Perşembeleri Hiç Sevmezdi Çelimsiz Adam
Dinlemeniz şiddetle önerilir; https://www.youtube.com/watch?v=LzRPpnc4DL8
Dinlemeniz şiddetle önerilir; https://www.youtube.com/watch?v=LzRPpnc4DL8
Ağıt yakılan diyarlarda sana hasret büyütür yüreğim. Asmışım kendimi bembeyaz bir bulutun sessizliğine. Gökyüzü gecelerime hançerli sevdiğim. Nasılda özlerim seni bir bilsen,nasılda ağlamak gelir şimdi içimden....
galiba hiç vazgeçmeyeceğim birşeyleri hayal etmekten. kalp taşıyan, beyin taşıyan, üstelik düşünen onlarca ideal hatası yaratıklar girip çıktıkça yaşamıma, yalnızlıkla tuzlandıkça yaralarım ve durdukça kanı yeni bir yarayı kapatabileceğime inanıp, yenide
Ben Halit Mehdigil,
Kars ¬–Arpaçay- Değirmenköprü doğumluyum.
Sıcak,dost bir insandan sayın Baki Baykal Bey’den bu sitenin adresini aldım.Tuzum olsun dedim.Hep içimde kabaran o yazma isteğimi acaba şimdi bu 45 yaşımda sürdürebilki
Aynı şehirde yaşamamak ne kötü. Gözlerimin yalnızlığını bilemezsin. Bakışlarım kayaya çarpan dalgalar gibi. Hem gözlerim ıslak hem duygularım paramparça. Ah Angelina keşke denizkızı olsan! Gelsen sahile. Ya da benim cesedimi bulsalar deniz kıyısında. Bir masal uğruna ölmek de var unutma Angelina.
Ezberinde yedi renk dünya, sesinde yalnız gerçek bir rüya! Sevgiyle dolan, eskiyi unutan, dertsiz, geleceğe bulanan! Bu akşam, rengin, hüznün, keyfe keder anıların ölüm günü olsun!
Neyi değiştirebilir yada neye anlam katabilirdi ki varlığım.
Kendine dahi pek hayrı olmayan bir ruhun varlığı, kainata, insana
ne gibi bir anlam katabilirdi ki .
Bir günü diğer bir gününe uymaz insanın Bırakın gününü, saati bile saatine uymaz. İnsan bu, bir bakarsınız neşelidir, umut doludur, bir bakarsınız moral sıfır, surat mahkeme duvarı
Bazen yolda yürürken eski evler görürsün. Kimler, hangi zamanlarda oturmuş bilmezsin. Belki akşamları, dışarda soğuk rüzgar eserken, pencerenin kenarında hiç bulamayacağı hayatları isteyen, gece yatağa yattığında tatlı düşlere dalan hırslı, yetkin bir insan...
Sevdiğin şeylere dokunurken hayat henüz değişmemiştr. Değişeceği de dünyanın gidişatından bellidir. Şansa inanıp
Elimi kolumu kaldıramadığım bir sabah olmadı henüz.. /geceden yazıyorum yazılacak olan ne varsa ve geceden başlıyorum yokluğun hüznünü tasimaya..
Durağı bekle! İçinde yenilenme! Yolculuğun farklı yerinde! Sorduğun, yeni bekleyişte.. Durak gerçek, sevdiklerin evet! Hayat bulduğun, kalbinde tuttuğun, unuttuğun, hatırladığın! Ufukta büyüttüğün.. Bir amaç güttüğün! Yine!
Ne güzeldi köyümün kirlenmemiş yağmurlarında ıslanmak… Bütün kaygılardan azade, sokaklarda akşama kadar topraklarla hemhal olmak… Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp aydınlığa ‘merhaba’ demek, gönül kapılarını ve göz kapaklarını ardına kadar açarak hayata sımsıkı sarılmak, gökkuşağını hayallere yorgan eylemek… Ne güzeldi, âh ne güzeldi.
Sen! Güneş kız! Parmaklarını kurtlara verme sakın; Sakın... Onlar ki; şu an yalnızlığımda güzellikle dökülen sevgimin damlacıkları, sevda yaşımın kaynağı... Onlar ki; limanlardan, limanlarımızdan çoktan çekip giden gemilerin izlerini bile sildi...
Ey okuyucu, bu mesaj sana! Kâh kahvenin köpüğünde bir hayal, kâh mırranın acısında bir sitem. Lakin, daha ziyade içten bir selam.
Uyku şimdi koynunda dans ediyor. Sanki bana inat doğadaki her şey seni benden daha çok yaşıyor, daha çok sarmalıyor. Kimi zaman kendimi ne kadar hoyratça savurduğumu düşünüyorum. Bu kadar senle doluyken elimden gelen sadece yazmak... Çok komik... Neler ge
Çatışmaların ortasında, uçurumların agahında…
Kervan geçmemiş bir kasabanın hikayesini, cinnetini…
Kim üstlenip anlatabilir ki… Senden başka!
Acıya ve yokluğa… Hangi ağıttan söz yetebilir ki… Anlatmaya!
Bu suskunluğu hangi kurşun delebilir ki… Duymaya!
Hiçbir zaman tam anlamıyla kontrol edemeyeceğim duyguların yazıya dökülüşüdür bu, kağıt üzerinde yer alamayacak kadar soğuk bir dökülüş.
Derinlikler
diz boyu, ama gözler direnmiştir hayata. Hüzün taşır kimileri de .
Gülse