"“Bir köpeğin dışında kitap insanın en iyi dostudur; köpeğin içindeyse okumak için fazla karanlıktır.” — Groucho Marx"

James Brown 7

Not: Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,

yazı resim

Not: Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,

7

“Bana inşaat işinden söz etme. En son köle gibi çalıştırdı adam beni ve koca ekmek arasına biraz zeytin koydu. Başta koyarken çok zoruma gitti. Et kavurması verecekti, öyle demişti; ama zeytin ekmek çok iyi geldi. Çayla tabi ki.” Ufak tefek adam: “Ateş yakalım, patatesler nerde? Çok açım.” “Şey… patatesleri çeşmenin orada unuttum.” “Aptal herif! Git onları alıp gel.” “Bir dal sigara ver.” Çıkarıp verdi. Diğeri yola düştü. Ufak tefek olan çalı çırpı topladı. Ateş yaktı.

Cebrail, dostunun yanından ayrıldıktan sonra yağlı karanlığın içinde eriyip gitti. Sigara yaktı. Hafif esinti gömleğinin yakasının içine süzüldü. Göğsü kıllıydı. Ufak ve neşeli bir kuş geçti karanlıkta aniden. Tam önünden. Onu göğsünde hissetti. Birçok yarasa fark etti. Çığlık atarak alçak uçuş yapıyorlardı. Ağaçların çalıların kuru ve yeşil otların kokusun hissetti. Düşünerek ilerlerken ayakları onu götürdükçe götürürken atmosferin keyfini hissediyordu ve nereye gittiğinin önemi yoktu sanki. Düşüncelere dalmıştı ve aniden mısır tarlasındaki parıltıyı fark etti. Orada bir şey parlıyordu, ışık gibi. Beyaz bir parıltıydı bu, el feneri parıltısı gibi. Çok ince ve ritmik bir gıcırdama sesini fark etti sonra. Ona kırmızı şapkasını verdiğini hatırladı. Gece yürüyüşü zevkini uzatmak için, bu yalnızlık anını geceyle güzel hale geldiğini fark ettiği için korkuluğun yanına çekti ayakları onu, aslında bilinçli bir karar değildi bu. Baktı ve davrandı.

Toprak yoldan mısır tarlasına adım attı ve bir hışırdama sesi başladı, yüzüne gövdesine çarpan yaprakları eliyle ittiriyor, kendine bir patika açıyordu, örümcek ağları, böcekler çarpıyordu yüzüne, yüzüne dolanıyor, onları temizliyordu bir eliyle, tozu vardı buranın, tozu gözlerini yaktı, yapraklar sallandıkça toz saçıyordu, toz sisi. Durdu. Gecenin sessizliği keskindi. Yarasa çığlıkları yoktu. Esinti vardı. Mısır yaprakları ufak ufak hışıldıyor, arada ses tamamen kesiliyordu. O an tek duyulan o ritmik paslı gıcırdama sesiydi. Ses korkuluktan geliyordu. Emin değildi. Ve giderek o parlak ama kirli ışığa daha çok yanaşıyordu, gökyüzünde yusyuvarlak ay vardı ve yüzü kan ter içindeydi, bir böcek vızıldayarak başının çevresinde gezindi, sivri sinekler yüzünün çevresine dadandı, eliyle kocaman o simsiyah böceği def etti. Sivrisinekler onu kızdırdı. Sokmaya başlamışlardı. Durdu. Çevresini araştırdı iyice. Bir sıçan yerde dökülmüş kupkuru mısır yaprakları arasından hızla geçip gitti. Ona bakarken başka yönde tedirgin bekleyen kirpiyi gördü. Kirpi yaklaşan varlığı fark edince durmuştu. Diz çöktü, sigara yaktı, kirpiye gözlerini dikmişti. Sigara yaktı. Gülümsedi: nasıl gidiyor küçük dostum? Kirpi başını ona çevirdi ve kulak kesildi. Cebrail bağdaş kurup oturdu, tamamen kuru ya da kuruyan yaprakların paslı kokusunu taze yaprakların kokusuyla, toprağın nemli ya da kuru kokusunu duydu. Buranın kendine has bir cızırtısı vardı, gökyüzündeki yıldızlara çevirdi başını, ne kadar çok yıldız vardı ve bu göğün sonu nereye kadardı. Kirpinin bir şansı vardı, herhalde kirpinin kadarı kadar da kendi şansı vardı, gelecek günlerde ne olacaktı, buralarda onu ve dostunu neler bekliyordu. Burada şehirde asla hissetmediği bir huzur ve dinginlik hissetmişti. Kopmuştu ve kalktı. Eğer dostuyla arası açılırsa, dostu onu satarsa, (hep beklediği şeydi,) burada hayata tutunmaya çalışacaktı. Dostuyla hiçbir sorun yaşamasa da burası ömrünü geçireceği yerdi

Yorumlar

Başa Dön