Akba Kitap ve Yayınevi
Geçmiş yıllarda Ankarayı anlattığım 'Gün Aşımı' kitabımda bulunan bir anıdır.
"Bu kadar çok hayranım varken, neden hala bu kadar yalnızım? Ah, evet, çünkü hepsi ölü." - Edgar Allan Poe"
"Bu kadar çok hayranım varken, neden hala bu kadar yalnızım? Ah, evet, çünkü hepsi ölü." - Edgar Allan Poe"
Geçmiş yıllarda Ankarayı anlattığım 'Gün Aşımı' kitabımda bulunan bir anıdır.
"Rahatça ibadet ediyoruz, huşu içinde namaz kılıyoruz," diyen Müslümanlar; başınızı camiden çıkarıp dışarıya bakın!.. Ne görüyorsunuz?.. Akan kanları, aç ve susuz insanları, harap olmuş evleri ve içlerindeki yoksul insanları görüyor musunuz? Ya açlıktan ölen masum çocukları… Peki tecavüze uğrayan kadın ve çocukların çığlıklarını işitiyor musunuz?..
YZ
Selâmın ardınca,
Bugün Ankara’ya yağmur yağıyor ve bende bir burukluk var... Derunumda bir yerlerde erguvanî hüzün çiçekleri açıyor.
Orhan Pamuk
Herkesin yanında başka birisiydim ben;
Saymadım kaç dünya oldu
Üstüme serpilen ölü toprağının ağırlığı
Kemalizmin altı ilkeden ibaret, duragan bir ideoloji olduğunu iddia eden politikacıların aklının bir türlü alamadığı şey, Kemalizm’in bu altı ilkeden oluşan BİR İDEOLOJİ değil, sadece bir kuramdan oluşan bir DÜŞÜNCE SİSTEMİ oluşudur
Ve dostun sarf ettiği her söz, yüreğinize ve ruhunuza merhem kabilindendir.
Yerine göre dostun attığı gülün taş, taşın gül mesabesinde olması da dostluğun bir cilvesidir demek lazım gelir.
Dünya tarihinin akışını değiştiren hadiselerin başında gelir İstanbulun Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethedilmesi Bin yıllık Bizansın kâbusudur 29 Mayıs 1453 günü 1453 yılının Mayısının son Salı günü İstanbul kapılarına dayanan Sultan İkinci Mehmet, önündeki engelleri bir bir aşmıştı. Bu, Bizansın düşüşü, Osmanlının yükselişiydi. Onun içindir ki Batıda
İnsan bencilliğinin bir boyutu tartışılmaktadır.
Bütün kadınlardan tablo yapılabilir biri hariç. O da kim midir? Tabi ki yontulup şekillendirilen ve bir resme monte edilebilen taş gibi kadındır. Bir resme başladığınızda dikkat edin, kompozisyonuzda kadın figürü olacak kişi, mutluysa eğer sıradan pozlar verir ve boyayı taşırır. Kadını mutsuz et ki, tabloya heyecan ve renk
Gözlerimin görebildiği yere kadar sindiriyorum içime, görkemi başka, ışığı başka, büyüsü başka... Bazen mavi, bazen kızıla boyanır, gece ise düş gezginlerinin mekanı... Gök deriz, gökyüzü deriz, bir şehir; insansız, asılı gümüşlerden, renkten, ışıktan örülü. Gümüşler bazen yalnız, bazen dost canlısı... Öyle bir dizayn, kusursuz, kendi kendini var ettiğine
Kendimizle ilgilenmek yerine, başkalarının propaganda ve reklamlarına kaptırıyoruz kendimizi. Yaşama gerçekçi olarak bakmak, objektif olmaya çalışmak gerek...
Memduh Şevket Esendal