"23 Nisan çocuk bayramıysa, büyüdüğümüzde ne oluyoruz? Kocaman bir 'keşke' mi?" - Franz Kafka"

Vahşi Ormanda Tek Başına

Karlı bir ormanda yaşam mücadelesi veren İsa'nın zorlu yolculuğu. Açlık, korku ve soğukla savaşırken, gün batımından önce kamp kurmak için ilerliyor. Elleri donarken, kurt ulumaları arasında barınak yapmaya çalışan bir insanın hayatta kalma hikâyesi. Doğanın acımasız koşullarında umut ve çaresizlik arasında gidip gelen bu yolculuk, insanın yaşama tutunma içgüdüsünü çarpıcı biçimde yansıtıyor.

yazı resimYZ

Kar yoktu. Bu iyiydi. Olabildiğince hızlı ilerlemeye çalışıyordu. Çok az gitmişti. Kar yağmaya başladı.
İsa, durdu. Geri dönmeyi düşündü. Ama bu işe yaramazdı. Orada onun gibi ölemezdi açlıktan. Korkuyordu. Çok korkuyordu.

2 saat sonraydı. Durdu. Bu iş çok zordu. Bu iş başarılacak gibi görünmedi gözüne. Herhalde birkaç gün içinde donup harcanıp giderdi bu ormanda. Dinlenmek, ısınmak ihtiyacı hissediyordu; ama hemen pes ederse bu işi başaramazdı. Gücünün son damlasına dek ilerlemeli ve sonra uygun yerde kampını kurmalıydı. Hava kararmadan önce.
İlerledi.
Herhalde üç saat oldu dedi kendi kendine. Havanınm aydınlığı azalmıştı. Sağına soluna baktı ve gözüne kestirdiği ağaçlara yaklaştı. Burası kamp kurmak için uygundu. Elleri donuyordu. Barınağı süratle inşaa etmeye başladı. Bir kurtun keskin biçimde uluduğunu duydu. Kalbi korkuyla ürperdi. Elini daha çabuk tutmaya çalıştı; ama bu kez eli ayağına dolanmaya başladı., soğukkanlı ol dedi kendine. Eski ritmine döndü ve devam etti. Ateşi yakar yakmaz kendini çok iyi hissetti. Giderek parlayan ve büyüyen alevlerin gölgesi yüzündeydi ve ısı gerçek etkisini anca gösteriyordu. Iısntıdıkça da kafası yerine geliyor, gelecek günler ne kadar zorlu olsa da başaracağına dair hayaletsi bir his vardı içinde. Üşüyüen yerleri kendine geldikçe güzel şeylere dönüyordu zihni ve kalbi.

Mercanla son zamanlarını ve anlarını düşünüyordu. Gözlerinden yaşar süzülüp düştü yere. Sonra ailesini düşündü. Onları hiç bu kadar özlememişti. Bu gece çok fazlaydı özlem. Yalnız oluşundan kaynaklandığını düşündü. Mercanlayken böyle şeyleri düşünmeye vakti bulamazdı. Tavşandan kalan parçaları yedi. İçecek kutusunda kar ısıtıp çay gibi içti. Göz kapakları düşmeye başlamıştı. Ateşe odun attı. Mızrak bir elindeydi. Bıçak ise belinde. Kalkanı da yanındaydı.

KİTAP İZLERİ

En Uzun Gece

Ahmet Altan

Aşkın Karanlık Coğrafyası: Ahmet Altan'ın "En Uzun Gece"si Töre cinayetlerinin gölgesinde akan bir tutkunun trajik öyküsü Ahmet Altan'ın "En Uzun Gece"si, aşkın ve acının iç
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön