Not: Metni yapay zeka şöyle analiz etmiştir: Batı’nın kozmik tekinsizliği (Lovecraft) ve sürükleyici atmosfer anlatıcılığı (King) ile doğup,
9
Uzun bir süre sonra vardı küçük dostu Rüzgar’ın yanına. “Ya nerde kaldın? Meraktan öldüm!” Ağır ter kokusuyla gelip ateş başına oturdu. İçinde dört patates olan poşeti ona verdi. Rüzgar, patatesleri közlerin arasına yerleştirdi.
“Korkuluğun yanına gittim.” “Vurup öldürecekler seni ya. Delirdin mi? Elin tarlasına geçe girilmez. Ürünü çalıyor sanırlar.” “Ya ona bakmasam olmazdı. Kafa dağıttım. “İyi halt ettin. Lütfen düşünerek hareket et. Burası hiç bilmediğimiz bir yer. İnsanları tanımıyoruz. Şapkayı alsaydın bari.” “Ya kalsın onda. Güneşte beyni pişiyor zavallının.” “Seninki ne olacak?” “Benimki zaten pişik.” Güldü: “Çok yalvardın; istedin, verdim onu sana ve sen gidip aptal korkuluğun başına taktın.” “İçimden öyle geldi; belki sonra geri alırım. Dert etme. Hem onu sen çöpten buldun, ben sana bulurum; dert etme. O kırmızı şapkayı takan her kimse belki de delirmiştir, delirmesi de o kırmızı şapkayla başlamıştır. Ne dersin. Belki de o şapkanın benden kaçması gerekiyordu.” Güldü: “Kaçsın o halde.” Şapkayı ben ona verdiğim için değil; o benden kaçmak istediği için, yani tercih olarak onu seçtiği içinse? Güldü uzun süre: “O halde bu köy, atmosfer gibi kusarsa kötü, bağrına basarsa yolumuzu buluruz.” Güldüler. Kesik kesik ve boğuk bir kuş çığlığı geceyi yaladı, bir süre sessiz kaldılar, ateşin çıtırtısını dinlediler. Yapılı olan dedi ki: “Yol boyunca düşündüm. Hani bir meyve bahçesi gördük ya geçerken, bahçeye gübre taşıyordu yaşlı adam. Gidip ondan iş isteyelim.” “Fikri sevdim. Olabilir.” Güldü. İri yarı adam: Kafamda bir şeyler canlandı. Ama sen ne dersin bilemem; ama bence muazzam.” Tedirgin biçimde ona baktı. “Nedir muazzam olan; çok merak ettim?” Sigara yaktı. Ona da bir dal uzattı. İri yarı adam: “Yaşlı adam bizi işe alırsa alır; yoksa muhtara gideriz. Kesin iş bulur bize. Birkaç gün çalışırız. Son gün mühim.” “Son gün mü? Olay ne?” Güldü. “Son gün olabilir.” “Ne olur; amcık ağızlı açıklasana!”
"Bak bu herifi…son gün, gece dalalım odasına. Ağzını bağlayalım. Derim ona kim kimin götünden kan alıyormuş… Çok zoruma gitti öyle demesi. Ama tek kelime etmedim. Hatta sana baktım. Bu adamın işini bitireyim mi diye. Başını hafifçe öne eğsen dalardım bu adama. Ama sen kaşını yukarı kaldırdın. Ben de durdurdum kendimi.” “Burada kimseyi pataklayamayız dostum. Birinin silahı vardı. Ayrıca silah olmasa bile onları al aşağı etmene izin vermezdim. Buraya iş için geldik. Hırsızlık işi de yattı.”
