Madde ve Ruh
BİLKİ.... bi yerlerde bulurum seni.En çıkarsız anda en masum rolde yıllanmışlığın üstünde bulurum belki nedersin...(çiğdem çeliker)
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
BİLKİ.... bi yerlerde bulurum seni.En çıkarsız anda en masum rolde yıllanmışlığın üstünde bulurum belki nedersin...(çiğdem çeliker)
Bir çarşaf, yıllara meydan okursa, sonu ne olur?
Saydıklarım, sevdiklerim hepsi yanımda. Oysa içimde derin bir hengame. O kadar derin ki kimse farkında bile değil. Üzülmediğim tek konu ise bu. Dostlarımın çokluğu. Gerçek dostlarımın. Ve farkındasızlıkları. Üzülmek insanidir. Birisine üzülüyorsanız belkide melekliğe en yakın anınızdasınız. Aksine üzülünülmek acıdır, kahırdır, ölüme en yakın olduğunuz andır. Ölüm ise
Öyle bir aşk istiyorum ki! Denizlerin içinde yol yapıp hiç yitmeyecek anlamlar taşıyıp beni göklere taşısın...
Karaktersiz bir ütopya belki de sana dair hikayeler, seni barındiran şarkılar ve şiirler, bilinmez bir zaman içinde belki de hayal, sen belki de hala yatağımda bana masallar için zamanı kovuyorsundur tek başına.
Sen hiç ateşböceği gördün mü? sorularının dönüp dolaştığı zamanlar ama ben daha henüz kaz hikayesini duymamışım. İlk öpücük manzaraları ancak ama ancak film sahnelerinde canlanıyor benim için.
“Kurallar bozmak için vardır.” diyerek alaya alır, işin ciddiyetinden ne kadar uzak olduğumuzu gösteririz. Kurallara uymak, sanki başkasının görevidir. O kurallar bizim dışımızdakiler için geçerlidir.
“Her sabah aynı adamla uyanmak nasıl bir duygu? Tek düze mi? Keyifli mi? Yoksa güvenli mi? Tek düzelikten de keyif alınabilir mi? “
Kaybedilen eşyanın kaybedilmediği yerde aranmaması gibi kaybedilen ruhsal mutluluk ve dinginlikler de tek düze hayat formlarında aranmamalıdır.
Bugün düşündüm de ne kadar zaman geçmiş ve ne kadar az unutmuşum seni. Ne kadar az silebilmişim hatıralarını ve daha dün koynumdaymışsın gibi hala tenin kokuyor tenim.