Alıp Başımı Gitsem Mutlu İllere…
Alıp başımı Sinop’a gidesim geldi…
O ki, ‘Türkiye’nin en mutlu ili’.
Sinop, bekle beni…
Hemen değilse bile, bir gün…
Mutlaka geleceğim...
"Yazı, sesin resmidir. — Voltaire"
"Yazı, sesin resmidir. — Voltaire"
Alıp başımı Sinop’a gidesim geldi…
O ki, ‘Türkiye’nin en mutlu ili’.
Sinop, bekle beni…
Hemen değilse bile, bir gün…
Mutlaka geleceğim...
Ne demiş Rus Edebiyatının zirve isimlerinden Lev Tolstoy Bir insan acı duyarsa canlıdır, başkasının acısını duyarsa insandır. Hangimiz duyuyoruz başkalarının acılarını? Zor günlerden geçiyoruz, kaç kişinin gece yatağa yattığı zaman şu devirde olan bitenlerden dolayı uykusu kaçıyor? Civan gibi evlatlarımız toprağa düşüyor. Bir dolu masum insan Akdenizin, Egenin
Ey sevgili, içki içmem günahmış. Bu gece efkarlıyım söyle nasıl içmeyeyim. Gel yanıma, sana bakıp içmeden sarhoş olayım. Ne ben günaha gireyim ne sen hoyrat ellerde kadeh gibi kırıl. Seni sevmek üzüme bakıp şarap küpüne dönmektir. Gel otur yanıma, sağım solum bağ bahçe olsun. Yüreğim yanında ezilip büzülerek
Dünyanın neresinde olursanız olun, hayat olsa da size özel, hep bu anı beklersiniz, toprağa ayak basmayı, sevdiklerinize kavuşmayı, eşinizi, çocuğunuzu kucaklamayı, onları öpmeyi, sonra kafanızda tek düşünce var: “Eve dönmek güzel...”
Türk Milleti olarak her zaman savaşa karşı ve barıştan yana olsak da savaş kaçınılmaz olduğu zaman, cepheye gitmek için, kadını, erkeği, çoluğu çocuğuyla bir an bile tereddüt etmeyiz. ''Gazi, vatan sevgisinin sembolüdür. Şehit ve Gazi, toprağı vatan; insanı ulus yapan değerlerdir.''
Gençler edepsizce özgürleşmiş mi, yoksa, “Onu yapma, şunu içme, el ele tutuşma, elini sevgilinin omzuna atıp parkta oturma” diyenlere inat, yeni başkaldırı yöntemleri mi geliştirmiş, anlamadım. Metronun yürüyen merdiveninde, ayakta duran sevgilisinin beline bacaklarını, boynuna kollarını dolayıp yapışarak inen genç kızı görünce, benim yorumum yolunu şaşırdı, afalladım kaldım.
İnşallah sabahı görmeme izin verirsin Olmazsa da Ben ne kaybedebilirim ki? Ya da Sen ne kaybedebilirsin ki?
Ötenazi hakkını tanımamakta ısrar etmek yaşamak istemeyen, yaşam alanı tanınmayan insana tüketim ekonomisini beslesin diye sözde inançlar adına işkence etmektir.
Kulaklarım çınlamakta, başım dönmekte... İşitme kaybı yaşamaktayım. İnsanlar mırıldanmakta sanki yanımda. Duymak istemekteyim seslerin enerjisini. Cümle varlığımla katılmak istemekteyim hayat kitabına.
Öyle görünüyor ki; özgür ve amaçlı üretici olarak kabul edilen insanın en büyük başarısı(zlığı) kendisi de dâhil olmak üzere doğayı araçsallaştırmasıdır. O, doğayı ve doğasını (kendine yabancılaşarak) nesneleştirme yoluyla dönüştürendir. Ve her şey bu önkabulle başlar; insan her şeyden önce kendine araçtır. Tuhaf bir biçimde yaşamını sürdürmek için