Elma Şekeri
Elma şekeri... Kıpkırmızı, dudaklarımı boyayan, dilimde dayanılmaz bir haz bırakan elma şekeri...Isırdıkça içimi gıcıklayan tadı, tenimde bıraktığı ürperti...
"Yazarın görevi, görünmeyeni görünür kılmaktır. — James Baldwin"
"Yazarın görevi, görünmeyeni görünür kılmaktır. — James Baldwin"
Elma şekeri... Kıpkırmızı, dudaklarımı boyayan, dilimde dayanılmaz bir haz bırakan elma şekeri...Isırdıkça içimi gıcıklayan tadı, tenimde bıraktığı ürperti...
Beni hatırladın mı diyenlere Üzgünüm hatırlayamadım demekten nefret ediyorum ama gerçekten hatırlamıyorum.İsimler, telefon numaraları, özel günler, yapmam gerekenlerin listesi hepsini unutur oldum
Her zaman iyi umutlar besleyin. Ülke içinde bir iç ülke istemeyin, kaybolmaya yüz tutmuş bir yürekle kaybetmeye alışmış bir sevdayı, aynı anda, birlikte yollara düşürmeyin. Unutulmayı seçin ama ne olur özlemeyin. Sevin, sevilin fakat aşık olmayın......
Hırslarınızın kurbanı olurken en çok "para" kelimesinden korkun en az
Hiçbir sevgi kalmayacak sonsuza dek, hiçbir düş, düşlediğin kadar pembe olmayacak.
İçeriden dışarıdaki yağmurun cama vuruşunu anlamalısın. Dudaklarını cama yaslayıp soğutmalısın. Sağ elini yumruk yapıp bebek ayaklarını camın buğusuna yapıştırmalısın...
Yalnızlığın özgürlüğe beşten bile çok bastığı zamanlardı onlar…Öyle zamanlardı ki, ağlamaklı bir özlem duyuyordum her yerimle.İçeride, nedenini bilmediğim kavgaların olduğu, bir türlü birbirini anlamayan duygular;belki de büyüyünce anlayac
Bir umutsuz elem kaplamış, karanlık şehrin caddelere saplanan yüreğini. Bulut bulut olmuş, dağlanmış beton-arme vicdanlarda. Tükenmek üzere, tükenmeyi tüketmeden!
Kısacık bir paragraftan dünyaya taşacak kadar özel olmana ithafen yazıyorum bu satırlarımı. İnsanı deli eden mükemmeliğine ithafen yazıyorum bu satırlarımı.Tek bildiğim, bu en kısası ve en anlamlısı…
Bak, her satır anlaşılmaz, ancak yaşanır bir fikr-i firarın ta kendisi yine. Sense en güzel gülüşünle gözlerimin önünde. Bana güç verdiğin için nasıl teşekkür etsem az sana. Çok garip, yine bilmeyeceksin bu anlattıklarımı da...
Ağır yanlarından hükmetmeyi bilmez kırık bir megaloman yada hafif mani depressif çıkıntılara saplandığım olmuştur. Şartların ağırlaştığı nefeslenme ortamlarında bu özellikleri taşımayan hemen hemen yok gibidir aslında...
Telefonu kapattığın anda, tüm konuşmalar uçar gider. Suya düşen kar taneleri gibi yok olurlar.Ama mektup öyle mi? Yıllarca sakla. Aç aç oku, sonra yeniden oku. Çok sevdiğin bir yemeği, acıktıkça tekrar tekrar yemek gibi. Şimdi Telefonla yemeğin ne alâk