..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hiçbir zaman karakterlerimin hüzünlü olduklarını düşünmedim. Tersine yaşam dolular. Trajediyi seçmediler, trajedi onları seçti. -Juliette Binoche
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Politik Olaylar ve Görüşler > Vildan Sevil




19 Aralık 2014
"Harf İnkılabı Köpekliktir"... Bebelerden Dedelere, Ninelere Osmanlıca da Osmanlıca...  
Quo Vadis?" (Nereye gidiyorsun?)

Vildan Sevil


Şimdi, Leh yazar Sienkiewicz'in ünlü romanı Quo Vadis?'in sayfalarını çevirelim. Aziz Petrus'un, Roma'dan Neron'un zulmü yüzünden kaçarken çoktan çarmıha gerilmiş İsa'ya rastladığında, şaşkınlıkla sorduğu soruyu hem yönetenlere, hem yönetilenlere soralım: Petrus: "Quo Vadis?" (Nereye gidiyorsun?) İsa: "Roma'ya, yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum çünkü sen benim kurtaracağım insanları bırakıp kaçıyorsun." Gökten üç elma düşmüüüşşş.... Biri Neron'un, biri İsa'nın, diğeri de kaçmaya koyulmuş Aziz Petrus'un başına...


:FAB:
Yazı uzayacak endişesiyle bundan önceki yazımda, "Osmanlıca nasıl doğmuştur, nasıl bir dildir?" konusuna olabildiğince kısa göz atmıştık. Bugün gündeme getirilmesindeki amaçları bu yazıya bırakmıştım.

Sarayın gözdelerinden Kadir Mısırlıoğlu adıyla maruf ulema hazretleri buyurmuşlar: "Harf inkılabı köpekliktir."
Kendileri Türk tarih araştırmacısı, Sebil Yayınevi kurucusu ve sahibi, İlim ve İrfan Vakfının başkanı olup geçmişte Milli Türk Talebe Birliği yöneticilerinden ve Komünizmle Mücadele Derneğinin gözüpek aktivistlerindenmiş.

K.M.Derneği'nin 6-7 Eylül 1955'te, İstanbul'da azınlıklara yöneliklik utanç verici saldırıdaki rolü, sonraki yıllarda ise iki derneğin de solculara her fırsatta "Allahüekber, tekbir!" diyerek vahşice saldırıları bizim kuşağın belleğinde capcanlıdır.
Kanlı Pazar, TİP'in Doğu Mitingleri, TÖS'ün Kayseri kongresindeki öğretmenleri ateşe verme girişimleri vb... O zamanlar, bu tür eylemlerde, milliyetçiler, ülkücüler, İslamcılar kol kolaydı. Siyasal iktidar ve ordu onların arkasında kale gibi durur, solcuların başına gelmedik bela kalmazdı. O günün yeni yetmeleri, gençleri, şimdi iktidarda.

Bugün "Osmanlıca Osmanlıca" diye tutturanların geçmişine kabaca göz atmak için bu girişi yapmak zorunda kaldım. Yazı uzayacak da hiç okunmayacak korkusu da dürtüyor bir yandan.

Şimdi bu zevatın bebelerden dedelere, ninelere kadar Osmanlıca diye dayatmalarının nedenlerini dilimin ve mantığımın elverdiği ölçüde çeşitli başlıklar altında anlatmaya çalışayım. İsteyen okur okumaz, beğenir beğenmez ama aktarmak boynumun borcu. Bu ülkenin mürekkep yalamış bir kadını olarak sorumluluklarla mezara gidemem. Kabir azabını bu dünyada kendi kendimize reva görenlerdeniz ne de olsa... Bizim kitapta çalmanın her türü haramdır, günahtır; bilgi de olsa kafa kutusunda, kafa kasasında saklamak günahtır.

Osmanlıca dayatmasındaki amaçlar:

1-Ekonomik çıkarlar:

Arapça öğrenmiş olan İmam Hatiplilere yeni iş alanları yaratmak, yeni bir sektör oluşturmak.

Şimdiden internette Osmanlıca kurslarının, kitaplarının reklamları yaygınlaştırılmaya başladı.

Nurcu Hayrat Vakfıyla Milli Eğitim Bakanlığı arasında daha 2013'te bir anlaşma yapılmış ve 5 yıl uzatılmış. Eğitimi bu vakıf üstlenecek, maaşlar bizim vergilerden demek ki. Anlaşmaya göre 81 ilin valisiyle işbirliği yapacaklarmış. MEB'te bu işi bilen öğretmen sayısı 100 imiş. Bebelerden dedelere kime yetsin? Şimdiden 9 bin öğretmen yetiştirmiş bile bu vakıf.(http://www.radikal.com.tr/turkiye/osmanlica_ogrenim_hayrati-1248312)

En azından kitap, dergi, dağıtım, kurs yerleri için yer kiralama... Benim aklıma asla gelemeyecek, sinekten yağ çıkartırcasına icat edilen başka gelirler... Gelsin nur yüzlü paralar...

Sanayi ve tarım sektörünü sürekli baltalayarak üreten değil, tüketen toplum yaratırken, yoksul kesim sadakaya alıştırılıp biata zorlanırken doğan işsizlik sorununu böylesi kültürel amaçlara da hizmet edecek yollarla çözmeye çalışmak da bu kapsamda ele alınabilir.

2-Psikolojik, sosyolojik, kültürel amaçlar, çıkarlar:
Artık bizim dilimizde de kullanılan Latinceden gelen Mobbing sözcüğüyle ifade edilen baskı, taciz, sıkıntı verme, rahatsız etme yoluyla psikolojik şiddet...

Her ne kadar zengin bir edebiyat yaratmışsa da bugün ölü bir dil olan, dünyada bilimsel, kültürel hiçbir geçerliliği olmayan bir dili, bugünün gençlerinin iman zoruyla bile olsa severek, isteyerek öğreneceğini düşünebiliyor musunuz?

Edebiyat öğretmenleri bilir. Edebiyatımızın Divan Edebiyatı diye bir dönemden geçtiğini öğrensinler, kabaca fikir sahibi olsunlar diye kırk takla atardık çocukların önünde. İstediğin kadar bulmacaya çevir, ergen çocuğun birincil ilgi alanı olan aşk meşk beyitlerinden yararlanan, dramatizasyon falan öğretmenlik sanatının her yöntemini kullan, şaklabanlık yap sınıfın tümünün ilgisini çekenin alnını karşılarım.

Bence gerek yok ama ilgi duyanlar, üniversitede o alana kaymak isteyenler için liselerde seçmeli ders olarak okutulsun. Amaçlanan bu değil ama. Zorunluluk. Arap abecesine de geçerek geriye doğru, bilinç değişimini yaratmak, gelecek düşüncesiyle bağı kopartmak, düşünme dinamiğini, tekerleği geriye çevirmek gibi geriye çevirmek. Ne kadar başarırsak o kadar kârdır mantığı.

İnsan doğası ileri gitmeye kurgulanmıştır. Karşı devrim, muhafazakarlık totaliter, despot olmak zorundadır. Var olandan daha iyisi, daha çok adaleti, daha az sömürüyü, insana daha çok yatırımı gerektirir ve muhafazakarlığın, din tacirliğinin doğası bunun tam da tersini ister. O hep çobandır, toplum da sürü.

Totaliterlik, denenmişi, köhnemişi var olanın yerine koymaya çalışır. Koyun gibi güdemem endişesiyle matbaayı, bilimi, resmi, heykeli, elektriği yüzyıllarca imparatorluğa sokmamış, denenmiş, köhnemiş totaliter bir sisteme geri dönmek ancak zor ile mümkündür.

Dil ile ilgili bu amaçları, 4+4+4 ile nüfusun yarısı kadınları eğitim dışı bırakma, erkek çocukları ucuz işgücüne itme... Orta dereceli okulları İmam Hatip Okullarına dönüştürme... Karma eğitimi kaldırma... Anaokullarından başlayarak din derslerini zorunlu kılma gibi eğitim politikalarıyla birlikte düşününce hedefin Sünni, Vahabi Arap kültürü, yaşam biçimi olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek var mı?

Son 7 yılda, kadına yönelik şiddetin yüzde 1400 artışında her alanda uygulanan bu tür politikların rolü yadsınabilir mi?

Sürekli öteki dünyada cezalandırma korkusu içinde, diliyle kültürüyle, yaşam tarzıyla çağdaşlarından uzaklaştırılarak yaşamaya zorlanan gençlik, kadınlar, uygar erkekler bu zorbalığa ne diyecek?
Yaşayanlar görecek.

3- Politik çıkarlar, amaçlar:

Yukarda kısaca belirttiğimiz, eğitim alanında, yönetenler tarafından dayatılan, çoğaltılabilecek bu olumsuz gelişmelere, örneklere politik alanda yapılanları da eklemek, birlikte düşünmek zorundayız.

Demokratik ülkelerde asla görülmeyen, savunma, delillendirme, yargılamada yapılan hukuksal düzenlemeler...

Makul şüpheli kavramı ve diğer yetkilerle polise tanınan şiddet hakkı...

Ordunun benzer amaçlarla yeniden düzenlenmesi...

Demokratik hak arama yollarının, gösteri, yürüyüş, toplantı haklarının kısıtlanıp her türlü şiddete, gencecik çocukların katline seyirci, anaların feryadına duyarsız korkak bir toplum yaratılması...

Tek tip, biat etmiş bir medya, basın-yayın yaratılması...

Erki elinde tutan belirli bir azınlığın görülmemiş boyuttaki yolsuzluklarının ört bas edilmesi...

Her türlü yalanın, riyanın, hırsızlığın uğursuzluğun baş tacı edilip "Kötü, ayıp, haram, günah" gibi kavramların ters yüz
edilmesi, kadim erdemlerin katledilmesi...

Evet bunlar, bütün bunlar politik çıkarlardır.

Gittiği yere kadar giden bir yönetim ve şiddeti belirsiz acılara gebe bir toplum...

Şimdi, Leh yazar Sienkiewicz'in ünlü romanı Quo Vadis?'in sayfalarını çevirelim.

Aziz Petrus'un, Roma'dan Neron'un zulmü yüzünden kaçarken çoktan çarmıha gerilmiş İsa'ya rastladığında, şaşkınlıkla sorduğu soruyu hem yönetenlere, hem yönetilenlere soralım:

Petrus: "Quo Vadis?" (Nereye gidiyorsun?)

İsa: "Roma'ya, yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum çünkü sen benim kurtaracağım insanları bırakıp kaçıyorsun."

Gökten üç elma düşmüüüşşş.... Biri Neron'un, biri İsa'nın, diğeri de kaçmaya koyulmuş Aziz Petrus'un başına...

QUO VADİS???...

Bir önceki yazının linkleri:

http://blog.radikal.com.tr/egitim/ah-osmanlica-ille-de-osmanlica-82907
http://blog.milliyet.com.tr/ah-osmanlica--ille-de-osmanlica-/Blog/?BlogNo=483212
http://vildansevil.blogspot.com.tr/2014/12/ah-osmanlca-ille-de-osmanlca-yeni.html

18.12.2014
Vildan Sevil
http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=119973



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın politik olaylar ve görüşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Tatmin Olamıyorum Ey Okur!.. (Gelişme)
Deprem... Kar... Poyraz... Ahhh Başımmm... Ve... Ak Balıkçıl
Tatmin Olamıyorum Ey Okur!.. Olamıyorum İşte (Sonuç)
Tatmin Olamıyorum Ey Okur!.. Tatmin O - La - mı - Yo - Rummm!.. (Giriş)
Ah Osmanlıca, İlle de Osmanlıca!.. (1)
"Komşuda Pişer, Bize de Düşer"  mi?.. Syriza ve Türkiye’de Sol

Nur Topu Gibi Bir Barışımız Doğdu… Peki Sonra?..
Küresel Kapitalizmin Oyunlarından Biri: Hrant"ın Katli ve Günümüz

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Referandum Gününden Hoş Sedalar
Birgün Ben, Belki Bir Sığırcık Kolonisinin İçinde, Belki Yıldızlarla Birlikte Göklerde…
30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı (Dev, Baş İstiyor/ G. Akın)
18 Mart 1915. Çanakkale O Gün Geçilmedi. Ya Bugün?
Almanya, Hollanda, Türkiye Gerginliği ve Ah Şu Benim Şeytan
Ah Sevgilim, Aşkım Benim! 14 Şubat’ta Nerelere Gidelim?
Erkek Egemen Toplumdan Erkek Dininin Egemen Olduğu Topluma
Değerli Atilla Karaduman Bey, Gerçekten "8 Mart’a Lanet Olsun" Mu?
Bir 8 Mart Daha Geçti, Ama Nasıl Geçti?
2017’nin 8 Mart’ı Bu Ülkede Çığlık Çığlığa #hayır’dır

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Duruşma [Şiir]
Dedem Düşlerime Giriyor [Öykü]
İlk Sosyalist Muhtar Fevzi Ağabey [Öykü]
Çocukların Çığlığından Göklerin Tılsımına [Öykü]
Dolunayda Uyku Tutmaz [Öykü]
Düşselin Gerçeğinde, Gerçeğin Düşselliğinde [Öykü]
Oy Madimak, Madimak!.. Sen Artık Türkülerle Değil, Ateşlerle Anılmaktasın [Öykü]
Ben Ölürken [Öykü]
Gece, Mehtap, Selene, Apollon ve Ben [Öykü]
Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!.. [Öykü]


Vildan Sevil kimdir?

Koşuşturmaktan yoruldu. Altmışından sonra, çok yabancısı olduğu teknolojiyle, sanal ortamda kalem oynatmaya kalktı. İletişim kurmak, duygu, düşünce, birikim paylaşmak, genç kuşaklardan yeni şeyler öğrenmek istedi. Yazarlık deneyimine burada adım attı. İşte böyle sınır tanımaz bir "dinazor ". . . Başarır mı acaba ?

Etkilendiği Yazarlar:
Marx, Engels, Freud, Nietzsche, Adorno, Horkheimer, Foucault, Antik Grek, Rus , Fransız yazını, Amado, Marquez, Llosa, Asturias, Lübnanlı Amin Maalouf...Elbette Nazım, Aragon, Neruda ve nice ozan/şair...


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Vildan Sevil, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.