Lal Cennetin Sunumu (Bölüm 1)
Farkında olmadan da taktığım kelimeler, sözler, şarkılar. Kulağımda kıvamına eremeye çalıştığım caz, şarkım Telvin Trio’dan nefes...
"Sizin için dün, benim için yarındı. Ne fark eder ki, ikisi de geçecek." – Jorge Luis Borges"
"Sizin için dün, benim için yarındı. Ne fark eder ki, ikisi de geçecek." – Jorge Luis Borges"
Farkında olmadan da taktığım kelimeler, sözler, şarkılar. Kulağımda kıvamına eremeye çalıştığım caz, şarkım Telvin Trio’dan nefes...
Yine geç kalmışım...Hep böyle yaparım zaten...Vaktinde hazırlanamam hayata, hep yanlış zamanda yanlış yerde olurum.
Tası tarağı; Tasarım...
Bir Arka Bahçe yolu gitti.
Daha, arkaik yaşamı sırtlanacak...
Oysa kaçınılmazmış gün tün eşitliği, hüzün sarıya boyayacakmış eylülü.Anlarda ayrı yörüngelerde akacakmış duygularımız meğer.Ve günberi, günöte yollara savrulacakmış muson rüzgarlarında.
kafam karışık, çekip gitmelerim üzerimde, küsüp yenilgiyi kabullenip senden vazgeçtiğim gibi herşeyden vazgeçmek için cesaret arıyor gözlerimi karartıyorum.ama nafile beni sevene bir ömrü seninle sırtlanırım diyene kıyamıyorum...oda benim seni beklediğim kadar beni bekleyecek...ama ben senin beni acıttığın gibi acıtmamalıyım sevenimi...dağılmışım toplanamıyorum...
Annemin, dünyanın adaletsizliğinin en büyük isbatı olan acılarını, içimde taşımaya gücüm yetmedi çoğu zaman. Ve kendimi adadığım 'acılarla' o acıyı gömmeye çalıştım. Yoksa boğulacaktım...
Sakın bilme seni nasıl da sevdiğimi, benim ellerimde bile eskimesin ellerin. Kimse mükemmel değil evet sende değilsin...
Çünkü; Dünyadan ahrete götüreceğim tek hazinem…
Çilekeş ve ceht içinde geçen günlerim zindan hatıralarımda saklı...
Ahirette bana şahitlik edebilecek tek sermayem…
Dünya’ya kapalı ama Ahirete açık huzurlu, mutlu günlerimdi Medrese-i Yusufiye…
Lakin bir şey var ki insanoğlu çabuk unutuyor.
Her gün biraz daha uzaklaşıyor ve biraz daha yaklaşıyorsun kurtuluşa. Her gün biraz daha ayrılıyor ve biraz daha kavuşuyoruz aşkım. Unut ayrılığı, unut kayboluşu. Geçecek, de; geçmeli, de. Zaman, atın yelelerinde savrulup geçmeli hızla...
Sözleri bana bestesi sana ait bir şarkı bu. Geçmişle geleceğin aranjmanı. Veda edilen mutsuzlukların son notası. Seni çok seviyorum, var mı dahası ?
Ölüm bizden uzak değil.
Ölüm hiç kimseden uzak değil.
Bir nefesçik canımız var hepimizin.
“Her canlı mutlaka ölümü tadacaktır” diyor, Yüce Yaradan.
Emekli olduğumdan bu yana, okulların açılması beni çok hüzünlendiriyor. Bugün okullar açıldı ama ben evdeyim. Sanki, çok yakınımın düğünü var ama ben o düğüne davetli değilim. Bir sını
Oyunlar oynadım kalemimle, şekiller çizdim sonra, planlar yaptım adeta bir ajan gibi; yine de yazmaktan çok, her nasılsa yazamamayı gerçekleştirdim.....
Gök gözlerini arıyorum, sımsıcak bedenini, derin soluklarını. Gözlerimi açtığımda seni yanımda bulmalıyım. Üşüten gecelerde güneş gibi ısıtmalısın ruhumu. Oysa soğuğum. Güneşsiz kaldık sevgili… Sen soğuk gece vakitlerinde koğuştaki 22 kişiyle uyurke
Saçların olabilirdi mesela, tel tel güneş ışıklarını süs gibi takınmış, rüzgârın o narin ve delice sevişme isteğine, davetkâr sallantılarla cevap veren.
Hayat üzerine abanır, çırpınmak ve onunla mücadele etmekten yorgun düşer bedenin:
Ercan Kesal