniz o saman kokusu. Yüzün bazı kısımları yırtılmış, delikler açılmıştı, yüz yaralı bereli gibi görünüyordu, o delikler simsiyahtı ve şekilleri birbirinden değişikti. Yüzün bir kısmına tüfekle ateş edilmiş gibi minik minik delikler vardı. Belki de biri onu hedef olarak görüp deneme atışları yapmıştı. Korkuluğun tam yanına geçti ve bir kolunu sevgilisinin omzuna koyar gibi koydu, bu tarafa bakıyoruz değil mi deyip onun gibi karşıya baktı, yıllarca aynı noktaya bakmak delirtir insanı, yaz kış, acaba o yıllar içinde neler neler gördün?” Güldü. Dostu ona seslendi. Kızdı. Ama o trajik ama asla pes etmez bir dost bulduğu için tadını çıkarmadan gitmeyecekti. Korkuluğun bir yanında yere düşen çok paslı ağzı kör tırpanı fark etti. Onu yerden aldı ve korkuluğun sağ tarafına koydu: “Böyle daha etkili. Tırpan yoksa bir halta yaramazsın değil mi?”

Yorumlar

Başa Dön